21 Ekim 2010 Perşembe

NE MUTLU TURKUM DIYENE

Türk milletine mensubiyet dünyanın en büyük şerefidir.

KEMAL DERVİŞ'DE ''MİLLİ EKONOMİ'' DEDİ...

Yanlış okumadınız.
Türkiye’ye koalisyon hükümeti zamanında kapitalizmin dayattığı politikaları getiren Kemal Derviş bugünlerde gerek Türkiye’ye gerekse diğer devletlere Milli Ekonomi Modeli’nin çözümlerini isim vermeden vazediyor.
Bakın ne diyor Sayın Derviş:
“Türkiye ve başka yerlerde sosyal demokratların, adil bir gelir dağılımıyla hızlı büyümeyi ve istihdam yaratmayı aynı anda başarabileceklerine güven ve umut vermeleri gerekiyor.”
Adil gelir dağılımını sağlamak;
Hızlı büyümeyi sağlamak;
Ve istihdam yaratmak…
Üstelik bunların hepsini aynı anda başarmak…
Ekonominin temel hedefleri bunlar olmasına rağmen kapitalizm bu üç hedefi sağlamaya asla odaklanmamıştır.
Kapitalizmde adil gelir dağılımını sağlamak imkansızdır ve zaten kapitalizmin özünde gelir adaletsizliği vardır.
Kapitalizm bir grup zenginin varlığını devam ettirebilmesi için milyarlarca insanın sömürülmesini uygun görür.
Yine kapitalizm sürekli ve sağlıklı bir büyümeyi asla başaramamıştır. Hatta Kapitalizm zaman zaman krizlerin olmasını, ekonomilerin allak bullak olmasını normal karşılar.
Sürekli büyüme gelir dağılımındaki adaletle de doğru orantılıdır. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin temel sebebi olan kapitalizm asla sürekli büyümeyi sağlayamaz.
Kapitalizm tam istihdamı da oluşturamaz. Belirli bir işsizlik oranını normal karşılar, hatta çalışanlar üzerinde baskı kurabilmek için gerekli görür.
Kapitalizm gelir adaletini, sürekli büyümeyi ve tam istihdamı ayrı ayrı da olsa gerçekleştiremezken, elbette ki üçünü bir aynı ayna gerçekleştirmesi beklenemez.
O halde bugüne kadar kapitalist ekonominin temsilciliğini yapan, IMF başkanlığına dahi soyunan Kemal Derviş’in yukarıda bahsettiğimiz ifadeleri ile kapitalizmi tavsiye ettiğini söyleyemeyiz.
Dünyada gelir adaletini, sürekli büyümeyi ve tam istihdamı ayrı ayrı ya da hepsini aynı anda gerçekleştirebilecek tek bir ekonomi modeli vardır, o da Milli Ekonomi Modeli’dir.
Sayın Derviş bugüne kadar okuduğu ve duyduğu ekonomi modellerinde bu üç hedefe aynı anda ulaşılabileceğini öğrenmesi asla mümkün olmadığına göre, gizli gizli Milli Ekonomi Modeli’ni okuduğunu söyleyebiliriz.
Her ne kadar bunu aşikar bir şekilde ilan etmese de yukarıdaki sözleri dillendirmesi bunu ispatlıyor.
Hatta kapitalizmin temsilcisi Kemal Derviş bakın kapitalizmi nasıl eleştiriyor:
“Krizin diğer boyutu gelir dağılımının daha da bozulması ve paranın tepede yoğunlaşması. İnsanlar bundan rahatsız. ABD’de kamuoyu finansal krizi atlatmak için Wall Street’e aktarılan kaynağı benimsemiş değil. Dünyanın farklı yerlerinde insanlar gelir dağılımındaki eşitsizliğin düzelmesini istiyor.”
Anlaşılan Sayın Derviş de Bush gibi kapitalizmi kurtarmak için bir dönem kapitalizmin kurallarını rafa kaldırmış durumda…
Sayın Derviş, gelin inat etmeyin, siz de uluslar arası MEM kongrelerine katılan 400’ü aşkın bilim adamı gibi gerçekleri açıklayın ve çözümün adresinin Milli Ekonomi Modeli ve Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu dünyaya haykırın. M.Çabas-TUNALIM...

PROF. DR. EYERCİOĞLU’NDAN EKONOMİ DERSİ

Adana da düzenlenen Ekoanaliz programından BTP kadroları göz doldurmaya, umut vaat etmeye devam ettiler. Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyelerinden BTP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, kamuoyunda estirilen yalan ekonomi rüzgarlarına gerçek tespitler getirerek bu konuda oynanan oyunu bozmaya yönelik önemli açıklamalar yaptılar…

Sayın Eyercioğlu, özellikle Sayın Başbakanın konuşmalarında değindiği bir tespitin analizi yaptılar. Konuşmalarında şu ifadelere yer verdiler:
“Sayın Başbakanın ekonomi ile ilgili yaptığı açıklamalarda (eğer bilerek değilse) bilgi eksikliğine sahip olduğunu görüyoruz.

Yaptığı açıklamalarda “dünyadaki ekonomik krizin ülkemizi teğet geçeceğini söylemiştik, bizim tahminlerimizden de ucuz atlatarak dünyaya örnek olduk” demekte, sonrada bazı rakamsal açıklamalar yaparak tezini güçlendirmeye kalkışmaktadır.

Nedir Sayın Başbakanın bu konudaki tezi; iktidara geldiklerinde IMF nin 26 milyar dolar borcu varmış, kendileri bu borcu 7 Milyar dolara düşürmüşler. Merkez Bankası rezervleri tam takır iken şimdi 75 milyar dolar rezervimiz olduğunu, dünyada bankacılık sektörü batarken bizde en kârlı kurumlar haline geldiğini dile getiriyorlar…

Değerli arkadaşlar, yapılan bu açıklamalar rakamsal bilgi olarak doğrudur ancak eksik ve yanıltıcı bilgilerle doludur.

Öncelikle yapılan bu yanlışı düzeltmeye çalışalım: IMF ye olan borcumuzun düşürülmesi doğrudur ancak borç kaynakları farklı adreslere kaydırılmış ve 2002 de 260 milyar dolar olan toplam borç tutarı 640 milyar dolara ulaşmıştır. Merkez Bankası rezervleri yükselmiştir ancak bizim olmayan ve başka borçlarla doldurulmuş rezervlerdir. Bununla övünmek ekonomi hakkında ne kadar bilgisiz olduklarının delilidir…

Gelelim bankacılık sektörünün kâr ettiğine: Bu da doğrudur ancak bir ülkede bankalar, finans kuruluşları kâr ediyorsa o ülkenin ekonomisinin bittiğinin delilidir. Çünkü bankalar, finans sıkıntısı çeken esnaf ya da iş adamının sırtından faiz kazancı elde eden tefeci kuruluşlardır.

Sayın Başbakan, vatandaşının sömürülerek tefecilerin kâr etmesini bir övünç vesilesi olarak anlatmaktadır. Bunu anlamak mümkün değildir…

Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Bir adamın farklı farklı kimselere borcu olsun. Bu adamın borçlarını ödeyecek ve artacak kadar bir başka yerden borç alıp bütün borçlarını ödeyerek üstüne de alacaklılarını toplayıp benim size borcum kaldı mı diye caka satması, onun başka kurumlara olan borcunu gizler mi, kapatır mı? Milletimiz şunu gayet iyi bilsin ki bu ülkede iyiye giden bir şey yok. Yapılan bazı göz boyamalarla vatandaşın aldatılmasıdır.”

Sayın Eyercioğlunun yaptığı bu tespitlere bakınca nasıl bir tiyatroyla karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır... Bizi bekleyen tehlikeli süreci, borç batağını, satılan toprakları, kurumları, madenleri düşündükçe; akılara durgunluk vermektedir. Allah sonumuzu hayreyliye..! U.Kepekçi-TUNALIM...

11 Ekim 2010 Pazartesi

ÇÖZÜM BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİNDE

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, parti olarak siyasetten ekonomiye, kültürden sanayiye her alanda hazırlık yaptıklarını ve milli projeler ortaya koyduklarını kaydederek, BTP dışında hiçbir partinin böyle bir tez ortaya koymadığını bildirdiBağımsız Türkiye
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Eskişehir’de vatandaşlarla buluştu. Vatandaşların sorularını cevaplandıran Prof. Dr. Baş, “Asgari ücret 544 TL... İşverenler çalışanların sigortalarını eksik yatırıyor. Eskişehir’de 8 büyük tekstil fabrikası kapandı. Bir fabrikada sadece 2.500 işçi çalışıyordu, kapandı” şeklinde soru soran vatandaşa cevap verdi. Parti olarak siyasetten ekonomiye, kültürden sanayiye her alanda hazırlık yaptıklarını ve milli projeler ortaya koyduklarını kaydeden Prof. Dr. Baş, 7 ayrı uluslararası kongre ile dünyaya takdim ettikleri Milli Ekonomi Modeli’ne dikkat çekti. BTP Lideri, şunları söyledi: “Milli Ekonomi Modeli’ni yazdım. Yüzlerce ilim adamı bunu tartıştı. Bir de bu modeli nasıl bir sistemle uygulayacağımızı ortaya koyan ‘Milli Devlet – Sosyal Devlet’ eserini kaleme aldık. Kapı arkasına giderek, kulis yapmadık.”
Başka yerde benzeri yok
BTP dışında hiçbir partinin böyle bir tez ortaya koymadığını kaydeden Prof. Dr. Baş, “Diğer partiler çözüm üretmek yerine dedikodu ile gün geçiriyor” dedi ve referandum sürecinde mitinglerde gündeme gelen tartışmalara dikkat çekti: “Bugün Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi kadroları gibi kadro, Cumhuriye ile yaşıt olan CHP de bile yok. Çok samimi konuşuyorum. Gördük işte referandumda. CHP ya da MHP ortaya bir gerekçe koyabildi mi? Kemal Bey, sağolsun Başbakan’ı boyundan, soyundan, endamından, havuzundan, villasından bahsederek eleştirdi. Sayın Bahçeli’ye gelince, o da ortaya somut bir görüş koyamadı. Biz ise Afyon’da 3 gün süren bir toplantı yaptık ve neden EVET, neden HAYIR denmesi gerektiğini tartıştık.”
Önemli proje
Milli Ekonomi Modeli’nin en önemli sosyal devlet projelerinden birinin ‘vatandaşlık maaşı’ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Baş, bu projenin terör sorunun çözümünde de önemli bir argüman olacağını ifade etti. BTP Lideri, şunları söyledi: “Şimdi vatandaşlık maaşı alan anne, dağda eşkiyalık yapan oğluna ‘aferin, devam et’ mi yoksa ‘bu devlet Baba Devlet, gel bakalım buraya’ mı der? Güneydoğu’nun problemi böyle halledilir. Güneydoğu’da federatif yapıyı savunrak, memleketi bölmek isteyenler var. Beni iyi dinlesinler! Ben Güneydoğu’da yaşayanlarla kardeşim. Onlarla bir masada oturup, yemek yerim. Onlarla hiçbir problemimiz yok. Onlar bizden geçim ve iş istiyor. Bizimkiler de, ‘PKK diyor ki, Güneydoğu’nun sorunu bölünmektir’ diyor. Milletin sesine değil, PKK2nın sesine kulak veriyor. PKK, AB ve ABD’nin adına konuşuyor. Millet de kendi adına konuşuyor. Kendi adına konuşarak, iş ve aş istiyor.”


TUNALIM