Biz de inandık tabi!
ABD’nin PKK’ya verdiği desteğin ve gösterdiği hamiliğin boyutlarını bir çok defa köşemize taşıdık.
Bunların en önemlisi ABD’nin PKK’ya silah verdiği yönündeki iddialardır.
Örnek mi?
Mayıs 1994’te KKTC’de Magosa Limanı’nda PKK’ya silah sevkıyatı yaparken yakalanan ANNA isimli geminin, Litvanya Klaipeda Limanı’ndan yüklediği Kalaşnikof marka silahları “ABD Savunma Bakanlığı’ndan” alınan yükleme belgesiyle yüklediği orta çıktı.
Türk Dışişleri Bakanlığı bu olayın üzerinde hiç durmadı. ABD Savunma Bakanlığı’na ait yükleme belgelerinin PKK’ya silah sevkıyatı yapan bir gemide ne aradığı hiç sorgulanmadı. Tam tersine PKK silahları Amerikan Savunma Bakanlığı taşıma belgesi ile Litvanya bandıralı bir gemiden çıkarken biz hala “stratejik müttefik” edebiyatı ile meşguldük.
PKK’nın elindeki Amerikan menşeili silahlara dair her geçen gün değişik bilgiler elde ediliyordu.
Hakkari’nin Yüksekova İlçesi dağlarında yüzlerce komandonun katılımıyla gerçekleştirilen operasyonlarda, PKK’lı teröristlerin sığınak olarak kullandığı bir mağarada Amerikan yapımı M-16 otomatik tüfek ile C-4 patlayıcı bulundu.(Zaman, 13 Mayıs,1994)
PKK’lı teröristlerin elinden ABD menşeili silahların çıkması üzerine Pentagon sözcüsü Geofff Morrel, “PKK’ya silah sağlamanın ABD’nin politikası olmadığını savundu.” (Vatan,30 Ağustos 2007)
ABD’nin bu savunması elbette son derece doğaldır. Roketatarlardan uzun menzilli makineli silahlara kadar onlarca değişik silahın Pentagon patentli olduğunu kabul etmek elbette ABD’den beklenebilecek bir davranış değil.
Basında PKK’nın elinde ABD menşeili silahlar olduğuna dair pekçok haber çıkarken duyarlı bir devlet kuşkusuz ki bunların gerçek olup olmadığını sonuna kadar araştırır ve gerekeni yapar.
Bu silahlar nasıl PKK’nın eline geçiyor?
Demokrasi ve insan hakları savunuculuğuna soyunmuş bir devletin insan katillerine silah sevkıyatında bulunmasının kabul edilebilir bir yanı yoktur.
Bu silahların PKK’ya geçişinin nasıl olduğu, doğrudan ABD’li yetkililerle mi, aracı unsurlarla mı bu organizasyonun gerçekleştiğine dair değişik iddialar bulunmaktadır.
- ABD kendi görevlileri ile bu sevkıyatı yapmaktadır.
- ABD bu sevkıyatı taşeron grup veya kişiler vasıtasıyla yapmaktadır.
Bu sevkıyatın yapılmasında taşeron olarak kullanılan unsurlardan biri de Mesut Barzani ve lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi’nin içinde bulunduğu değişik unsurlardır.
Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy da PKK’nın elindeki ABD silahlarının Barzani tarafından aktarılmış olabileceği görüşünde olduğunu söyledi.( Akşam,12.07.2007)
İngiliz Daily Telegraphy gazetesi ise bütün bu bulanık ortamda kafaları netleştirecek bir haber geçiyordu Kandil Dağı’ndan:
“ABD’li subaylar helikopterlerle geldikleri Kandil Dağı’nda PKK’lılarla düzenli olarak görüşüyorlar.” (Hürriyet, 10 Eylül 2007)
Amerikan subayları Kandil Dağı’na iskambil oynamaya gitmediklerine göre Pentagon bu askerî transferi hangi amaçla yaptığını açıklamak durumundadır. Amerikan subayları “stratejik müttefiklerinin bu azılı düşmanının kampında” hangi sıfatla bulunmakta, hangi gerekçe ile yok etmeleri gereken bir örgütü böylesine askerî himayeye almaktadırlar?
ABD büyükelçisi boşuna konuşmasın.
Türk halkını aptal yerine koymasın.M.Bayraktar
İŞTE TÜRKÜN GÜCÜ SÖZE GEREK YOK



hakkari'nin nin Yüksekova İlçesi HADEP"li Eski Belediye Başkanı Hetem İke, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İke için Yüksekova Belediyesi önünde cenaze töreni düzenlendi. Törene katılan DTP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Demirtaş, PKK"lı teröristleri kastederek, “9 gencin üzerine 10 bin kişilik orduyu Başbakan Erdoğan"ın talimatıyla gönderiyorlar. Şimdi buna ister kahramanlık deyin, ister zafer deyin. Bundan utanç duymuyorlar” dedi. Cenaze törenine DTP"li belediye başkanları ve 10 bin civarında vatandaş katıldı. Saygı duruşu ile başlayan törende PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan lehine "Biji serok Apo" ve "Şehitler ölmez" sloganları atıldı.
DTP Genel Başkan Yardımcsı Demirtaş, yaptığı konuşmasında PKK"lı teröristleri kastederek, 9 gencin üzerine 10 bin kişilik ordunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"ın talimatıyla gönderildiğini söyledi.
Demirtaş, “Şimdi buna ister kahramanlık deyin, ister zafer deyin. Bundan utanç duymuyorlar. Bundan utanç duymayacak mıyız? Her gün bu acılar yaşanırken biz halen barış diyoruz. Ama maalesef AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da "Ya bu düzene teslim olun ya da, dağlara gidin" diyor. Bizim acımız daha çoktur. Halkın öncü insana ihtiyacı vardır. Çünkü her zamankinden fazla inkar ve imha zihniyeti bu halkın üzerine geliyor. Bunun bir tek adı var. Direnin diyorlar başka yaşam hakkı tanımıyorlar. Biz direneceğiz” dedi.
DTP ÇİZMEYİ AŞTI..
YAWAŞ YAWAŞ İŞGAL EDİLİYORUZ
ABD’nin Türkiye’de “İslamcı yükselişe destek” vermesini, bazı teorisyenler Afganistan ve Irak’la büyük bir benzerlik olarak yorumluyorlar.
Bu teoriye göre, ABD önce potansiyel tehdit yaratıyor, sonra da bu tehdide müdahale ediyor.
Afganistan bunun ilk örneklerinden.
Rus işgali sırasında ve sonrasında ABD Afganistan’da radikal İslamcı unsurlarla işbirliği yaptı. Açıkça olmasa bile Taliban’ı destekledi.
CIA yetiştirmesi Bin Ladin, Afganistan’a bu dönemde yerleşti.
Ardından 11 Eylül saldırıları bahane edilerek Afganistan’a yönelik bir müdahale geldi. ABD bölgeye yerleşti.
Irak’taki durum ise daha da bariz.
Irak’ta ABD başta Saddam’la iyi ilişkiler içindeydi.
Saddam, İran’a yönelik olarak kullanıldı.
İran-Irak Savaşı’nın sona ermesinden sonra Saddam ABD tarafından yüreklendirildi.
1990’ların başında ABD’nin Bağdat Büyükelçisi April Gillespie Saddam’ın Kuveyt’e saldırı planlarını engellemek bir yana, destekleyen bir tavır takındı.
Gillespie, Saddam'a yazdığı mektupta “Komşularınızla olan sınır ilişkileriniz ve çatışmalarınız AB’nin ilgi alanı dışındadır” diyerek Irak’ın Kuveyt’e yönelik saldırısına bir anlamda yeşil ışık yaktı.
Ardından 1. Körfez Savaşı patladı.
Sonrasında ise düzmece olduğu anlaşılan kitle imha silahlarına ilişkin raporlarla ABD’e Irak’a savaş açtı ve ülkeye yerleşti.
Komplo teorisyenleri, ABD’nin Türkiye’deki İslamcı hareketlere yönelik tepkisizliğini böylesi bir gerekçeye bağlıyorlar.
Türkiye’de İslamcılığın giderek radikalleşeceğini ve Türkiye’nin Batı Dünyası’ndan kopacağını ve müdahaleye açık bir hale geleceğini düşünüyorlar.
Bu teorisyenlerin üzerini çizdiği tarihsel bir gerçek var.
“ABD’nin bir Haçlı Seferi zihniyeti ile hareket ettiği açık. Bunu Başkan Bush da söylüyor. Peki Türklerin, Haçlılarla savaşmadığı bir Haçlı seferi var mı?”
PKK Terör Örgütü Kuruluşu
1970'li yıllarda dünyada yükselen gençlik hareketlerinin Türkiye'ye yansıması nedeniyle ülkemizde birçok yasadışı terör örgütünü kurulmaya başlamıştır. PKK terör örgütünün temeli de bu dönem içerisinde atılmıştır.
1974 yılında Ankara Yüksek Öğrenim Derneği (AYÖD) isimli gençlik organizasyonu içerisinde faaliyet gösteren Abdullah ÖCALAN,Kesire YILDIRIM (ÖCALAN), Haki KARAER, Cemil BAYIK, Kemal PİR isimli şahıslar Ankara'nın Tuzluçayır semtinde yaptıkları bir toplantıyla PKK'nın ilk temelini atmışlardır.
Örgüt kurucuları örgütün, her ne kadar o dönemin yaygın akımı Marksist-Leninist fikir çizgide olduğunu iddia ediyorlarsa da, PKK terör örgütü diğer yasadışı terörist örgütlerden çok farklı bir söyleme sahiptir. Yakın dönemde yaşanmış olan Vietnam,Angola,Kore,Cezayir, Mozambik ulusal mücadelelerinden ve KDP (Kürdistan demokratik Partisi)'nin Irak ve İran devletine karşı yaptığı mücadeleden büyük ölçüde etkilenerek yoğun bir tartışma, inceleme ve teorik faaliyet içerisine girmişlerdir. Bu tartışmalar sonucu, Kürtlerin Türklerden farklı bir halk olduğu ve Türk devletince sömürüldüğü (siyasal,ekonomik ve kültürel ).
Sözde Kürdistan denilen bölgenin kürt parçası olduğunu ve en büyük parçanın da Kuzey Kürdistan olarak nitelendirilen Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi olduğu, amaçlarının da bu parçaları birleştirerek bağımsız birleşik Sosyalist Kürdistan kurmak olduğu. Hedeflerine ulaşmak için Güneydoğu ve Doğu Anadolu'ya gidip yöre halkına propaganda yaparak düşüncelerine inandırıp sözde Ulusal mücadele başlatmak gerektiği sonuçlarına varmışlardır.
Örgüt ilk faaliyet alanı olarak Diyarbakır, Şanlıurfa ve Gaziantep illerini hedef seçmiştir.
Özellikle bu şehirlerde yoğun faaliyette bulunmalarının nedenleri Diyarbakır'ın geçmişte bir çok isyana merkez teşkil etmesi dolayısıyla isyancı bir geleneğe sahip olması, Şanlıurfa'da halen Feodal yapının kırılmaması, yoksul köylü halkı ile devlete yakın aşiret reislerinin arasında çelişkiler yaşanması, Gaziantep'i seçmelerinin nedeni de sanayinin gelişmesiyle yoksul İşçi sınıfının akın etmesi, örgütün bu gibi avantajları olan şehirlere yönelmesine neden oluştur. Gaziantep alanına gönderilen Haki KARER bir süre faaliyet yürüttükten sonra yine kürt örgütlerden biri olan "sterka sor" (kızıl yıldız) tarafından öldürülmüştür. Bu olay grubu etkiler zira o güne kadar kadrolarından hiç kimse öldürülmemiştir. Grup bundan sonra daha sert ve daha dikkatli olmaya başlarmıştır; en önemlisi de bu olaydan sonra partileşme kararı alarak bunun çalışmalarına başlamasıdır. Örgüt gerekli parti tüzüğü ve programını bir kitapçık halinde çıkartarak partileşme çalışmalarını hızlandırmıştır.
27 kasım 1978 'de Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde yapılan bir toplantıyla PKK ( Kürdistan İşçi Partisi, Partiya Karkaren Kürdistan ) ilan edilmiştir. Bu aynı zamanda PKK terör örgütünün 1.Kongre'si dir. PKK terör örgütü, parti ilanını duyurmak için Hilvan ve Siverek'deki Aşiret ağalarıyla sürdürdüğü çatışmaları daha fazla yoğunlaştırarak dikkatleri üzerinde toplamayı amaçlamıştır. Bu çalışmalar sonucu siyasi yönden bazı kazanımlar elde etmişse de askeri yönden başarısızlığa uğramıştır. Çatışmalarda birçok militanını yanlış savaş taktikleri yüzünden kaybetmiştir. Bu durum terörist örgüt PKK içerisinde rahatsızlıklar meydana getirmiştir. Toparlanmak amacıyla Mardin tarafına çekilen militanlar daha çok verdikleri kayıpları kapatmak amacıyla Propagandaya ağırlık vererek, yeni kadrolar oluşturma yoluna girmişlerdir.
KURULDUĞU GİBİ YIKILIR...!!!
TUNALIM...
1 yorum:
Kürt lakabını Türkler dağlardakilere takmış Türkün tersi manasında, eşkiya oldukları için, söylenişi kelime olarak böyle.
Avrupalılara sormalı hadi kürtleri uyuttular, Türkler sormalıyız Kürt çocuğu mu kandırıyorsunuz. Dağlarda yaşayana zamanında kürt denmiş. İki üç tane Ahmet mehmet kürt müş tamam artık tarih yazabilirler, ancak doğu Anadolu topraklarında tarihe baktığımızda Türklerin dışındakilerin hepsi eşkiya, haydut takımı, tarihlerinin yüzde doksanını bunlar oluşturuyor o halde yazsınlar. Teröristlik hırsızlık, eşkiyalık ve masumların kanını dökmekle yazılmış bir tarih. Aslında bu oyun eşkiyalara giydirilmeye çalışılan bir tarih, orada kürt denen bişey vardır,dağlık bölgelerde yaşayanlara ,ne olduğu belli değil, bir kaç aşiretin çıkarlarıyla, dış güçler tarafından kandırılıp her türlü kötü işi yapan bi halk çıktı karşya.. Türküm diyeceğin mi var, demelisin Türksün zaten, teröristten,hainden,alçaktan,ajandan,satılmıştan başka bu gerçeğe kim ne çomak sokabilir.
Birde bu krolar, adamdan saymazlar mı kendilerini, soyu eşkiya, tarih desen sadece kaçakçı, bölücü, hırsız.. Neymiş tarihleri varmış, özgürlük ve kurtuluş mücadelesi veriyorlarmış, yaa bak bak... Bu embesillere atalarımız ne demiş,
''Kürt çocuğu mu kandırıyorsun'' herkesten daha özgür, daha serbest, laçka yaşarlar, suçmuş ahlakmış günahmış takmadan herşeyi yapıp toplum yapısını bozarlar, neyin mücadelesi ulan şerefsizler.. Apo gibiler başında soytarı şapkası ve tavuk tüğüyle dolaştırılıp idam edilirse kahraman olarak ölemeyecektir. Kaçakçılık,eşkiyalık,terör,uyuşturucu,sahte sigara,sahte bilmem ne, vergi kaçırma, fuhuş mafyası, iç organı kaçakçılığı, terör her yerde doğudakinin bin katı, orda beş şehit burda binler zehirleniyor, gelecek kirleniyor. Askerler silahlıdan korurken silahsız terörün önünde ne gibi bir önlem var hem de bu terör askerin karşısındakinin yüzlerce katı..
http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk28.html
http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk18a.html
http://www.biroybil.com/showthread.php?2855-Trkiye-deki-Krtlerin
http://www.angelfire.com/tn3/tahir/index.html
http://www.facebook.com/topic.php?uid=85314885568&topic=7667
http://www.turksolu.org/sehit/16.htm
http://www.turksolu.org/sehit/secmekurtacilimi1.htm
http://www.turksolu.org/sehit/secmekurt1.htm
http://www.turksolu.org/102/kapak102.htm
http://www.turksolu.org/254/basyazi254.htm
http://www.turksolu.org/240/basyazi240.htm
http://www.turksolu.org/93/basyazi93.htm
http://www.turksolu.org/90/basyazi90.htm
http://www.turksolu.org/79/basyazi79.htm
http://www.turksolu.org/ileri/27/kahramanoglu27.htm
http://www.turksolu.org/sehit/secmekurtulus3.htm
http://www.turksolu.org/262/basyazi262_2.htm
http://www.turksolu.org/98/ataberk98.htm
http://www.turksolu.org/ileri/35/adiguzel35.htm
Yorum Gönder