Acil çözüm bekleyen sorunların çözümsüz kaldığına dikkatleri çeken Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "milli çözümü olmayan partilerin tek yapacağı iş demagojidir" dedi
12 Haziran seçimleri yaklaştıkça sorunların çözümüne dair ülkede atılan bir adım yine yok. Bu konuda Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tan dikkat çekici değerlendirmeler geldi. Prof. Dr. Haydar Baş milli çözümü olmayan partilerin tek yapacağı iş demagojidir" dedi. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu:
"Ekonomi konularında insanlarımızın veya partilerimizin konuşabilmeleri için mutlak surette bir hazırlıklarının olması lazım. Sizin şimdi hiçbir hazırlığınız yok neyi konuşacaksınız ki. Dolayısıyla siyasilerimizin partilerini kurma aşamasında 'ben bu insanlara ne verebilirim, yani vatandaşıma ne verebilirim' bunun hazırlığını yapıp dosyalar haline getirmesi ve kendi anlayışına göre bir tez oluşturması lazım. Ama bakıyoruz siyasi partilerimize ki basmakalıp Amerika'dan, Avrupa'dan duyduklarını gördüklerini Türkiye'ye taşıyorlar, sanki oranın şartları burada varmışçasına meseleleri olduğu gibi konuşmaya çalışıyorlar. Üç yıl geçiyor, beş yıl geçiyor vatandaşın beklentileri tamamen havada kalıyor."
Seçmen plana programa bakmalı
Vatandaşın oy verdiği partinin kendi sorunlarına yönelik bir planı, projesi var mı, yok mu diye sorması gerektiğini söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu:
"Vatandaşımız bakacak, eğer tarımla uğraşan bir çiftçi ise diyecek ki; 'benim ekmemde, biçmemde, pazarlamamda, tohumu almamda, tarlamı sürmemde bu adamın bana kazandıracağı bir şey var mı?' Bu işin sahibi o olduğuna göre 'şunların, şunların olması lazım' diyecek. Bunların kaçta kaçını veriyor, kaçta kaçını vermiyor? Bunu sorduğu zaman görecek ki yüz meselesi varsa, yüz meselesinin hiçbir tanesine cevap bulamaz. Şimdi geliyor bu kardeşimiz yüz probleminden bir tanesine bile çözüm getirmeyen o insanla sandıkta buluşuyor ve beraber oluyor. Ondan sonra diyor ki; 'üzümüm satılmadı, çayım satılmadı, tütünüm satılmadı, buğdayım satılmadı, mısırım para etmedi.' Elbette zarar edersin, oy verdiğin partiler sana bu hazırlıkla gelmedi ki, sana bir defa bundan bahsetmedi ki. Onun için bizim bu olayı çok iyi görmemiz lazım."
Tüketimi desteklemek işlerine gelmiyor
Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlardan çıkmasının Milli Ekonomi Modeli'nin tüm yönleriyle uygulanmasıyla mümkün olabileceğini ifade eden BTP Genel Başkanı bugüne kadar dünya üzerinde uygulanan iktisat sistemlerinin fakiri, fukarayı düşünmediğini söyledi. Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar dünya, işine gelmediği için tüketimi devreye koymamıştır. Devamlı üretim mantığı üzerinden yola çıkmıştır. Niye? Kazanan daha fazla kazansın diye. Hiç kimse fakiri, fukarayı, garibi düşünmedi. İşte biz bütün bunları yıkma noktasında dedik ki, 'hayır bu yanlış' sürekli büyüme olması için mutlaka tüketimin olması lazım. Tüketimin olduğu yerde mutlaka üretim olur. Niye? Adam pazar buldu. İmal etti geldi sattı, ikincisini yapacak, üçüncüsünü yapacak. Ama şimdi imal ediyor geliyor pazara müşteri almıyor, elinde kalıyor, bu sefer iflaslar başlıyor. Bunun sona ermesi için modelimizin sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada hâkim olması lazım. Onun için dikkat ederseniz bütün devletler bizim modelimizden görüş alıyorlar artı bendeki programı, projeyi, tezi kendi aralarında pay ediyorlar uygulamaya çalışıyorlar. Türkiye'de de bunu yapmaya başladılar sağ olsunlar ama ben onların yerinde olsam kaynağını gösteririm derim ki; 'işte bu filancanındır teşekkür ediyoruz'. CHP'li arkadaşımıza bu Haydar hocanın projesidir dendiği zaman 'tabi o bizim hocamız' dedi. Elbette bunu söyledikleri zaman biz de mutlu oluyoruz. Niye? Ben milletime hizmet ettim diye. Ben isterim ki, IMF'ye gitmesinler elbette bana gelsinler. Avrupa Birliğine, Amerika'ya gidip el açmasınlar bana gelsinler bizim istediğimiz bu zaten."TUNALIM...
29 Mart 2011 Salı
7 Mart 2011 Pazartesi
SİZ İKTİDARDA İKEN....
İş sahibi işini aş sahibi de aşını kaybetmişse…
Milletin önüne koyduğunuz çorbadan çıkan taşlar yüzünden diş sahibi dişini, yaşattığınız hayal kırklıkları nedeni ile düş sahibi de düşünü kaybetmişse…
Alabora ettiğiniz kültürel hayat nedeni ile, korkunç bir girdaba dönüştürdüğünüz ekonomik şartlar sebebi ile yuvalar yıkılmış, boşanmalar artmış ve yüz binler, nice yüz binler eşini kaybetmişse…
Topluma musallat ettiğiniz modern günah yolları nedeni ile, yediden yetmişe yaygınlaştırdığınız faiz bataklığı sebebi ile nice yüz binler, nice milyonlar ibadet aşkını, ibadet hazzını ve huşuunu kaybetmişse…
Bin yıldan beri bu topraklarda Tevhid akidesinin bayraktarlığını yapmış olan bu milletin arasına “dinler arası diyalog, İbrahim’de buluşalım” türünden fitne fesat tohumlarının ekilmesi yüzünden nice milyonlar Sıratı Müstekim’i bulacak ışığını yitirmişse…
Küresel tefecilerin değirmenine su taşıyacak tarzda uyguladığınız ekonomik politikalar nedeni ile bu toprakların gerçek sahibi olan bu millet hem pilavından hem de kaşığından olmuşsa…
Siz iktidarda iken… Bölücüler bayram etmiş, bölücülerin başları göğe yetmiş, bölücülük de ciddi ciddi para etmişse…
Anadolu coğrafyasının hazineleri tırlar ile, trenler ile dışarıya gitmiş,götürülmüş ise…
Uçsuz bucaksız Anadolu yaylalarında, mümbit ve sulak ovalarında hem tarım ürünlerinin, hububat çeşitlerinin hem de koyun ve sığır sürülerinin nesli kurutulmuş ise…
Ektiğinden biçtiğinden, büyütüp beslediğinden hep zarar eden köylüye çiftçiye sonunda tarlası çayırı sattırılmış ise…
Siz iktidarda iken…
Tarih boyunca hiçbir dönemde onurundan, gururundan, şeref ve haysiyetinden asla taviz vermemiş olan bu aziz millete, yanlış dış politikalar yüzünden nice tarifsiz acılar tattırılmış ise…
Acı üstüne acı yaşatılan milletimize her acısı yeni bir acı ile unutturulmuş ise…
Nice mutlak ayıplar, mutlak kayıplar, mutlak zarar ve hezimetler modern sihirbazlar aracılığı ile zafer diye yutturulmuş ise… Elinize mikrofonu alıp kameralara karşı da dönerek; “Neredeeeeen Nereye…” naranızı ata bilirsiniz. Kızarmak mı? Ne kaldı ki kızaracak?
A.Karaca-TUNALIM....
Milletin önüne koyduğunuz çorbadan çıkan taşlar yüzünden diş sahibi dişini, yaşattığınız hayal kırklıkları nedeni ile düş sahibi de düşünü kaybetmişse…
Alabora ettiğiniz kültürel hayat nedeni ile, korkunç bir girdaba dönüştürdüğünüz ekonomik şartlar sebebi ile yuvalar yıkılmış, boşanmalar artmış ve yüz binler, nice yüz binler eşini kaybetmişse…
Topluma musallat ettiğiniz modern günah yolları nedeni ile, yediden yetmişe yaygınlaştırdığınız faiz bataklığı sebebi ile nice yüz binler, nice milyonlar ibadet aşkını, ibadet hazzını ve huşuunu kaybetmişse…
Bin yıldan beri bu topraklarda Tevhid akidesinin bayraktarlığını yapmış olan bu milletin arasına “dinler arası diyalog, İbrahim’de buluşalım” türünden fitne fesat tohumlarının ekilmesi yüzünden nice milyonlar Sıratı Müstekim’i bulacak ışığını yitirmişse…
Küresel tefecilerin değirmenine su taşıyacak tarzda uyguladığınız ekonomik politikalar nedeni ile bu toprakların gerçek sahibi olan bu millet hem pilavından hem de kaşığından olmuşsa…
Siz iktidarda iken… Bölücüler bayram etmiş, bölücülerin başları göğe yetmiş, bölücülük de ciddi ciddi para etmişse…
Anadolu coğrafyasının hazineleri tırlar ile, trenler ile dışarıya gitmiş,götürülmüş ise…
Uçsuz bucaksız Anadolu yaylalarında, mümbit ve sulak ovalarında hem tarım ürünlerinin, hububat çeşitlerinin hem de koyun ve sığır sürülerinin nesli kurutulmuş ise…
Ektiğinden biçtiğinden, büyütüp beslediğinden hep zarar eden köylüye çiftçiye sonunda tarlası çayırı sattırılmış ise…
Siz iktidarda iken…
Tarih boyunca hiçbir dönemde onurundan, gururundan, şeref ve haysiyetinden asla taviz vermemiş olan bu aziz millete, yanlış dış politikalar yüzünden nice tarifsiz acılar tattırılmış ise…
Acı üstüne acı yaşatılan milletimize her acısı yeni bir acı ile unutturulmuş ise…
Nice mutlak ayıplar, mutlak kayıplar, mutlak zarar ve hezimetler modern sihirbazlar aracılığı ile zafer diye yutturulmuş ise… Elinize mikrofonu alıp kameralara karşı da dönerek; “Neredeeeeen Nereye…” naranızı ata bilirsiniz. Kızarmak mı? Ne kaldı ki kızaracak?
A.Karaca-TUNALIM....
4 Mart 2011 Cuma
DEVRİM’ DEĞİL, PAYLAŞIM SAVAŞI!
Hala tarafım Trablus’dan evlenmiş. Libyalı akrabalarımız var. İçim yanarak ekrandaki görüntülere bakıyorum… BBC, Bingazi’den, parçalanmış vücutları ekrana taşıyor. Kanla yıkanmış insanların çıplak bedenleri özel teknikle saklanıyor… El Cezire de CNN de öyle yapıyor..Hani izleyenleri rahatsız etmemek adına! Ne kadar insanca!!!
Önce bir ülkeyi başından ayağına kendine bağlayacaksın. Yıllarca tüm kılcal damarlarına yerleşip neyi var neyi yok el koyacaksın. Eğitip şekillendirdiğin ve hertürlü zülmüne destek verdiğin diktatörleri karabasan gibi o ülkelerin başında tutacaksın.
Kaddafi gibileri önce bombalayıp sonra yola getirecek, petrol anlaşmalarıyla işine bakacaksın.
2008’de 165 milyon dolarlık silah satacaksın. (ABD- General Dynamics)
2010’da 200 milyon dolarlık silah daha kakalayacaksın. (İngiltere)
Tüm Afrika’ya yaydığın Blackwaters ya da Xee firmalarında ‘çalıştırdığın’ aç işsiz Afrikalılardan PARALI ORDULAR kurup ‘gereken yerlere’ yollayacaksın!
Kaddafi’nin her biri kendine özel orduya sahip oğullarından Hamis, kendi halkını kana boğarken, Beyda kentinde, Uganda ve Zimbabwe’den getirtilen paralı askerlerden de yardım aldığı ajanslara düştü.
*-*-*
Bizim ekranlarda birileri, ‘dış politika uzmanı’ meslekdaşlar ‘devrim’den sözediyor. Ortada sokaklara dökülmüş halklar var. 30-40 yıldır aç bırakılmış ve baskı altındalar. Ve bir anda sokaklara çıktılar. Ve ardı ardına Kuzey Afrika ülkeleri tek tek düğmelerine basılmışcasına patlamaktalar…
Ekranlardan ‘live’ (canlı) yayınla devrim! Habere mi meraklısınız, izleyin! 24 saat.
Bunun adı: ‘Demokrasi ihracati’!
Yahu bunlar değil miydi, Mübarek’i, Kaddafi’yi, Bin Ali’yi, Prens Salih’i ve daha nicelerini abad eden?
Bir anda mı ‘DEMOKRASİ’ akıllarına geldi.. Tüm batı odakları Libyalılar kan kırmızıya dönerken, yarım ağız ‘Yeter ama kandökülmesin!’ diyor. Konuşurlarken ağızlarından her kelime zar zor çıkıyor. Akıllarında ‘nüfus kontrolü! Ne de olsa Afrika çok doğurgan, açlık bile nüfus artışını durduramıyor!
Bizimkiler dut yemiş bülbül! Hepsi ‘Big Brother’ın konuşmasını bekliyor!.
Biz biliyoruz! Bu daha bir başlangıç… Daha çok kan dökülecek, şimdiye kadar destekledikleri diktatörler deliğe süpürülecek, silahlar satılacak, paralı ordular kıyım yapacak. Aç aça öldürtülecek, haritalar değişecek, sonra ‘demokrasi’ gelecek.
Deli diktatörlerin sonu geldi. Arap ülkelerini artık akıllı bankerler yönetecek. ‘Türkiye modeli’ demiyorlar mı? Onların dilinde bu, ‘çağdaş ’ sömürü sistemlerine ‘entegre’ olmak demek.
Küresellerin hesaplaşması
Düğmeye basıldı. Çünkü kumar ekonomisi zorda! Para bitti. Ekonomi batakta. Amerikan halkı Wisconsin’de sokaklara döküldü, Libya yanıyor bir şey mi?!
Şimdi küresel sermaye için paylaşım zamanı! .
Kuzey Afrika’da halklar ölürken aslında küresel sermaye gırtlaklaşıyor…
Kumar ekonomisiyle ve savaş çıkararak dünyaya hakim olmaya çalışan Washington, İngiltere’yi suçluyor. ‘2007’den beri bir yığın ticari anlaşmayla Kaddafi’yi sen meşrulaştırdın!’ diyor.
İngiltere sessiz ve derinden yaptığı hazırlıkların meyvalarını alırken, dışişleri bakanı William Hague, timsah gözyaşlarıyla Kaddafi’nin İngiltere’de okuyan oğlunu arayıp, ‘kaygılarını’ iletiyor!
Dünyayı paylaşan iki güç odağı Kuzey Afrika ve Ortadoğu üzerinden paylaşım savaşında.
Kullanılan Afrika’nın fakir halkından derlenmiş paralı askerler! Hepsi küresel şirketlerin bordrosunda!
Ölenler, sokağa dökülen , Tunuslu, Faslı, Mısırlı, Yemenli, Bahreynli, Ummanlı, Libyalılar!
Gelecek ne yazıkki, yeni Iraklar, yeni Filistinler, yeni Afganistan Pakistanlar!
Bu daha bir başlangıç. Malum ‘Fas’dan Pakistan’a karışacaktı’ ya ortalık…Chevron’un memuru Condolezza Rice Dışişleri bakanı olunca öyle demişti…
Bu mu devrim dalgası?
‘Bu bir devrim dalgası!’ diyen arkadaşlar, nerede bu devrimlerin liderleri?
Nerede örgütlenmiş işçi köylü kitleler? Nerede ‘Tam bağımsızlık’ sloganı? Nerede ufkun ötesini görenler?
Nerede kanlı diktatörlerin iplerini tutan ABD ve İngiliz emperyalizmine lanet okuyanlar?
Mısır zonkladı, kanadı, günlerce Tahrir meydanında yattı Mısırlı. Şimdi evinde. Yine aç, yine 30 dolar maaşı. Tabii alabilirse. İktidar koltuğunda Mübarek yok artık. Kaddafi’nin saray/çadırı da geçmişte kaldı. Tunus’da Zeynel Bin Abidin’in koltuğu ABD damgalı generallerin altında!
Oysa devrim değiştirir. Hem de kökünden. Olan, geçen yüzyılın ilk yarısında dünyanın hakimi olan İngiltere merkezli küresel sermayenin , ABD merkezli küresel çeteyle hesaplaşmasıdır. Yeniden paylaşım savaşıdır..
Güç çatışması İzlanda’dan başlamış, Baltık, Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika’ya dayanmıştır.
Artık bir gün bir yıl gibidir! Güç merkezi vahşi batıdan kuzey Avrupa’ya doğru geçmektedir. Artık Washington’dan çok Londra’nın sesi gürleyecektir.
Yıllarca işkence altında yaşayan ve şimdi de kanayan bu ülkelerde son yıllarda istihbarat merkezlerinin dağıttığı yüzlerce milyon doları takip edin.. Gerçeği bulacaksınız…
Küresel çetenin akıl hocası Z. Brezezinski yol haritasını çizmişti! ‘Küresel politik uyanış’ (Global Political Awakening) sağlanacak, bu iletişim teknolojileri kullanılarak önce eğitimli kesimde yankı bulacaktı. Aynı anda hem iktidar hem muhalefet şekillendirilecekti. Televizyondan twittera kadar milyonlar yönlendirilecek, gerisini muhalif gruplar, liderler, ABD patentli öğrenci grupları , STK’lar halledecekti. ‘Demokratikleşme’ ana slogan olacaktı.
Arap ulusları ‘özgürleşecek’ ve DEMOKRATİKLEŞECEKti.
AMA Dünya Bankası’na bağımlılıkları daha da pekişecek şekilde…Bunun için ne gerekirse yapılacaktı.
Ilımlı islam seçeneğinden, hristiyan çağdaşlığa kadar uzanan bir yelpazede!
*-*-*
Yazımın sonuna geldiğimde BBC ekranında sırıtan Libya BP temsilcisi! ‘Yetkililer değişir, kimin kim olduğunu anlamak zaman alır ama iş devam eder!’ diyor…
Banu AVAR
banuavar@superonline.com
Önce bir ülkeyi başından ayağına kendine bağlayacaksın. Yıllarca tüm kılcal damarlarına yerleşip neyi var neyi yok el koyacaksın. Eğitip şekillendirdiğin ve hertürlü zülmüne destek verdiğin diktatörleri karabasan gibi o ülkelerin başında tutacaksın.
Kaddafi gibileri önce bombalayıp sonra yola getirecek, petrol anlaşmalarıyla işine bakacaksın.
2008’de 165 milyon dolarlık silah satacaksın. (ABD- General Dynamics)
2010’da 200 milyon dolarlık silah daha kakalayacaksın. (İngiltere)
Tüm Afrika’ya yaydığın Blackwaters ya da Xee firmalarında ‘çalıştırdığın’ aç işsiz Afrikalılardan PARALI ORDULAR kurup ‘gereken yerlere’ yollayacaksın!
Kaddafi’nin her biri kendine özel orduya sahip oğullarından Hamis, kendi halkını kana boğarken, Beyda kentinde, Uganda ve Zimbabwe’den getirtilen paralı askerlerden de yardım aldığı ajanslara düştü.
*-*-*
Bizim ekranlarda birileri, ‘dış politika uzmanı’ meslekdaşlar ‘devrim’den sözediyor. Ortada sokaklara dökülmüş halklar var. 30-40 yıldır aç bırakılmış ve baskı altındalar. Ve bir anda sokaklara çıktılar. Ve ardı ardına Kuzey Afrika ülkeleri tek tek düğmelerine basılmışcasına patlamaktalar…
Ekranlardan ‘live’ (canlı) yayınla devrim! Habere mi meraklısınız, izleyin! 24 saat.
Bunun adı: ‘Demokrasi ihracati’!
Yahu bunlar değil miydi, Mübarek’i, Kaddafi’yi, Bin Ali’yi, Prens Salih’i ve daha nicelerini abad eden?
Bir anda mı ‘DEMOKRASİ’ akıllarına geldi.. Tüm batı odakları Libyalılar kan kırmızıya dönerken, yarım ağız ‘Yeter ama kandökülmesin!’ diyor. Konuşurlarken ağızlarından her kelime zar zor çıkıyor. Akıllarında ‘nüfus kontrolü! Ne de olsa Afrika çok doğurgan, açlık bile nüfus artışını durduramıyor!
Bizimkiler dut yemiş bülbül! Hepsi ‘Big Brother’ın konuşmasını bekliyor!.
Biz biliyoruz! Bu daha bir başlangıç… Daha çok kan dökülecek, şimdiye kadar destekledikleri diktatörler deliğe süpürülecek, silahlar satılacak, paralı ordular kıyım yapacak. Aç aça öldürtülecek, haritalar değişecek, sonra ‘demokrasi’ gelecek.
Deli diktatörlerin sonu geldi. Arap ülkelerini artık akıllı bankerler yönetecek. ‘Türkiye modeli’ demiyorlar mı? Onların dilinde bu, ‘çağdaş ’ sömürü sistemlerine ‘entegre’ olmak demek.
Küresellerin hesaplaşması
Düğmeye basıldı. Çünkü kumar ekonomisi zorda! Para bitti. Ekonomi batakta. Amerikan halkı Wisconsin’de sokaklara döküldü, Libya yanıyor bir şey mi?!
Şimdi küresel sermaye için paylaşım zamanı! .
Kuzey Afrika’da halklar ölürken aslında küresel sermaye gırtlaklaşıyor…
Kumar ekonomisiyle ve savaş çıkararak dünyaya hakim olmaya çalışan Washington, İngiltere’yi suçluyor. ‘2007’den beri bir yığın ticari anlaşmayla Kaddafi’yi sen meşrulaştırdın!’ diyor.
İngiltere sessiz ve derinden yaptığı hazırlıkların meyvalarını alırken, dışişleri bakanı William Hague, timsah gözyaşlarıyla Kaddafi’nin İngiltere’de okuyan oğlunu arayıp, ‘kaygılarını’ iletiyor!
Dünyayı paylaşan iki güç odağı Kuzey Afrika ve Ortadoğu üzerinden paylaşım savaşında.
Kullanılan Afrika’nın fakir halkından derlenmiş paralı askerler! Hepsi küresel şirketlerin bordrosunda!
Ölenler, sokağa dökülen , Tunuslu, Faslı, Mısırlı, Yemenli, Bahreynli, Ummanlı, Libyalılar!
Gelecek ne yazıkki, yeni Iraklar, yeni Filistinler, yeni Afganistan Pakistanlar!
Bu daha bir başlangıç. Malum ‘Fas’dan Pakistan’a karışacaktı’ ya ortalık…Chevron’un memuru Condolezza Rice Dışişleri bakanı olunca öyle demişti…
Bu mu devrim dalgası?
‘Bu bir devrim dalgası!’ diyen arkadaşlar, nerede bu devrimlerin liderleri?
Nerede örgütlenmiş işçi köylü kitleler? Nerede ‘Tam bağımsızlık’ sloganı? Nerede ufkun ötesini görenler?
Nerede kanlı diktatörlerin iplerini tutan ABD ve İngiliz emperyalizmine lanet okuyanlar?
Mısır zonkladı, kanadı, günlerce Tahrir meydanında yattı Mısırlı. Şimdi evinde. Yine aç, yine 30 dolar maaşı. Tabii alabilirse. İktidar koltuğunda Mübarek yok artık. Kaddafi’nin saray/çadırı da geçmişte kaldı. Tunus’da Zeynel Bin Abidin’in koltuğu ABD damgalı generallerin altında!
Oysa devrim değiştirir. Hem de kökünden. Olan, geçen yüzyılın ilk yarısında dünyanın hakimi olan İngiltere merkezli küresel sermayenin , ABD merkezli küresel çeteyle hesaplaşmasıdır. Yeniden paylaşım savaşıdır..
Güç çatışması İzlanda’dan başlamış, Baltık, Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika’ya dayanmıştır.
Artık bir gün bir yıl gibidir! Güç merkezi vahşi batıdan kuzey Avrupa’ya doğru geçmektedir. Artık Washington’dan çok Londra’nın sesi gürleyecektir.
Yıllarca işkence altında yaşayan ve şimdi de kanayan bu ülkelerde son yıllarda istihbarat merkezlerinin dağıttığı yüzlerce milyon doları takip edin.. Gerçeği bulacaksınız…
Küresel çetenin akıl hocası Z. Brezezinski yol haritasını çizmişti! ‘Küresel politik uyanış’ (Global Political Awakening) sağlanacak, bu iletişim teknolojileri kullanılarak önce eğitimli kesimde yankı bulacaktı. Aynı anda hem iktidar hem muhalefet şekillendirilecekti. Televizyondan twittera kadar milyonlar yönlendirilecek, gerisini muhalif gruplar, liderler, ABD patentli öğrenci grupları , STK’lar halledecekti. ‘Demokratikleşme’ ana slogan olacaktı.
Arap ulusları ‘özgürleşecek’ ve DEMOKRATİKLEŞECEKti.
AMA Dünya Bankası’na bağımlılıkları daha da pekişecek şekilde…Bunun için ne gerekirse yapılacaktı.
Ilımlı islam seçeneğinden, hristiyan çağdaşlığa kadar uzanan bir yelpazede!
*-*-*
Yazımın sonuna geldiğimde BBC ekranında sırıtan Libya BP temsilcisi! ‘Yetkililer değişir, kimin kim olduğunu anlamak zaman alır ama iş devam eder!’ diyor…
Banu AVAR
banuavar@superonline.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)