ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli yazışmaların WikiLeaks internet sitesinde yayınlanması Türkiye basınında geniş yer buldu.
Gazeteler haberi birinci sayfada manşetten verdi.
İşte gazetelerin Wikileaks'le ilgili manşetleri:
HÜRRİYET
Artçıları korkutuyor
Uluslararası siyaset WikiLeaks’e kilitlendi. Şu ana kadar 251 bin 287 belgeden 243’ü yayımlanan internet sitesinin açıklayacağı yeni kriptolar dünyayı tedirgin ediyor. Suriye ve Suudi Arabistan siteye girişi yasakladı.
SABAH
Yüksek yargının darbe girişimi
Wikileaks'in sızdırdığı ABD belgelerinde AK Parti için açılan kapatma davası böyle yorumlandı.
MİLLİYET
En sert yorumlar Edelman’dan
Büyükelçiliği döneminde Ankara’yla çok sıkıntılı dönemler yaşayan Eric Edelman ABD’ye ağır raporlar geçmiş
HABERTURK
Türkler kendilerini Rolls Royce sanıyor
İnternete saçılan ABD gizli belgeleri dünyayı çalkalıyor. Eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’in 20 Ocak 2010 tarihli belgesinde, Türk dış politikasına yönelik eleştiriler getiriliyor.
VATAN
Gizli belgelerde Türkiye
WikiLeaks internet sitesinin yayınladığı gizli ABD Dışiişleri yazışmaları hem Türkiye hem dünyada büyük yankı yarattı.
ZAMAN
Amerika’nın gizli belgeleri başkentleri sarstı
Wikileaks internet sitesinin yayınladığı onbinlerce gizli Amerikan belgesi, ilgili dünya başkentlerinden yankılandı.
RADİKAL
İki isim konuştu
Vecdi Gönül: Demedim
Eric Edelman: Yazmadım
WikiLeaks’in sızdırdığı ABD kriptolarında Davutoğlu için ‘tehlike’ dediği öne sürülen Gönül iddialara karşı çıktı. Dönemin Abd büyülelçisi ise “imzamın olması, benim yazdığım anlamına gelmez” diyor.
CUMHURİYET
Yanıt bekleyen iddialar
En çok mesaj Ankara’dan WikiLeaks tarafından açıklanan belgelerde Başbakan Tayyip Erdoğan ve bazı bakanlar hakkında çok ciddi ve yanıt bekleyen iddialar yer alıyor. Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nden Washington’a gönderilen mesajlar bütün belgeler içinde en büyük grubu oluşturuyor. 15 bin gizli belge, 101 bin çok gizli belge ve 133 bin bu iki sınıfa da girmeyen açık mesaj bulunuyor.
TARAF
Erdoğan’ın İsviçre’de sekiz gizli hesabı var
WikiLeaks belgeleri arasındaki, ABD’nin eski Büyükelçisi Edelman imzalı telgrafta Başbakan’ın İsviçre’de sekiz hesabı olduğu öne sürüldü.
AKŞAM
Skandalın merkez üssünde sıcak dakikalar
Dış ilişkiler tarihinin en sarsıcı bilgi sızması olayı Amerika'yı vuruyor. Artık 'WikiLeaks'ten öncesi-sonrası' var. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve diplomatlar, olayın patlak verdiği dakikaları, skandalın kalbinde, Washington’da yaşadılar.
YENİ ŞAFAK
Oklahoma’lı Sarmusak ABD'nin karizmasını çizdi
Askerlik öncesi pizzacılık yapan 22 yaşındaki Bradley Manning, 28 Şubat sürecinde darbecileri deşifre eden Onbaşı Kadir Sarmusak gibi ABD'nin kirli çamaşırlarını ortaya döktü. Oklahoma’lı Sarmusak, ABD diplomasisinin, dünya liderlerini aşağılayan çirkin bakış açısını deşifre etti.
Kaynak:ntvmsnbc
TUNALIM...
30 Kasım 2010 Salı
ABD-AKP İŞBİRLİĞİ WIKILEAKS’LE ÇIRILÇIPLAK
WikiLeaks’in yayımlamaya başladığı belgelerin ilk partisi, ABD-AKP işbirliğini çırılçıplak ortaya sermiş vaziyette. Kürt Açılımı’ndan AB sürecine, İsrail’le ilişkilerden AKP’nin yolsuzluklarına kadar pek çok şey “belgeli” olarak artık kanıtlanmış durumda…
KÜRT AÇILIMI
Örneğin, Eski ABD Büyükelçisi James Jeffrey, Kürt Açılımı konusunda şöyle diyor: “Büyükelçiliğimiz, bizim verdiğimiz istihbarat desteğiyle PKK’ya karşı kazanılan askeri başarının, sivillere bu açılımı yapmak, Mesut Barzani ve diğer Kürtler ile doğrudan ilişki kurmak için siyasi alan yarattığına inanıyor”. Kürt Açılımı tam da bu işte: AKP üzerinden Türkiye’ye Barzani’yi ve devletini kabul ettirme…
İRAN
Örneğin, AKP’nin İran-İsrail-Suriye ilişkilerinin tamamen ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne uyumlu olduğu da ortaya çıktı. ABD adına Ortadoğu’da görev üstlenen AKP, sözde İsrail karşıtı görüntü sergileyip, hem Arap ülkelerinin liderliğine soyunuyor hem de İran’ı yalnızlaştırıyordu. İşte bu gerçek, ABD Büyükelçisi James Jeffrey’in ağzından belgeye şöyle yansıyordu: “Eğer Türkler, Suriye’yi İran’dan ayırmak konusundaki isteklerinde ciddilerse, bu konuda telefon defteri değerinde tartışmalı protokoller imzalamak yerine, gerçek başarılar elde etmeye başlamaları halinde, bu hepimizin çıkarına olur...”
İSRAİL
İsrail’le izlenen kontrollü gerilim de Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns arasındaki ikili temasta gün yüzüne çıkıyor. Buna göre, Sinirlioğlu, yaşanan gerilime rağmen, Erdoğan’ı Netenyahu ile bir araya getirmeyi arzuladıklarını beyan ediyor.
FÜZE KALKANI
AKP’nin sözde füze kalkanına karşıymış gibi davranmasının da, tamamen tabanından gelecek tepkilere karşı planlandığı belgelerde ortaya çıktı. ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Washington’a yazdığı bilgi notunda, AKP hükümetinin füze savunma sistemini kendi kamuoylarına anlatabilmek için, “NATO ile bağlamaya ihtiyaç duyduklarına” dikkat çekiyor ve şu gerçeğin altını çiziyor: “Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bu füze sistemine katılımının, ileride bir İran saldırısına karşı İsrail’e savunma sağlamasından endişeli...”
AZERBAYCAN
Belgeler sayesinde, AKP’nin ABD için Kafkasya’da uyguladığı politikaların, Azerbaycan’ın çıkarlarına aykırı olduğu da kanıtlanmış oldu. Aliyev belgelerde, açıkça “Erdoğan hükümetinden hazzetmediğini” ifade ediyor.
AB ÜYELİĞİ
Yine belgelerde, aslında Türkiye’nin AB’ye asla üye olamayacağı da sergileniyor. Türkiye’nin AB kapısına, üye yapılmamak üzere bağlandığı gerçeği, belgelerle somutlanıyor.
YOLSUZLUK
İsviçre’de sekiz ayrı banka hesabı; ihale yolsuzlukları; İran doğal gazından pay alımları; Trabzon belediyesini CHP’den alabilmek için Bakan Faruk Nafiz Özak’ın önce Trabzonspor başkanı yapılması, ardından da kulübe para akıtılması; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, vatandaşı olduğu İngiltere’de bir grup yatırımcıya, “Doğan hisselerinizi satın, çünkü onlar gidici” demesi; Hikmet Balduk, Cüneyd Zapsu ve Mücahit Arslan’ın ihalelerde etkin olduğu; Aksu ve Tüzmen gibi bakanlarla, Müezzinoğlu gibi parti yöneticilerinin yolsuzluklara bulaştığı; AKP’li Bakan Abdülkadir Aksu’nun eroin işine bulaşmakla suçlanması, Emine Erdoğan’ın Tayyip Erdoğan’ı “Allah’a inanan ama Allah’a güvenmeyen” şeklinde tanımladığının bir belgede yer alması…
Bakanların ilişkileri, düşkünlükleri gibi ayrıntılara ise basın-yayın ilkeleri gereği hiç girmiyoruz…
SONUÇ
251 bin 287 belgeden henüz çok azı bu denli kirli ilişkiyi ortaya çıkardığına göre, bakalım belgelerin tamamı yayınlandığında nasıl bir tabloyla karşı karşıya olacağız?!
Mehmet Ali Güller TUNALIM...
KÜRT AÇILIMI
Örneğin, Eski ABD Büyükelçisi James Jeffrey, Kürt Açılımı konusunda şöyle diyor: “Büyükelçiliğimiz, bizim verdiğimiz istihbarat desteğiyle PKK’ya karşı kazanılan askeri başarının, sivillere bu açılımı yapmak, Mesut Barzani ve diğer Kürtler ile doğrudan ilişki kurmak için siyasi alan yarattığına inanıyor”. Kürt Açılımı tam da bu işte: AKP üzerinden Türkiye’ye Barzani’yi ve devletini kabul ettirme…
İRAN
Örneğin, AKP’nin İran-İsrail-Suriye ilişkilerinin tamamen ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne uyumlu olduğu da ortaya çıktı. ABD adına Ortadoğu’da görev üstlenen AKP, sözde İsrail karşıtı görüntü sergileyip, hem Arap ülkelerinin liderliğine soyunuyor hem de İran’ı yalnızlaştırıyordu. İşte bu gerçek, ABD Büyükelçisi James Jeffrey’in ağzından belgeye şöyle yansıyordu: “Eğer Türkler, Suriye’yi İran’dan ayırmak konusundaki isteklerinde ciddilerse, bu konuda telefon defteri değerinde tartışmalı protokoller imzalamak yerine, gerçek başarılar elde etmeye başlamaları halinde, bu hepimizin çıkarına olur...”
İSRAİL
İsrail’le izlenen kontrollü gerilim de Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns arasındaki ikili temasta gün yüzüne çıkıyor. Buna göre, Sinirlioğlu, yaşanan gerilime rağmen, Erdoğan’ı Netenyahu ile bir araya getirmeyi arzuladıklarını beyan ediyor.
FÜZE KALKANI
AKP’nin sözde füze kalkanına karşıymış gibi davranmasının da, tamamen tabanından gelecek tepkilere karşı planlandığı belgelerde ortaya çıktı. ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Washington’a yazdığı bilgi notunda, AKP hükümetinin füze savunma sistemini kendi kamuoylarına anlatabilmek için, “NATO ile bağlamaya ihtiyaç duyduklarına” dikkat çekiyor ve şu gerçeğin altını çiziyor: “Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bu füze sistemine katılımının, ileride bir İran saldırısına karşı İsrail’e savunma sağlamasından endişeli...”
AZERBAYCAN
Belgeler sayesinde, AKP’nin ABD için Kafkasya’da uyguladığı politikaların, Azerbaycan’ın çıkarlarına aykırı olduğu da kanıtlanmış oldu. Aliyev belgelerde, açıkça “Erdoğan hükümetinden hazzetmediğini” ifade ediyor.
AB ÜYELİĞİ
Yine belgelerde, aslında Türkiye’nin AB’ye asla üye olamayacağı da sergileniyor. Türkiye’nin AB kapısına, üye yapılmamak üzere bağlandığı gerçeği, belgelerle somutlanıyor.
YOLSUZLUK
İsviçre’de sekiz ayrı banka hesabı; ihale yolsuzlukları; İran doğal gazından pay alımları; Trabzon belediyesini CHP’den alabilmek için Bakan Faruk Nafiz Özak’ın önce Trabzonspor başkanı yapılması, ardından da kulübe para akıtılması; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, vatandaşı olduğu İngiltere’de bir grup yatırımcıya, “Doğan hisselerinizi satın, çünkü onlar gidici” demesi; Hikmet Balduk, Cüneyd Zapsu ve Mücahit Arslan’ın ihalelerde etkin olduğu; Aksu ve Tüzmen gibi bakanlarla, Müezzinoğlu gibi parti yöneticilerinin yolsuzluklara bulaştığı; AKP’li Bakan Abdülkadir Aksu’nun eroin işine bulaşmakla suçlanması, Emine Erdoğan’ın Tayyip Erdoğan’ı “Allah’a inanan ama Allah’a güvenmeyen” şeklinde tanımladığının bir belgede yer alması…
Bakanların ilişkileri, düşkünlükleri gibi ayrıntılara ise basın-yayın ilkeleri gereği hiç girmiyoruz…
SONUÇ
251 bin 287 belgeden henüz çok azı bu denli kirli ilişkiyi ortaya çıkardığına göre, bakalım belgelerin tamamı yayınlandığında nasıl bir tabloyla karşı karşıya olacağız?!
Mehmet Ali Güller TUNALIM...
FLAŞ BELGELERİN DÜNYA SİYASETİNE YANSIMASI (BBC-NEWS us canada )
Wikileaks release of embassy cables reveals US concerns
Whistle-blowing website Wikileaks has released extracts from secret messages sent by US embassies which give an insight into current global concerns.
They include reports of some Arab leaders - including Saudi Arabia's King Abdullah - urging the US to attack Iran and end its nuclear weapons programme.
Other concerns include the security of Pakistani nuclear material that could be used to make an atomic weapon.
The widespread use of computer hacking by China's government is also reported.
The US government condemned the release of the documents, which number in the hundreds of thousands, saying they put the lives of diplomats and others at risk.
The founder of Wikileaks, Julian Assange, countered by saying the US authorities were afraid of being held to account.
The leaked US embassy cables, published at length in newspapers including the New York Times and the UK's Guardian, also reportedly include accounts of:
US officials were told to spy on the UN's leadership
Iran attempting to adapt North Korean rockets for use as long-range missiles
Corruption within the Afghan government, with concerns heightened when a senior official was found to be carrying more than $50m in cash on a foreign trip
Bargaining to empty the Guantanamo Bay prison camp - including Slovenian diplomats being told to take in a freed prisoner if they wanted to secure a meeting with President Barack Obama
Germany being warned in 2007 not to enforce arrest warrants for US Central Intelligence Agency officers involved in an operation in which an innocent German citizen with the same name as a suspected militant was abducted and held in Afghanistan
US officials being instructed to spy on the UN's leadership by Secretary of State Hillary Clinton
The very close relationship between Russian PM Vladimir Putin and his Italian counterpart Silvio Berlusconi
Alleged links between the Russian government and organised crime
Yemen's president talking to then US Mid-East commander General David Petraeus about attacks on Yemeni al-Qaeda bases and saying: "We'll continue saying the bombs are ours, not yours"
Criticism of UK politicians including Prime Minister David Cameron
Faltering US attempts to prevent Syria from supplying arms to Hezbollah in Lebanon
The leaked embassy cables are both contemporary and historical, and include a 1989 note from a US diplomat in Panama City musing about the options open to Panamanian leader Manuel Noriega and referring to him as "a master of survival" - the author apparently had no idea that US forces would invade a week later and arrest Noriega.
In a statement, the White House said: "Such disclosures put at risk our diplomats, intelligence professionals, and people around the world who come to the United States for assistance in promoting democracy and open government.
"President Obama supports responsible, accountable, and open government at home and around the world, but this reckless and dangerous action runs counter to that goal."
Earlier, Wikileaks said it had come under attack from a computer-hacking operation.
"We are currently under a mass distributed denial of service attack," it reported on its Twitter feed.
No-one has been charged with passing the diplomatic files to the website but suspicion has fallen on US Army private Bradley Manning, an intelligence analyst arrested in Iraq in June and charged over an earlier leak of classified US documents to Mr Assange's organisation.
Wikileaks argues that the site's previous releases shed light on the wars in Afghanistan and Iraq.
Have you seen anything in the documents you would like to share with the BBC? Contact us using the form below
Analysis
Jeremy Bowen BBC Middle East editor
--------------------------------------------------------------------------------
The fact that the Saudis, Jordanians and others are deeply suspicious about Iran's intentions is well known. What has not been known until now is how strongly they have been pressing for American military action.
The leaks do not tell the Iranians anything they did not suspect, or perhaps have already picked up themselves.
But they will sharpen the debate over Iran's nuclear plans, and about the chances of military action by the Americans - or the Israelis.
The leaks are deeply embarrassing for the Americans, and will infuriate Arab leaders whose remarks have been quoted.
TUNALIM
Whistle-blowing website Wikileaks has released extracts from secret messages sent by US embassies which give an insight into current global concerns.
They include reports of some Arab leaders - including Saudi Arabia's King Abdullah - urging the US to attack Iran and end its nuclear weapons programme.
Other concerns include the security of Pakistani nuclear material that could be used to make an atomic weapon.
The widespread use of computer hacking by China's government is also reported.
The US government condemned the release of the documents, which number in the hundreds of thousands, saying they put the lives of diplomats and others at risk.
The founder of Wikileaks, Julian Assange, countered by saying the US authorities were afraid of being held to account.
The leaked US embassy cables, published at length in newspapers including the New York Times and the UK's Guardian, also reportedly include accounts of:
US officials were told to spy on the UN's leadership
Iran attempting to adapt North Korean rockets for use as long-range missiles
Corruption within the Afghan government, with concerns heightened when a senior official was found to be carrying more than $50m in cash on a foreign trip
Bargaining to empty the Guantanamo Bay prison camp - including Slovenian diplomats being told to take in a freed prisoner if they wanted to secure a meeting with President Barack Obama
Germany being warned in 2007 not to enforce arrest warrants for US Central Intelligence Agency officers involved in an operation in which an innocent German citizen with the same name as a suspected militant was abducted and held in Afghanistan
US officials being instructed to spy on the UN's leadership by Secretary of State Hillary Clinton
The very close relationship between Russian PM Vladimir Putin and his Italian counterpart Silvio Berlusconi
Alleged links between the Russian government and organised crime
Yemen's president talking to then US Mid-East commander General David Petraeus about attacks on Yemeni al-Qaeda bases and saying: "We'll continue saying the bombs are ours, not yours"
Criticism of UK politicians including Prime Minister David Cameron
Faltering US attempts to prevent Syria from supplying arms to Hezbollah in Lebanon
The leaked embassy cables are both contemporary and historical, and include a 1989 note from a US diplomat in Panama City musing about the options open to Panamanian leader Manuel Noriega and referring to him as "a master of survival" - the author apparently had no idea that US forces would invade a week later and arrest Noriega.
In a statement, the White House said: "Such disclosures put at risk our diplomats, intelligence professionals, and people around the world who come to the United States for assistance in promoting democracy and open government.
"President Obama supports responsible, accountable, and open government at home and around the world, but this reckless and dangerous action runs counter to that goal."
Earlier, Wikileaks said it had come under attack from a computer-hacking operation.
"We are currently under a mass distributed denial of service attack," it reported on its Twitter feed.
No-one has been charged with passing the diplomatic files to the website but suspicion has fallen on US Army private Bradley Manning, an intelligence analyst arrested in Iraq in June and charged over an earlier leak of classified US documents to Mr Assange's organisation.
Wikileaks argues that the site's previous releases shed light on the wars in Afghanistan and Iraq.
Have you seen anything in the documents you would like to share with the BBC? Contact us using the form below
Analysis
Jeremy Bowen BBC Middle East editor
--------------------------------------------------------------------------------
The fact that the Saudis, Jordanians and others are deeply suspicious about Iran's intentions is well known. What has not been known until now is how strongly they have been pressing for American military action.
The leaks do not tell the Iranians anything they did not suspect, or perhaps have already picked up themselves.
But they will sharpen the debate over Iran's nuclear plans, and about the chances of military action by the Americans - or the Israelis.
The leaks are deeply embarrassing for the Americans, and will infuriate Arab leaders whose remarks have been quoted.
TUNALIM
TÜRK EKONOMİSİNİN SON DURUMU..
Dış açık ikiye katlandı
Dış ticaret açığı yüzde 136,4 artışla 6 milyar 328 milyon dolara ulaştı.
İstanbul 30 Kasım (Reuters) -
Emtia fiyatlarındaki yükseliş ve ithalattaki artışa paralel dış ticaret açığı Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 136.4 artışla 6.33 milyar dolar, Ocak-Ekim'de ise bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 83.1 artışla 55.11 milyar dolar oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre ihracat Ekim'de yüzde 8.8 artışla 10.98 milyar dolar, Ocak-Ekim'de yüzde 11.4 artışla 92.71 milyar dolar olarak gerçekleşti.
İthalat ise Ekim'de yüzde 35.5 artışla 17.31 milyar dolar, Ocak-Ekim'de yüzde 30.5 artışla 147.82 milyar dolar oldu.
Emtia fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak ara malı ithalatındaki artış ile sermaye malı ithalatındaki yükselişin dış ticaret açığını genişleten ana unsurlar olduğunu söyleyen TSKB ekonomisti Başar Yıldırım, "Dış ticaret açığı 12 aylık rakamlar toplamında 63.8 milyar dolar ile Ocak 2009'dan bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. İhracat yaptığımız bölgeler içerisinde yüzde 55'in üzerinde paya sahip olan Avrupa bölgesine yönelik belirsizlik, ihracat kapsamında risk unsuru olmaya devam ediyor" dedi ve şöyle devam etti:
"Emtia fiyatlarındaki yükseliş (petrol fiyatlarının 80 doları aşması) ve ithalat iştahında gözlenen artış ile birlikte dış ticaret açığının önümüzdeki dönemde artmaya devam edeceğini bekliyoruz. Bu noktada önümüzdeki yıl cari açık ve finansmanı konusunun yeniden gündemi meşgul edeceğini düşünüyoruz."
TÜİK verilerine göre ihracatın ithalatı karşılama oranı Ekim ayında geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 79 seviyesinden yüzde 63.4'e, Ocak-Ekim döneminde ise yüzde 73.4 seviyesinden yüzde 62.7'ye geriledi.
Geçen yıl Ekim ayında yüzde 50.2 olan Avrupa Birliği'nin (AB) ihracattaki payı 2010 Ekim ayında yüzde 47.6'ya geriledi. AB'ye yapılan ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 3 artarak 5.22 milyar dolar olarak gerçekleşti.
AB'ye yapılan ihracat Ocak-Ekim döneminde ise yüzde 12.9 artışla 42.9 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ekim ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 2009 Ekim ayına göre yüzde 23 artarak 1.21 milyar dolar olurken, Almanya'yı sırasıyla 762 milyon dolar ile İngiltere , 656 milyon dolar ile İtalya, 557 milyon dolar ile Irak ve 524 milyon dolar ile Fransa takip etti. İthalatta ise, Rusya Federasyonu ilk sırada yer aldı. Bu ülkeden yapılan ithalat yüzde 18.4 artarak 1.92 milyar dolar olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu'nu sırasıyla 1.63 milyar dolar ile Çin, 1.59 milyar dolar ile Almanya ve 1.04 milyar dolar ile ABD izledi.
Fasıllar düzeyinde en büyük ihracat kalemi, 1.38 milyar dolar ile motorlu kara taşıtları olurken; bu fasılı 966 milyon dolar ile demir ve çelik, 883 milyon dolar ile kazanlar, makine ve cihazlar, aletler ve bunların aksam-parçaları, 784 milyon dolar ile elektrikli makine ve cihazlar, bunların aksam-parçaları ve 711 milyon dolar ile örme giyim eşyası ve aksesuarları izledi.
Ekim ayında; en yüksek ithalatı olan fasıl 3.56 milyar dolar ile mineral yakıtlar ve yağlar olurken, bu fasılı 1.88 milyar dolar ile kazan makine ve cihazlar, aletler ve bunların aksam-parçaları, 1.47 milyar dolar ile motorlu kara taşıtları ve 1.4 milyar dolar ile demir ve çelik izledi. Kaynak:ntvmsnbc ve Ajanslar
Dış ticaret açığı yüzde 136,4 artışla 6 milyar 328 milyon dolara ulaştı.
İstanbul 30 Kasım (Reuters) -
Emtia fiyatlarındaki yükseliş ve ithalattaki artışa paralel dış ticaret açığı Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 136.4 artışla 6.33 milyar dolar, Ocak-Ekim'de ise bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 83.1 artışla 55.11 milyar dolar oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre ihracat Ekim'de yüzde 8.8 artışla 10.98 milyar dolar, Ocak-Ekim'de yüzde 11.4 artışla 92.71 milyar dolar olarak gerçekleşti.
İthalat ise Ekim'de yüzde 35.5 artışla 17.31 milyar dolar, Ocak-Ekim'de yüzde 30.5 artışla 147.82 milyar dolar oldu.
Emtia fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak ara malı ithalatındaki artış ile sermaye malı ithalatındaki yükselişin dış ticaret açığını genişleten ana unsurlar olduğunu söyleyen TSKB ekonomisti Başar Yıldırım, "Dış ticaret açığı 12 aylık rakamlar toplamında 63.8 milyar dolar ile Ocak 2009'dan bu yana en yüksek seviyeye yükseldi. İhracat yaptığımız bölgeler içerisinde yüzde 55'in üzerinde paya sahip olan Avrupa bölgesine yönelik belirsizlik, ihracat kapsamında risk unsuru olmaya devam ediyor" dedi ve şöyle devam etti:
"Emtia fiyatlarındaki yükseliş (petrol fiyatlarının 80 doları aşması) ve ithalat iştahında gözlenen artış ile birlikte dış ticaret açığının önümüzdeki dönemde artmaya devam edeceğini bekliyoruz. Bu noktada önümüzdeki yıl cari açık ve finansmanı konusunun yeniden gündemi meşgul edeceğini düşünüyoruz."
TÜİK verilerine göre ihracatın ithalatı karşılama oranı Ekim ayında geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 79 seviyesinden yüzde 63.4'e, Ocak-Ekim döneminde ise yüzde 73.4 seviyesinden yüzde 62.7'ye geriledi.
Geçen yıl Ekim ayında yüzde 50.2 olan Avrupa Birliği'nin (AB) ihracattaki payı 2010 Ekim ayında yüzde 47.6'ya geriledi. AB'ye yapılan ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 3 artarak 5.22 milyar dolar olarak gerçekleşti.
AB'ye yapılan ihracat Ocak-Ekim döneminde ise yüzde 12.9 artışla 42.9 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ekim ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 2009 Ekim ayına göre yüzde 23 artarak 1.21 milyar dolar olurken, Almanya'yı sırasıyla 762 milyon dolar ile İngiltere , 656 milyon dolar ile İtalya, 557 milyon dolar ile Irak ve 524 milyon dolar ile Fransa takip etti. İthalatta ise, Rusya Federasyonu ilk sırada yer aldı. Bu ülkeden yapılan ithalat yüzde 18.4 artarak 1.92 milyar dolar olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu'nu sırasıyla 1.63 milyar dolar ile Çin, 1.59 milyar dolar ile Almanya ve 1.04 milyar dolar ile ABD izledi.
Fasıllar düzeyinde en büyük ihracat kalemi, 1.38 milyar dolar ile motorlu kara taşıtları olurken; bu fasılı 966 milyon dolar ile demir ve çelik, 883 milyon dolar ile kazanlar, makine ve cihazlar, aletler ve bunların aksam-parçaları, 784 milyon dolar ile elektrikli makine ve cihazlar, bunların aksam-parçaları ve 711 milyon dolar ile örme giyim eşyası ve aksesuarları izledi.
Ekim ayında; en yüksek ithalatı olan fasıl 3.56 milyar dolar ile mineral yakıtlar ve yağlar olurken, bu fasılı 1.88 milyar dolar ile kazan makine ve cihazlar, aletler ve bunların aksam-parçaları, 1.47 milyar dolar ile motorlu kara taşıtları ve 1.4 milyar dolar ile demir ve çelik izledi. Kaynak:ntvmsnbc ve Ajanslar
28 Kasım 2010 Pazar
BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI BASIN AÇIKLAMASI
Dün gece, haber ajanslarının verdiği bilgilere göre, Beyoğlu İlçesinde parti binamızın önünde şöyle bir olay yaşandı:
Okmeydanı'nda toplanan maskeli yaklaşık 25-30 kişilik grup, yolda lastik yakıp (BTP) Bağımsız Türkiye Partisi'ni protesto etti; grup, ilçe binası yanındaki bir kadın kuaförü kepenklerine “Cephe” yazılı pankart asıp kaçtı.
PKK veya “Cephe” adlı aşırı sol ile ilişkilendirilen olay, olayla ilgili veriler değerlendirildiğinde, ilişkilendirilen adreslerle alakasının olmadığı görülen acemice tezgahlanmış bir provokasyondur.
PKK veya öncüsü olarak Mahir Çayan’ın adı geçen “Cephe” adlı örgüt, Türk devletine karşı bile maskeli olarak meydan okumuyor. Türk askerine karşı dahi maskeli olarak meydan okumuyor ki… Artık maskeye filan ihtiyaçları yok!
Devlete ve askere karşı yaptıkları meydan okumayı ve protestoları güpe gündüz, apaçık yapıyorlar.
Hal böyle iken, adı olay yerine bırakılan örgütün, her vatandaşına “vatandaşlık maaşı” vereceğini taahhüt eden Prof. Dr. Haydar Baş’a ve Bağımsız Türkiye Partisi’ne karşı “maskeli” olarak protesto yaptıklarını iddia etmek, olayı tezgahlayanların maskesini düşürmektedir, olayı tezgahlayanların kimler olduğu hakkında bilgi vermektedir.
Ne PKK’nın, ne de Çayan’ın kurucusu olduğu belirtilen Cephe’nin, bugüne kadar BTP ve Prof. Dr. Baş’a yönelik bir husumeti bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır... Zira Prof. Dr. Baş, her Türk vatandaşına onurlu bir yaşamı Milli Ekonomi Modeli ile garanti eden, her ferde “vatandaşlık maaşı” bağlayacağını deklare eden, hatta dağdaki eşkıyayı bile Sosyal devlet projeleriyle aşağı indireceğini ilan eden bir siyaset ve model adamıdır.
Hükümet, bu olayın asıl faillerini acilen bulmakla mükelleftir. Hiçbir maske, olayın asıl faillerini örtemeyecektir.
Olayın failleri, maskeli çocuklar değil; Prof. Dr. Baş’ın ve BTP kurmaylarını Ergenekon dosyasına sokuşturmaya çalışanlardır.
Olayın failleri, Prof. Dr. Baş’ı, Balyoz davasına iliştirmeye yeltenenlerdir.
Olayın failleri, Prof. Dr. Baş’ın ve BTP kurmaylarının Azerbaycan’daki samimi hizmetlerinden rahatsızlık duyan CIA’nın İslamcı kılıklı emir erleridir.
Olayın failleri, Prof. Dr. Baş’ın ve BTP kurmaylarının Suriye’deki dürüst ve iyiniyetli çalışmalarından rahatsızlık duyan CIA’nın dinci kılıklı emir erleridir.
Bölgemiz üzerinde BOP operasyonlarını gerçekleştiren Amerika’nın kucağına kapak atarak, oralardan Türkiye’yi karıştırmaya ve kapıştırmaya çalışan salya-sümüklü zavallılardan akıl alanlardır.
Olayın failleri, Antakya Kapalı Spor Salonu’nda, toplumumuzun Alevî-Sünnî tüm kesimlerini Ehl-i Beyt sevdasında buluşturan, Prof. Dr. Baş’tan rahatsızlık duyarak son anda “kardeşlik ve birlik” programına iştirak etmekten vazgeçenlerde aranmalıdır.
Olayın failleri, Antakya’da yetmiş iki buçuk milleti Hz. Ali’nin sevgisiyle cem edip birlik ve kardeşlik mayasıyla yoğuran Prof. Dr. Baş’ın programa onur konuğu olarak iştirak etmesinden duyduğu rahatsızlığı, bürokratlarını ve mülki erkanı “kardeşlik ve birlik” programına iştirak etmekten son anda geri çekenlerde aranmalıdır.
Güvenlik ve asayişten sorumlu hükümetin vazifesi, olayın faillerini, yukarıda ipuçlarını verdiğimiz adreslerde arayıp ortaya çıkarmaktır.
Hiçbir maske, olayın gerçek faillerinin yüzünü örtemez, saklayamaz.
Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.
Okmeydanı'nda toplanan maskeli yaklaşık 25-30 kişilik grup, yolda lastik yakıp (BTP) Bağımsız Türkiye Partisi'ni protesto etti; grup, ilçe binası yanındaki bir kadın kuaförü kepenklerine “Cephe” yazılı pankart asıp kaçtı.
PKK veya “Cephe” adlı aşırı sol ile ilişkilendirilen olay, olayla ilgili veriler değerlendirildiğinde, ilişkilendirilen adreslerle alakasının olmadığı görülen acemice tezgahlanmış bir provokasyondur.
PKK veya öncüsü olarak Mahir Çayan’ın adı geçen “Cephe” adlı örgüt, Türk devletine karşı bile maskeli olarak meydan okumuyor. Türk askerine karşı dahi maskeli olarak meydan okumuyor ki… Artık maskeye filan ihtiyaçları yok!
Devlete ve askere karşı yaptıkları meydan okumayı ve protestoları güpe gündüz, apaçık yapıyorlar.
Hal böyle iken, adı olay yerine bırakılan örgütün, her vatandaşına “vatandaşlık maaşı” vereceğini taahhüt eden Prof. Dr. Haydar Baş’a ve Bağımsız Türkiye Partisi’ne karşı “maskeli” olarak protesto yaptıklarını iddia etmek, olayı tezgahlayanların maskesini düşürmektedir, olayı tezgahlayanların kimler olduğu hakkında bilgi vermektedir.
Ne PKK’nın, ne de Çayan’ın kurucusu olduğu belirtilen Cephe’nin, bugüne kadar BTP ve Prof. Dr. Baş’a yönelik bir husumeti bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır... Zira Prof. Dr. Baş, her Türk vatandaşına onurlu bir yaşamı Milli Ekonomi Modeli ile garanti eden, her ferde “vatandaşlık maaşı” bağlayacağını deklare eden, hatta dağdaki eşkıyayı bile Sosyal devlet projeleriyle aşağı indireceğini ilan eden bir siyaset ve model adamıdır.
Hükümet, bu olayın asıl faillerini acilen bulmakla mükelleftir. Hiçbir maske, olayın asıl faillerini örtemeyecektir.
Olayın failleri, maskeli çocuklar değil; Prof. Dr. Baş’ın ve BTP kurmaylarını Ergenekon dosyasına sokuşturmaya çalışanlardır.
Olayın failleri, Prof. Dr. Baş’ı, Balyoz davasına iliştirmeye yeltenenlerdir.
Olayın failleri, Prof. Dr. Baş’ın ve BTP kurmaylarının Azerbaycan’daki samimi hizmetlerinden rahatsızlık duyan CIA’nın İslamcı kılıklı emir erleridir.
Olayın failleri, Prof. Dr. Baş’ın ve BTP kurmaylarının Suriye’deki dürüst ve iyiniyetli çalışmalarından rahatsızlık duyan CIA’nın dinci kılıklı emir erleridir.
Bölgemiz üzerinde BOP operasyonlarını gerçekleştiren Amerika’nın kucağına kapak atarak, oralardan Türkiye’yi karıştırmaya ve kapıştırmaya çalışan salya-sümüklü zavallılardan akıl alanlardır.
Olayın failleri, Antakya Kapalı Spor Salonu’nda, toplumumuzun Alevî-Sünnî tüm kesimlerini Ehl-i Beyt sevdasında buluşturan, Prof. Dr. Baş’tan rahatsızlık duyarak son anda “kardeşlik ve birlik” programına iştirak etmekten vazgeçenlerde aranmalıdır.
Olayın failleri, Antakya’da yetmiş iki buçuk milleti Hz. Ali’nin sevgisiyle cem edip birlik ve kardeşlik mayasıyla yoğuran Prof. Dr. Baş’ın programa onur konuğu olarak iştirak etmesinden duyduğu rahatsızlığı, bürokratlarını ve mülki erkanı “kardeşlik ve birlik” programına iştirak etmekten son anda geri çekenlerde aranmalıdır.
Güvenlik ve asayişten sorumlu hükümetin vazifesi, olayın faillerini, yukarıda ipuçlarını verdiğimiz adreslerde arayıp ortaya çıkarmaktır.
Hiçbir maske, olayın gerçek faillerinin yüzünü örtemez, saklayamaz.
Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.
23 Kasım 2010 Salı
SOSYAL ADALET SAĞLANMADAN MİLLİ BİRLİK SAĞLANAMAZ
Türkiye’de milli ve dini bütünlüğünü bozmak için çok çeşitli oyunlar sahnelendiğini söyleyen Prof. Dr. Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan projelerle sosyal adalet sağlanacak ve tüm oyunlar bozulacak” dedi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’nin yaşadığı sorunları ve bu sorunların çözüm yolları üzerine önemli açıklamalar yaptı. Konuşmasında vatandaşın durumunun içler acısı olduğuna dikkatleri çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “işçi mağdur, emekli mağdur, çiftçi mağdur, esnaf mağdur. Bu uygulanan ekonomi anlayışı ile herkes mağdur” dedi. Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projeleriyle ülkeyi refaha kavuşturacaklarını söyleyen Prof. Dr. Baş, “Sadece batağa giden paraları kurtarıp millete versek bu iş olur. Bu millet bizden bir bardak su istiyor, biz okyanusu veriyoruz. Bizim dışımızda hiçbir sistem tüketim analizli bir model ortaya koyamadı” diye konuştu.
Maaş almayan kimse kalmayacak
“Nasip olursa vatandaşlık maaşı almayan bir tek vatandaş bırakmayacağız” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Türk ekonomisi, sahip olduğu değerler itibariyle bizi kıyamete kadar bakabilir. AKP iktidara gelene kadar Türkiye bakire maden rezervlerine sahipti. Şimdi kaynaklarımız dış güçlere teslim ediliyor. Bizim modelimizde bu madenleri milletimizle ortaklaşa işleteceğiz.
Sosyal adaleti biz sağlarız
Konuşmasında Türkiye’nin milli ve dini bütünlüğünü bozmak için sahnelenen oyunlara da dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan projelerle sosyal adalet sağlanacak ve tüm oyunlar bozulacak” dedi. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Biz Altaylardan geldik. Bir dedenin evladıyız. Biri o, biri ben. Biri o, biri Laz. Biri o, biri Çerkez. Hepimiz bir şemsiyenin, bir dedenin evlatlarıyız. Dinimiz bir, milliyetimiz bir, medeniyetimiz bir. Kültürümüz, örfümüz, âdetimiz ve geleneğimiz bir. Bu kadar birlikteliğimiz varken fitnenin aramıza girip bizi bölmesine asla izin vermeyiz.”
Büyük Türk milletinin modeli
Milli Ekonomi Modeli’ni fakiri–fukarayı, İşçiyi, memuru, emekliyi düşünerek yazdığını söyleyen Prof. Dr. Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nde herkes kendinden bir şeyler bulur. Bu model büyük Türk milletinindir” dedi. Bu kitabı yazarken ilk başta sokaktaki hamalı düşündüğünü belirten Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Fakiri–fukarayı, İşçiyi, memuru, emekliyi düşünerek yola çıktım. Ben bu işi yaparım. Bunda hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın.”
ETNİK DÜZENLEME BÖLÜNMEYE GÖTÜRÜR
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Vatandaşlık kavramı yerine etnik kökene göre yapılan bir düzenlemenin sonu bölünme olur” uyarısında bulundu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, günümüzde geçerli olan hukukta etnik grup gibi bir kabulün olmadığını ifade ederek, “Anayasa’da Türk vatandaşlığı ve azınlık kavramları vardır” dedi. BTP Genel Başkanı, şunları kaydetti: “Geçerli olan hukukta bugün etnik kimlik yoktur. Türk vatandaşlığı ve azınlık kavramları var. Lozan’da Türkiye’de ne kadar etnik grup varsa bunların tamamına Türk vatandaşı denmiştir. Kürdüydü, Lazıydı, Çerkeziydi ve Arabıydı Müslüman olan bu insanların tamamının adına Türk vatandaşı denmiştir. Bir de Müslüman olmayan vatandaşlar var, bunlara da azınlıklar adı verilmiştir.”
İmtiyaz yasaları çıkarılacak
“Vatandaşlık kavramı yerine etnik kökene göre yapılan bir düzenlemenin sonu bölünme olur” uyarısında bulunan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Bu anlayış imtiyaz yasalarının çıkmasına sebep olacaktır ki, benim öteden beri üzerinde hassasiyetle durduğum konu budur. Eğer imtiyaz yasaları çıkarsa etnik gruplar bağımsızlık iddiasıyla ortaya çıkacak ve bir anda Türkiye darmadağın olacak. Türkiye bu sürece o zaman Müslüman Türk kimliğinin hakkı ne olacak, bunu adama sorarlar.”
‘Kürt sorunu’ sözü en büyük hata…
Açılım sürecinde yapılan en büyük hatanın PKK terörüne etnik bir kimlik yükleyerek Kürt sorunu demek olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Baş son derece dikkat çekici açıklamalar yaptı. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Bilerek yahut da bilmeyerek işlenen bir cinayet var. O da şudur; PKK terörünün Kürt meselesi olduğu kanaatini kamuoyuna kabul ettirmek. Yani sanki ‘PKK Kürtlerin meselesini gündem ediyor ve Kürtler adına iş görüyor. Kürtler de bu gündemi kabul ediyor ve bununla birlikte amel ediyor’ verilmek istenen hava bu. Bu az evvel ifade ettiğim gibi bir takım imtiyaz yasalarının ortaya çıkmasına sebep olacak, bu hak vermekten ziyade bölünmeyle sonuçlanacak.”
İmtiyaz yasaları Türkiye’yi böler
Türk Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşit haklara sahip olduğunu söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Yasalarda haklar verilmiş ama siyasi zihniyetler belki de olayı bu neticeye taşımak için bu hakların yaşanmasına engel oluyor” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Baş şunları söyledi:
“Hak, Türkiye vatandaşlığı adı altında herkese verilmiştir. Yani bir bölgenin insanına verildi de diğer bölgenin insanına verilmedi gibi bir şey yok. Yasalarda bütün haklar verilmiştir. Ne demiştik biz, yasalarda haklar verilmiş ama siyasi zihniyetler buna engel oluyor. Belki de olayı bu neticeye taşımak için bu uygulamaları yapıyorlar. Haklar hukuken var. Binaenaleyh yeni bir anlayışla devletin yapılanmasını ele almak Türk toplumunu paramparça eder ki, burada Batı dünyasının kabulüne göre 36 tane etnik grup var, 36 etnik devletin kuruluş gerekçesi manasına gelir. İmtiyaz yasalarıyla birlikte Türkiye darmadağın olur gider. Onun için terörün Kürt vatandaşlarımızla alakası yoktur. Peki, nedir bu yapılanlar? Kürt vatandaşlarımıza bunu kabul ettirip onların iddialarıyla birlikte vatandaşlarımızı sokağa dökmektir.”
TUNALIM...
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’nin yaşadığı sorunları ve bu sorunların çözüm yolları üzerine önemli açıklamalar yaptı. Konuşmasında vatandaşın durumunun içler acısı olduğuna dikkatleri çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “işçi mağdur, emekli mağdur, çiftçi mağdur, esnaf mağdur. Bu uygulanan ekonomi anlayışı ile herkes mağdur” dedi. Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan sosyal devlet projeleriyle ülkeyi refaha kavuşturacaklarını söyleyen Prof. Dr. Baş, “Sadece batağa giden paraları kurtarıp millete versek bu iş olur. Bu millet bizden bir bardak su istiyor, biz okyanusu veriyoruz. Bizim dışımızda hiçbir sistem tüketim analizli bir model ortaya koyamadı” diye konuştu.
Maaş almayan kimse kalmayacak
“Nasip olursa vatandaşlık maaşı almayan bir tek vatandaş bırakmayacağız” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Türk ekonomisi, sahip olduğu değerler itibariyle bizi kıyamete kadar bakabilir. AKP iktidara gelene kadar Türkiye bakire maden rezervlerine sahipti. Şimdi kaynaklarımız dış güçlere teslim ediliyor. Bizim modelimizde bu madenleri milletimizle ortaklaşa işleteceğiz.
Sosyal adaleti biz sağlarız
Konuşmasında Türkiye’nin milli ve dini bütünlüğünü bozmak için sahnelenen oyunlara da dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan projelerle sosyal adalet sağlanacak ve tüm oyunlar bozulacak” dedi. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Biz Altaylardan geldik. Bir dedenin evladıyız. Biri o, biri ben. Biri o, biri Laz. Biri o, biri Çerkez. Hepimiz bir şemsiyenin, bir dedenin evlatlarıyız. Dinimiz bir, milliyetimiz bir, medeniyetimiz bir. Kültürümüz, örfümüz, âdetimiz ve geleneğimiz bir. Bu kadar birlikteliğimiz varken fitnenin aramıza girip bizi bölmesine asla izin vermeyiz.”
Büyük Türk milletinin modeli
Milli Ekonomi Modeli’ni fakiri–fukarayı, İşçiyi, memuru, emekliyi düşünerek yazdığını söyleyen Prof. Dr. Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nde herkes kendinden bir şeyler bulur. Bu model büyük Türk milletinindir” dedi. Bu kitabı yazarken ilk başta sokaktaki hamalı düşündüğünü belirten Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Fakiri–fukarayı, İşçiyi, memuru, emekliyi düşünerek yola çıktım. Ben bu işi yaparım. Bunda hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın.”
ETNİK DÜZENLEME BÖLÜNMEYE GÖTÜRÜR
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Vatandaşlık kavramı yerine etnik kökene göre yapılan bir düzenlemenin sonu bölünme olur” uyarısında bulundu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, günümüzde geçerli olan hukukta etnik grup gibi bir kabulün olmadığını ifade ederek, “Anayasa’da Türk vatandaşlığı ve azınlık kavramları vardır” dedi. BTP Genel Başkanı, şunları kaydetti: “Geçerli olan hukukta bugün etnik kimlik yoktur. Türk vatandaşlığı ve azınlık kavramları var. Lozan’da Türkiye’de ne kadar etnik grup varsa bunların tamamına Türk vatandaşı denmiştir. Kürdüydü, Lazıydı, Çerkeziydi ve Arabıydı Müslüman olan bu insanların tamamının adına Türk vatandaşı denmiştir. Bir de Müslüman olmayan vatandaşlar var, bunlara da azınlıklar adı verilmiştir.”
İmtiyaz yasaları çıkarılacak
“Vatandaşlık kavramı yerine etnik kökene göre yapılan bir düzenlemenin sonu bölünme olur” uyarısında bulunan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Bu anlayış imtiyaz yasalarının çıkmasına sebep olacaktır ki, benim öteden beri üzerinde hassasiyetle durduğum konu budur. Eğer imtiyaz yasaları çıkarsa etnik gruplar bağımsızlık iddiasıyla ortaya çıkacak ve bir anda Türkiye darmadağın olacak. Türkiye bu sürece o zaman Müslüman Türk kimliğinin hakkı ne olacak, bunu adama sorarlar.”
‘Kürt sorunu’ sözü en büyük hata…
Açılım sürecinde yapılan en büyük hatanın PKK terörüne etnik bir kimlik yükleyerek Kürt sorunu demek olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Baş son derece dikkat çekici açıklamalar yaptı. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Bilerek yahut da bilmeyerek işlenen bir cinayet var. O da şudur; PKK terörünün Kürt meselesi olduğu kanaatini kamuoyuna kabul ettirmek. Yani sanki ‘PKK Kürtlerin meselesini gündem ediyor ve Kürtler adına iş görüyor. Kürtler de bu gündemi kabul ediyor ve bununla birlikte amel ediyor’ verilmek istenen hava bu. Bu az evvel ifade ettiğim gibi bir takım imtiyaz yasalarının ortaya çıkmasına sebep olacak, bu hak vermekten ziyade bölünmeyle sonuçlanacak.”
İmtiyaz yasaları Türkiye’yi böler
Türk Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşit haklara sahip olduğunu söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Yasalarda haklar verilmiş ama siyasi zihniyetler belki de olayı bu neticeye taşımak için bu hakların yaşanmasına engel oluyor” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Baş şunları söyledi:
“Hak, Türkiye vatandaşlığı adı altında herkese verilmiştir. Yani bir bölgenin insanına verildi de diğer bölgenin insanına verilmedi gibi bir şey yok. Yasalarda bütün haklar verilmiştir. Ne demiştik biz, yasalarda haklar verilmiş ama siyasi zihniyetler buna engel oluyor. Belki de olayı bu neticeye taşımak için bu uygulamaları yapıyorlar. Haklar hukuken var. Binaenaleyh yeni bir anlayışla devletin yapılanmasını ele almak Türk toplumunu paramparça eder ki, burada Batı dünyasının kabulüne göre 36 tane etnik grup var, 36 etnik devletin kuruluş gerekçesi manasına gelir. İmtiyaz yasalarıyla birlikte Türkiye darmadağın olur gider. Onun için terörün Kürt vatandaşlarımızla alakası yoktur. Peki, nedir bu yapılanlar? Kürt vatandaşlarımıza bunu kabul ettirip onların iddialarıyla birlikte vatandaşlarımızı sokağa dökmektir.”
TUNALIM...
15 Kasım 2010 Pazartesi
KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Mübarek Kurban Bayramınızı Tebrik Eder, Cenab-ı Allah'tan Hayırlara Vesile Olmasını ve Ailenizle, Yakınlarınızla ve Tüm Sevdiklerinizle Nice Mutlu, Sağlıklı, Huzurlu Bayramlar Yaşamanızı Niyaz Ederim...
Tüm İnananların Mutlu Olması Lazım Gelen Bu Mübarek, Kutlu Günlerde Kalbini Kırdığınız, Haksızlık Ettiğiniz Kimseler Var İse Mutlaka Gönlünü Alın, Helallik Dileyin ve Herkesle Çok Daha İyi Geçinmeye Gayret Edin..
"Ne Olursan Ol Gel.." Diyen Aşıklar Sultanı Hz. Mevlana'nın,
"Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım" Diyen Hacı Bektaş-ı Veli'nin,
"Yaratılan'ı Severim Yaratan'dan Ötürü" Diyen Yunus Emre'nin,
"İnsan Gönüldür Gönül.." Diyen Liderimiz Haydar Baş'ın İzinde Yürümek Ne Güzeldir...
Gönül Eri Yunus Emre Ne Mükemmel İfade Etmiş:
Hak Cihana Doludur,
Kimseler Hakkı Bilmez.
O'nu Sen Senden İste,
O Senden Ayrı Olmaz.
Dünyaya Gelen Geçer,
Bir Bir Şerbetin İçer,
Bu Bir Köprüdür Geçer,
Cahiller Onu Bilmez.
Gelin Tanış Olalım,
İşin Kolayın Tutalım,
Sevelim Sevilelim;
Dünya Kimseye Kalmaz.
Yunus Sözün Anlar İsen,
Mani'sini Dinler İsen,
Sana İyi Dirlik Gerek,
Bunda Kimseler Kalmaz.
----------------------------------------------
Kopenhag Kriterlerini ve Vatanımızın, İnsanımızın Geleceğini Tehdit Eden Tüm Oluşumları, Ülkeleri Reddediyoruz! Çünkü; Biz, Dünyayı "Ankara Kriterleri" İle Titretmek İçin Varız! Geçmişin Dersi,
Geleceğin Sesi, Gerçeğin Ta Kendisi Olan Siyasi Hareketimize desteğinizi bekliyorum.Saygılarımla
Tüm İnananların Mutlu Olması Lazım Gelen Bu Mübarek, Kutlu Günlerde Kalbini Kırdığınız, Haksızlık Ettiğiniz Kimseler Var İse Mutlaka Gönlünü Alın, Helallik Dileyin ve Herkesle Çok Daha İyi Geçinmeye Gayret Edin..
"Ne Olursan Ol Gel.." Diyen Aşıklar Sultanı Hz. Mevlana'nın,
"Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım" Diyen Hacı Bektaş-ı Veli'nin,
"Yaratılan'ı Severim Yaratan'dan Ötürü" Diyen Yunus Emre'nin,
"İnsan Gönüldür Gönül.." Diyen Liderimiz Haydar Baş'ın İzinde Yürümek Ne Güzeldir...
Gönül Eri Yunus Emre Ne Mükemmel İfade Etmiş:
Hak Cihana Doludur,
Kimseler Hakkı Bilmez.
O'nu Sen Senden İste,
O Senden Ayrı Olmaz.
Dünyaya Gelen Geçer,
Bir Bir Şerbetin İçer,
Bu Bir Köprüdür Geçer,
Cahiller Onu Bilmez.
Gelin Tanış Olalım,
İşin Kolayın Tutalım,
Sevelim Sevilelim;
Dünya Kimseye Kalmaz.
Yunus Sözün Anlar İsen,
Mani'sini Dinler İsen,
Sana İyi Dirlik Gerek,
Bunda Kimseler Kalmaz.
----------------------------------------------
Kopenhag Kriterlerini ve Vatanımızın, İnsanımızın Geleceğini Tehdit Eden Tüm Oluşumları, Ülkeleri Reddediyoruz! Çünkü; Biz, Dünyayı "Ankara Kriterleri" İle Titretmek İçin Varız! Geçmişin Dersi,
Geleceğin Sesi, Gerçeğin Ta Kendisi Olan Siyasi Hareketimize desteğinizi bekliyorum.Saygılarımla
11 Kasım 2010 Perşembe
ATATÜRK'Ü ANMAK VE ANLAMAK...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Vefatının 72.Yıldönümüne Tevafuk Eden Zaman Dilimi İçinde Bulunmaktayız...
İnsan, Değerlerine Kıymet Verdiği ve Bu Yönde Emek Verdiği Kadar Büyüktür ve İyi Niyet, Samimiyet, Dürüstlük, İnanca Saygı, İnsan ve Vatan Sevgisi Gibi Niteliklere Sahip Olduğu, Gerçeği Anlatma Adına Tüm Sıkıntıları Göze Aldığı Derecede Sevilmeye, Sayılmaya, Anılmaya ve Anlaşılmaya Layıktır. Atatürk de Bu Bağlamdaki İcraatleri Ne Kadar Zirvede İse O Kadar Büyük Bir Liderdir ve O Kadar Sevilmeye, Sayılmaya Layıktır. Eğer ki, Gazi Bu Gerçeği En Mükemmel Manada Yaşadı ve Yaşatmaya Gayret Gösterdi İse Bugün Vurguladığım İnsani Özelliklerle Aynı Paralelde Hareket Eden Tek Siyasi Oluşum Olan Bağımsız Türkiye Partisi Kainatın Doruk Noktasındaki Bir Türkiye İçin "Atatürkçü" Olarak Lanse Edilen CHP ve Diğer Batı'nın Bize Dayattığı "Sağ ve Sol" İfadesine Ömrünü Hapseden "Sol Tandaslı" Olarak Adlandırılan Hareketlerin de Başvurması Lazım Gelen Tek Adrestir. Zamanın En Büyük Siyasi, İktisadi, İnsani Hakikatleri Yazdıklarımız ve Yazacaklarımızdır..
Peygamberler Hariç Bütün İnsanlar Günah İşlemeye Elverişli Varlıklardır. Bu İlahi Bir Gerçektir. Atatürk'ün Bazı İcraatleri Konusunda Çekinceleri Olan İnsanlar Mevcuttur. Batı'nın, Bölücülerin Hoşlanmadığı Atatürk'ün Hudut Boylarında Vatanı Savunma Adına Verdiği Mücadele ve "Tam Bağımsızlık", "Milli Ekonomi" İdealine ve Kuva-yı Milliye Ruhuna Yaptığı Liderliği Görmemezlikten Gelmek Doğru mudur?
Atatürk İlahi Gerçeğin Farkına Varanlardandır. Zira; Şöyle Demektedir: "Bütün Dünyanın Müslümanları, Allah'ın Son Peygamberi Hz.Muhammed'in Gösterdiği Yolu Takip Etmeli ve Verdiği Talimatları Tam Olarak Tatbik Etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i Örnek Almalı ve Kendisi Gibi Hareket Etmeli; İslamiyet'in Hükümlerini Olduğu Gibi Yerine Getirmeli. Zira Ancak Bu Şekilde İnsanlar Kurtulabilir ve Kalkınabilirler."
Mevcut Hükümet Üzerinden Bir İnsanın Olmazsa Olmazı Olan İslam'a ve Dini Ritüellere Hakaret Eden Bazı Şahsiyetsizler Ne Kadar Sapık Bir Yol Takip Ettiklerinin Farkına Varmalıdırlar! Çünkü; Maneviyat Bir Milletin Ruhudur. Ruhun Ayrıldığı Bir Beden Nasıl Cesete Dönüyorsa Manevi Değerlerine Cephe Alan Toplulukların Er veya Geç Yok Olması Muteberdir.
Osmanlımız'a İhanet Ederek Topraklarını Satan ve Bugünkü Üzücü Duruma Gelen Filistin, Yanlış Bir Politika İzleyen Irak ve Diğer Ezilmeye Mahkum Hale Gelen Toplumların, Ülkelerin Birçoğu Dışa Bağımlılık ve Basiretsiz İcraatlerinin Kurbanları Olmuşlardır. Allahu Teala, Ülkemizi, Milletimizi Korusun, Onlara da Kurtuluş Nasip Eylesin...
Atatürkçü Olduğunu İfade Eden AB, ABD, IMF Yanlısı Zevat Atatürk'ün 1 Mart 1922'de Yaptığı Meclis Açılış Konuşmasını İyi Anlamalı ve Adeta Bu Konuşmanın Prof. Dr. Haydar Baş'ı ve Bağımsız Türkiye Partisi'ni İşaret Ettiğini Gerektiğince İçlerine Sindirmeliler.
Gazi Mustafa Kemal, 1 Mart 1922'de Yaptığı Meclis Açılış Konuşmasında Şöyle Diyordu: "Herşeyden Önce Milli Amacımız Olan Bağımsızlığımızı Sağlamaya Ulaşmaktan Başka Bir Şey Düşünemeyiz. Bu Nedenle de Bizce Önemli Olan Mali Gücümüzün Bu Sonucu Sağlamaya Yeterli Olup Olmayacağıdır.. Memleketimizin Gelir Kaynakları, Milli Davamızın Güvenle Sonuçlandırılmasına Yeterlidir. Yoksunluklar İçinde Olsa da Milli Gücümüz, Bugüne Kadar Olduğu Gibi, Dış Devletlerden Borç Almadan Memleketi Yönetecek ve Amacına Ulaştırabilecektir."
Son Olarak Diyoruz ki; Bizimle Aynı Şerefi Paylaşmak Her Vatan Evladına Nasip Olmaz.. İnancımıza Hakaret Etmeyen, Vatana İhanet Düşünmeyen Herkes Kardeşimiz Olmaya Adaydır... Bağımsız Türkiye Partisi (BTP
TUNALIM...
İnsan, Değerlerine Kıymet Verdiği ve Bu Yönde Emek Verdiği Kadar Büyüktür ve İyi Niyet, Samimiyet, Dürüstlük, İnanca Saygı, İnsan ve Vatan Sevgisi Gibi Niteliklere Sahip Olduğu, Gerçeği Anlatma Adına Tüm Sıkıntıları Göze Aldığı Derecede Sevilmeye, Sayılmaya, Anılmaya ve Anlaşılmaya Layıktır. Atatürk de Bu Bağlamdaki İcraatleri Ne Kadar Zirvede İse O Kadar Büyük Bir Liderdir ve O Kadar Sevilmeye, Sayılmaya Layıktır. Eğer ki, Gazi Bu Gerçeği En Mükemmel Manada Yaşadı ve Yaşatmaya Gayret Gösterdi İse Bugün Vurguladığım İnsani Özelliklerle Aynı Paralelde Hareket Eden Tek Siyasi Oluşum Olan Bağımsız Türkiye Partisi Kainatın Doruk Noktasındaki Bir Türkiye İçin "Atatürkçü" Olarak Lanse Edilen CHP ve Diğer Batı'nın Bize Dayattığı "Sağ ve Sol" İfadesine Ömrünü Hapseden "Sol Tandaslı" Olarak Adlandırılan Hareketlerin de Başvurması Lazım Gelen Tek Adrestir. Zamanın En Büyük Siyasi, İktisadi, İnsani Hakikatleri Yazdıklarımız ve Yazacaklarımızdır..
Peygamberler Hariç Bütün İnsanlar Günah İşlemeye Elverişli Varlıklardır. Bu İlahi Bir Gerçektir. Atatürk'ün Bazı İcraatleri Konusunda Çekinceleri Olan İnsanlar Mevcuttur. Batı'nın, Bölücülerin Hoşlanmadığı Atatürk'ün Hudut Boylarında Vatanı Savunma Adına Verdiği Mücadele ve "Tam Bağımsızlık", "Milli Ekonomi" İdealine ve Kuva-yı Milliye Ruhuna Yaptığı Liderliği Görmemezlikten Gelmek Doğru mudur?
Atatürk İlahi Gerçeğin Farkına Varanlardandır. Zira; Şöyle Demektedir: "Bütün Dünyanın Müslümanları, Allah'ın Son Peygamberi Hz.Muhammed'in Gösterdiği Yolu Takip Etmeli ve Verdiği Talimatları Tam Olarak Tatbik Etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i Örnek Almalı ve Kendisi Gibi Hareket Etmeli; İslamiyet'in Hükümlerini Olduğu Gibi Yerine Getirmeli. Zira Ancak Bu Şekilde İnsanlar Kurtulabilir ve Kalkınabilirler."
Mevcut Hükümet Üzerinden Bir İnsanın Olmazsa Olmazı Olan İslam'a ve Dini Ritüellere Hakaret Eden Bazı Şahsiyetsizler Ne Kadar Sapık Bir Yol Takip Ettiklerinin Farkına Varmalıdırlar! Çünkü; Maneviyat Bir Milletin Ruhudur. Ruhun Ayrıldığı Bir Beden Nasıl Cesete Dönüyorsa Manevi Değerlerine Cephe Alan Toplulukların Er veya Geç Yok Olması Muteberdir.
Osmanlımız'a İhanet Ederek Topraklarını Satan ve Bugünkü Üzücü Duruma Gelen Filistin, Yanlış Bir Politika İzleyen Irak ve Diğer Ezilmeye Mahkum Hale Gelen Toplumların, Ülkelerin Birçoğu Dışa Bağımlılık ve Basiretsiz İcraatlerinin Kurbanları Olmuşlardır. Allahu Teala, Ülkemizi, Milletimizi Korusun, Onlara da Kurtuluş Nasip Eylesin...
Atatürkçü Olduğunu İfade Eden AB, ABD, IMF Yanlısı Zevat Atatürk'ün 1 Mart 1922'de Yaptığı Meclis Açılış Konuşmasını İyi Anlamalı ve Adeta Bu Konuşmanın Prof. Dr. Haydar Baş'ı ve Bağımsız Türkiye Partisi'ni İşaret Ettiğini Gerektiğince İçlerine Sindirmeliler.
Gazi Mustafa Kemal, 1 Mart 1922'de Yaptığı Meclis Açılış Konuşmasında Şöyle Diyordu: "Herşeyden Önce Milli Amacımız Olan Bağımsızlığımızı Sağlamaya Ulaşmaktan Başka Bir Şey Düşünemeyiz. Bu Nedenle de Bizce Önemli Olan Mali Gücümüzün Bu Sonucu Sağlamaya Yeterli Olup Olmayacağıdır.. Memleketimizin Gelir Kaynakları, Milli Davamızın Güvenle Sonuçlandırılmasına Yeterlidir. Yoksunluklar İçinde Olsa da Milli Gücümüz, Bugüne Kadar Olduğu Gibi, Dış Devletlerden Borç Almadan Memleketi Yönetecek ve Amacına Ulaştırabilecektir."
Son Olarak Diyoruz ki; Bizimle Aynı Şerefi Paylaşmak Her Vatan Evladına Nasip Olmaz.. İnancımıza Hakaret Etmeyen, Vatana İhanet Düşünmeyen Herkes Kardeşimiz Olmaya Adaydır... Bağımsız Türkiye Partisi (BTP
TUNALIM...
10 Kasım 2010 Çarşamba
Kraliçe Elizabeth gözü açık gitmeyecek
100 yılda bir olan işlerden…
Önemli günlerden geçiyoruz…
Türkiye ile sadece ABD ilgilenmiyor!
AB de yakından ilgileniyor.
Batı dünyası son derece alakalı, bu günlerde… NATO öyle.
İngilizler özellikle yanaklarımızdan öpüyor…
İngiliz Kraliyet’i ödül veriliyor Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e.
Chatham House, yılın devlet adamı seçmiş sayın Gül’ü… Kraliçe Elizabeth’in onur ödülü olan “cam kristal”, Gül’e takdim edilecek 9 Kasım’da!
Gül, artık “cam kristal”de olacak!
Bayram değil seyran değil, Kraliçe bizi niçin öptü diye sorun, sorma hakkınız var… Demokrasi var ülkemizde!
Bunlar 100 yılda bir gerçekleşen diplomatik sürprizlerdir!
***
Sevr’in House’u…
Chatham House’un mazisi 20 yüzyılın başlarına dayanır.
İlk yöneticileri ise meşhur Sevr anlaşmasını hazırlayan ekipten şu iki önemli isim:
İngiliz Propaganda Bakanlığı’dan Robert Cecil
İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı siyasi-istihbarat bölümünden Orta Doğu uzmanı Arnold J. Toynbee…
Toynbee’nin pekçok eseri Türkçeye terceme edildi.
Şu namlı Mavi Kitap’ın editörüdür… Ermeni soykırım iftiralarına dayanak yapılan kitap müsveddesinin editörü!
Cecil ve Toynbee’nin Sevr’e katkılarını bilenler bilir.. Meşhur Paris Barış Konferansı’nda, Urfa, Antep ve Maraş’ın Fransızlara verilmesi, manda ve himayenin kabul edilmesi, Batı Anadolu’nun Yunan işgaline bırakılması dayatılmıştı.
Bu ekip, aynı zamanda İsrail devletinin kuruluşuna öncülük eden, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes–Picot haritalarını çizen ve Sevr’i yapan bu masanın etrafındaki ekiptir.
İngiliz Kraliyet’inin dış ilişkilerini koordine eden House’un mazisi bu!
Bu House, Kraliçe Elizabet namına “cam kristal” ödülü verilmek üzere Cumhurbaşkanımız Gül’ü yılın devlet adamı seçiyor!
***
Abdülaziz’e hayır getirmeyen madalya…
Cumhurbaşkanı Gül ilk değil tabi…
Dün hatırlatmıştım, İngiliz Kraliçesi’nin ilk madalya taktığı devlet büyüğümüz Pertevniyal Hatun’un oğlu Sultan Abdülaziz.
Sultan Abdulaziz’in tahta çıkması, Avrupa ülkelerini sevindirdi. Çok iyi ilişkiler geliştirildi. Osmanlı toprakları masonlar için tam cirit alanı oldu.
Abdülaziz döneminde masonluğun Türkiye’deki tarihi açısından kayda değer gelişmeler yalşandı; “Ser Locası” açıldı.
Osmanlı’nın üst düzey erkanı Ser Locası’na kapak attılar, üye oldular: Sultan 5. Murad, Şehzade Nurettin Efendi, Şehzade Selahattin Efendi, Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa, Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, Berlin Büyükelçisi Sadullah Paşa, o dönemin ünlü gazetecisi ve edebiyatçı Şinasi Bey gibi bir çok yazar, devlet adamı, gazeteci ve zengin Osmanlı tüccarları bu mason locanın aktif üyesi oluverdiler. Dönemin en etkili mason devlet adamı ise Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’ydı.
Ancak Sultan Abdülaziz’i başını yine bu mason kadro yedi.
İngiliz Kraliyet’inin madalyası, Sultan Abdülaziz’e hayır getirmedi:
Kargaları büyüttü, gözünü oydular!
Abdülaziz’in eceliyle ölmesini dahi bekleyemediler… Öncü masonlardan Mithat Paşa, Kayserili Ahmet Paşa ve Hüseyin Avni Paşa, padişahı tahtan indirip Topkapı sarayına hapsettiler.
Birkaç gün sonra da “intihar süsü vererek” Abdülaziz’in bileklerini kestiler, bağırta bağırta öldürdüler!..
Payitahta ise Ser Locasına kayıtlı mason 5. Murat’ı oturttular... Koca Osmanlı devlet idaresinin şirazesi çıktı.
Birkaç ay içinde öyle vahim suikastler yaşandı ki, olayları duyan/gören 5. Murad delirdi!.. Tahta çıktıktan doksan üç gün sonra, yerine 2. Abdülhamid Han geçti.
İşte House’un ilk madalyasının serencamı!
***
İngiliz Kraliyet’i adına Chatham House, son dönemde birkaç “yılın devlet adamı” ödülü verdi.
Bunların hepsi “turuncu devrim”ciler…
Ukrayna Devlet Başkanı Yuşçenko… Yuşçenko ödülünü Kraliçe Elizabeth’in elinden aldı.
Mozambik Devlet Başkanı Chissano, Gana Devlet Başkanı Kufuor, Brezilya Devlet Başkanı Lula De Silva da ödüle layık görüldü. Ancak Kraliçe’nin elinde alma şerefine nail olamadılar.
Cumhurbaşkanı Gül, turuncu devrimci Yuşçenko’dan sonra bizzat Kraliçe Elizabeth’ten ödülünü alacak.
***
Kraliçe’yi memnun eden açılımlar…
İngiliz Kraliyet’i Gül’den çok mennun ve razı…
İngiliz Kraliyeti ve Kraliçe Elizabeth, Cumhurbaşkanı Gül’ün,
Irak ekseninde yaptığı hizmetleri,
Afgan ve Pakistan ekseninde yaptığı katkıları,
Kıbrıs’ta attığı adımları,
Ermenistan açılımlarını,
Ne pahasına olursa olsun illa AB, illa AB demesini ve Türkiye’nin AB limanına demirlenmesine katkılarını,
Hepsinden önemlisi Türkiye’deki sivil-demokratik açılımını,
Unutamıyorlar.
Çok razılar, çok memnunlar!
100 yıl sonra “cam kristal” ödülünü vermeyi görev addetmişler!
Türkiye’nin vaziyeti şu ki, Kraliçe Elizabeth, gözü açık gitmeyecek!
İngiliz Kraliçesi’nin razı ve memnun olduğu bu süreçten Türk milleti de razı ve memnun kalacak mı?!
Onu zaman gösterecek…
Ancak ecnebilerin, ABD ve özellikle İngilizlerin rızası ve memnuniyeti istikametinde yol alan geminin akıbeti, çok da hayır üzere olmamıştır.
Yarın bana, demedi, demeyin… M.Emin Koç-TUNALIM...
Önemli günlerden geçiyoruz…
Türkiye ile sadece ABD ilgilenmiyor!
AB de yakından ilgileniyor.
Batı dünyası son derece alakalı, bu günlerde… NATO öyle.
İngilizler özellikle yanaklarımızdan öpüyor…
İngiliz Kraliyet’i ödül veriliyor Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e.
Chatham House, yılın devlet adamı seçmiş sayın Gül’ü… Kraliçe Elizabeth’in onur ödülü olan “cam kristal”, Gül’e takdim edilecek 9 Kasım’da!
Gül, artık “cam kristal”de olacak!
Bayram değil seyran değil, Kraliçe bizi niçin öptü diye sorun, sorma hakkınız var… Demokrasi var ülkemizde!
Bunlar 100 yılda bir gerçekleşen diplomatik sürprizlerdir!
***
Sevr’in House’u…
Chatham House’un mazisi 20 yüzyılın başlarına dayanır.
İlk yöneticileri ise meşhur Sevr anlaşmasını hazırlayan ekipten şu iki önemli isim:
İngiliz Propaganda Bakanlığı’dan Robert Cecil
İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı siyasi-istihbarat bölümünden Orta Doğu uzmanı Arnold J. Toynbee…
Toynbee’nin pekçok eseri Türkçeye terceme edildi.
Şu namlı Mavi Kitap’ın editörüdür… Ermeni soykırım iftiralarına dayanak yapılan kitap müsveddesinin editörü!
Cecil ve Toynbee’nin Sevr’e katkılarını bilenler bilir.. Meşhur Paris Barış Konferansı’nda, Urfa, Antep ve Maraş’ın Fransızlara verilmesi, manda ve himayenin kabul edilmesi, Batı Anadolu’nun Yunan işgaline bırakılması dayatılmıştı.
Bu ekip, aynı zamanda İsrail devletinin kuruluşuna öncülük eden, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes–Picot haritalarını çizen ve Sevr’i yapan bu masanın etrafındaki ekiptir.
İngiliz Kraliyet’inin dış ilişkilerini koordine eden House’un mazisi bu!
Bu House, Kraliçe Elizabet namına “cam kristal” ödülü verilmek üzere Cumhurbaşkanımız Gül’ü yılın devlet adamı seçiyor!
***
Abdülaziz’e hayır getirmeyen madalya…
Cumhurbaşkanı Gül ilk değil tabi…
Dün hatırlatmıştım, İngiliz Kraliçesi’nin ilk madalya taktığı devlet büyüğümüz Pertevniyal Hatun’un oğlu Sultan Abdülaziz.
Sultan Abdulaziz’in tahta çıkması, Avrupa ülkelerini sevindirdi. Çok iyi ilişkiler geliştirildi. Osmanlı toprakları masonlar için tam cirit alanı oldu.
Abdülaziz döneminde masonluğun Türkiye’deki tarihi açısından kayda değer gelişmeler yalşandı; “Ser Locası” açıldı.
Osmanlı’nın üst düzey erkanı Ser Locası’na kapak attılar, üye oldular: Sultan 5. Murad, Şehzade Nurettin Efendi, Şehzade Selahattin Efendi, Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa, Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, Berlin Büyükelçisi Sadullah Paşa, o dönemin ünlü gazetecisi ve edebiyatçı Şinasi Bey gibi bir çok yazar, devlet adamı, gazeteci ve zengin Osmanlı tüccarları bu mason locanın aktif üyesi oluverdiler. Dönemin en etkili mason devlet adamı ise Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’ydı.
Ancak Sultan Abdülaziz’i başını yine bu mason kadro yedi.
İngiliz Kraliyet’inin madalyası, Sultan Abdülaziz’e hayır getirmedi:
Kargaları büyüttü, gözünü oydular!
Abdülaziz’in eceliyle ölmesini dahi bekleyemediler… Öncü masonlardan Mithat Paşa, Kayserili Ahmet Paşa ve Hüseyin Avni Paşa, padişahı tahtan indirip Topkapı sarayına hapsettiler.
Birkaç gün sonra da “intihar süsü vererek” Abdülaziz’in bileklerini kestiler, bağırta bağırta öldürdüler!..
Payitahta ise Ser Locasına kayıtlı mason 5. Murat’ı oturttular... Koca Osmanlı devlet idaresinin şirazesi çıktı.
Birkaç ay içinde öyle vahim suikastler yaşandı ki, olayları duyan/gören 5. Murad delirdi!.. Tahta çıktıktan doksan üç gün sonra, yerine 2. Abdülhamid Han geçti.
İşte House’un ilk madalyasının serencamı!
***
İngiliz Kraliyet’i adına Chatham House, son dönemde birkaç “yılın devlet adamı” ödülü verdi.
Bunların hepsi “turuncu devrim”ciler…
Ukrayna Devlet Başkanı Yuşçenko… Yuşçenko ödülünü Kraliçe Elizabeth’in elinden aldı.
Mozambik Devlet Başkanı Chissano, Gana Devlet Başkanı Kufuor, Brezilya Devlet Başkanı Lula De Silva da ödüle layık görüldü. Ancak Kraliçe’nin elinde alma şerefine nail olamadılar.
Cumhurbaşkanı Gül, turuncu devrimci Yuşçenko’dan sonra bizzat Kraliçe Elizabeth’ten ödülünü alacak.
***
Kraliçe’yi memnun eden açılımlar…
İngiliz Kraliyet’i Gül’den çok mennun ve razı…
İngiliz Kraliyeti ve Kraliçe Elizabeth, Cumhurbaşkanı Gül’ün,
Irak ekseninde yaptığı hizmetleri,
Afgan ve Pakistan ekseninde yaptığı katkıları,
Kıbrıs’ta attığı adımları,
Ermenistan açılımlarını,
Ne pahasına olursa olsun illa AB, illa AB demesini ve Türkiye’nin AB limanına demirlenmesine katkılarını,
Hepsinden önemlisi Türkiye’deki sivil-demokratik açılımını,
Unutamıyorlar.
Çok razılar, çok memnunlar!
100 yıl sonra “cam kristal” ödülünü vermeyi görev addetmişler!
Türkiye’nin vaziyeti şu ki, Kraliçe Elizabeth, gözü açık gitmeyecek!
İngiliz Kraliçesi’nin razı ve memnun olduğu bu süreçten Türk milleti de razı ve memnun kalacak mı?!
Onu zaman gösterecek…
Ancak ecnebilerin, ABD ve özellikle İngilizlerin rızası ve memnuniyeti istikametinde yol alan geminin akıbeti, çok da hayır üzere olmamıştır.
Yarın bana, demedi, demeyin… M.Emin Koç-TUNALIM...
4 Kasım 2010 Perşembe
TÜKETİCİ AYAĞA KALDIRILMALIDIR
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, dünya genelinde yaşanan ekonomik krizin tüketim kesiminin zayıflaması sonucu ortaya çıktığına işaret ederek, “Bizim bugün yapacağımız iş, insanlık nereden darbe aldıysa onu o noktadan ayağa kaldırmaktır”
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tüketimin
önemi konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Dünyanın yaşadığı ekonomik
krizlerin ‘tüketim kesimi’nin ihmalinden kaynaklandığına işaret eden Prof. Dr.
Baş, şunları söyledi: “Her toplumda öne çıkan kesim tüketicidir. Bunlar işçidir,
köylüdür, çiftçidir, memurdur... Bütün bunlar toplumda tüketen sınıftır. Ülkenin
gelirinden üzerlerine yansıma olan insanlardır. Sadece ülkemizde değil, bütün
dünyada tüketim kabiliyeti geriledi. İşçi, memur, emekli, tarım kesimi, besici
kısaca herkes mağdur bir hayat tarzı içine girdi. Bizim bugün yapacağımız iş,
insanlık nereden darbe aldıysa onu o noktadan ayağa kaldırmaktır.”
ABD’deki krizin de sebebi
BTP Lideri, ABD’de yaşanan mortgage (tutsat) krizini de bu bağlamda
değerlendirerek, şunları kaydetti: “ABD’de mortgage krizinin ortaya çıkış nedeni
olarak bankaların batması gösteriliyor. Bu yanlış, evet bankalar battı ama
bankadan borç alan vatandaş battığı için bankalar iflas etti.”
Prof. Dr. Baş,
toplumlara tüketim kabiliyetinin nasıl kazandırılacağı konusunda da şu
tespitlerde bulunarak, devlete düşen göreve dikkat çekti: “Eğer sizin cebinizde
para olursa, pazara gittiğinizde iyi bir alıcı olursunuz. Neye ihtiyacınız
varsa, onu alırsınız. Vatandaşın cebinde para var, ticaret var... Para yok,
ticaret yok! Vitrinlerde öyle muazzam mamüller var ki! İyi de, vatandaşın
cebinde parası yok. Vatandaşa o gücü verecek olan devlet iradesidir. Devlet
vatandaşa tüketim kabiliyeti verecek, vatandaş da gidip pazarda fonksiyonunu
yerine getirecek. Eksiğini istediği gibi tamamlayacak. Vatandaşların çoğu ayda 1
kilo et evine alamıyor. Çünkü parası yok. Ona tüketim kabiliyeti kazandırılması
lazım.”
Çare Vatandaşlık Maaşı
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tüketimin
canlanması için kendi eseri olan Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan “Vatandaşlık
Maaşı” projesini anlatarak, şunları söyledi: “Vatandaşlık Maaşı ile siyasete çok
yeni bir kavram getirdim. Önce ‘nereden bulacak, nasıl yapacak?’ diyenler, ben
500 verecektim, onlar 600 ya da 800 TL vereceklerini söylediler. Yani boynuz
kulağı geçti. Demek ki, verilirmiş bu! Nasıl verilir? Ben her gittiğim ilde o
ilin madenlerine temas ediyorum. Sadece madenler gelirlerimizden bir kalemdir.
Türkiye’nin maden rezervi 3 katrilyon dolardır.”
Baş, Vatandaşlık Maaşından
bahsederken, annelere de özel bir yer ayırarak, şunları söyledi: “Her ay 1000 TL
alacaksın. Çocuğun için 250 TL alacaksın. Okuyan çocuğun için burs alacaksın. Bu
sana yetmiyor mu? Çalışan kardeşim 3 bin TL asgari ücret alacak. Korkmayın
Haydar Hoca bunu verecek. Veremedi mi? Ben kaçmıyorum. Başka vatan arayacak
değilim. Gelin hesap sorun! Anlaştık mı?” TUNALIM...
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tüketimin
önemi konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Dünyanın yaşadığı ekonomik
krizlerin ‘tüketim kesimi’nin ihmalinden kaynaklandığına işaret eden Prof. Dr.
Baş, şunları söyledi: “Her toplumda öne çıkan kesim tüketicidir. Bunlar işçidir,
köylüdür, çiftçidir, memurdur... Bütün bunlar toplumda tüketen sınıftır. Ülkenin
gelirinden üzerlerine yansıma olan insanlardır. Sadece ülkemizde değil, bütün
dünyada tüketim kabiliyeti geriledi. İşçi, memur, emekli, tarım kesimi, besici
kısaca herkes mağdur bir hayat tarzı içine girdi. Bizim bugün yapacağımız iş,
insanlık nereden darbe aldıysa onu o noktadan ayağa kaldırmaktır.”
ABD’deki krizin de sebebi
BTP Lideri, ABD’de yaşanan mortgage (tutsat) krizini de bu bağlamda
değerlendirerek, şunları kaydetti: “ABD’de mortgage krizinin ortaya çıkış nedeni
olarak bankaların batması gösteriliyor. Bu yanlış, evet bankalar battı ama
bankadan borç alan vatandaş battığı için bankalar iflas etti.”
Prof. Dr. Baş,
toplumlara tüketim kabiliyetinin nasıl kazandırılacağı konusunda da şu
tespitlerde bulunarak, devlete düşen göreve dikkat çekti: “Eğer sizin cebinizde
para olursa, pazara gittiğinizde iyi bir alıcı olursunuz. Neye ihtiyacınız
varsa, onu alırsınız. Vatandaşın cebinde para var, ticaret var... Para yok,
ticaret yok! Vitrinlerde öyle muazzam mamüller var ki! İyi de, vatandaşın
cebinde parası yok. Vatandaşa o gücü verecek olan devlet iradesidir. Devlet
vatandaşa tüketim kabiliyeti verecek, vatandaş da gidip pazarda fonksiyonunu
yerine getirecek. Eksiğini istediği gibi tamamlayacak. Vatandaşların çoğu ayda 1
kilo et evine alamıyor. Çünkü parası yok. Ona tüketim kabiliyeti kazandırılması
lazım.”
Çare Vatandaşlık Maaşı
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tüketimin
canlanması için kendi eseri olan Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan “Vatandaşlık
Maaşı” projesini anlatarak, şunları söyledi: “Vatandaşlık Maaşı ile siyasete çok
yeni bir kavram getirdim. Önce ‘nereden bulacak, nasıl yapacak?’ diyenler, ben
500 verecektim, onlar 600 ya da 800 TL vereceklerini söylediler. Yani boynuz
kulağı geçti. Demek ki, verilirmiş bu! Nasıl verilir? Ben her gittiğim ilde o
ilin madenlerine temas ediyorum. Sadece madenler gelirlerimizden bir kalemdir.
Türkiye’nin maden rezervi 3 katrilyon dolardır.”
Baş, Vatandaşlık Maaşından
bahsederken, annelere de özel bir yer ayırarak, şunları söyledi: “Her ay 1000 TL
alacaksın. Çocuğun için 250 TL alacaksın. Okuyan çocuğun için burs alacaksın. Bu
sana yetmiyor mu? Çalışan kardeşim 3 bin TL asgari ücret alacak. Korkmayın
Haydar Hoca bunu verecek. Veremedi mi? Ben kaçmıyorum. Başka vatan arayacak
değilim. Gelin hesap sorun! Anlaştık mı?” TUNALIM...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)