29 Eylül 2009 Salı

AÇILIM KONUSUNDA A.K.P ninde KAFASI KARIŞIK...

Açılım konusunda sadece miletin değil, anladığım kadarıyla hükümetin de kafası hayli karışık.
Kendi fikirleriyle değil de başkalarının talimatıyla bir yola girdiği için ne yapacağını bilemeyen adamın tavırlarını seyrediyorum Başbakan Erdoğan ve AKP’nin diğer önde gelenlerinde.
Bir daraltıyorlar açılımı bir genişletiyorlar.
Bir isim koyuyorlar sonra o ismi terkedip yeni bir isimde karar kılıyorlar.
Ama hiçbir kararları uzun zaman devam etmiyor. Hemen eskiyiveriyor.
Bence bu kararsızlığın göstergesi ve hangi talimatın geleceğini bilememenin işareti...
Sayın Başbakan Erdoğan ABD’de Princeton Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada açılımı daha da genişletti. Hem de açılım sürecinin nasıl yürütüleceğinin işaretlerini verdi.
Türkiye’de sadece Kürtlerin değil 30’u aşkın etnik unsurun sorunları olduğunu söyleyen Erdoğan, önceliği Kürt açılımına vereceklerini söyledi. Diğer açılımları ise daha sonra yapacaklarını dile getirdi. Açılım süreciyle ilgili olarak da “Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire bu süreci devam ettirmemiz lazım” diye konuştu.
Erdoğan’ın bu açıklamasının çok yönlü ele alınmalı bence.
Ben bugün iki yönden değerlendirmek istiyorum Başbakan’ın açıklamalarını.
Birincisi, Kürt açılımı süreciyle ilgili olarak yapılan eleştirilerin Başbakan Erdoğan’ı sarstığını gösteriyor bence bu sözler. Çünkü Kürt açılımı süreci başladığından beri eleştiriler, “bizde açılım isteriz” diye diğer etnik kökene sahip olanların da çıkabilecekleri yönünden geldi hep.
Sanırım hükümet biz herkese açılım yapacağız diyerek bu eleştirleri boşa çıkarma gayretinde.
İkinci dikkat çekmek istediğin nokta birincisine göre bence daha önemli.
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından anladığın kadarıyla bundan sonraki süreçte hükümet, Kürt açılımını sıradan bir açılımmış gibi göstermeye çalışıyor. Atılan adımları sıradanlık perdesiyle örterek milletin tepkisini ortadan kaldırmaya ya da minimuma indirgemeyi amaçlıyorlar.
Bir yerlerden talimat alındığını böylelikle gizlemek hevesindeler.
Ama atlantik ötesinden ya da Brüksel’den gelen talimatlarla istenen adımlar öyle kolay kolay gizlenebilecek gibi görünmüyor.
Yavaş yavaş değil, Türkiye hızla parçalanmaya ve ayrışmaya doğru gidiyor hükümetin açılımlarıyla.
Bu işin sonu hiçkimse için hayırlı olmayacak.
Ve yapılan yanlışların telefi edilmesi çok sancılı olacak ya da imkansızlaşacak.
Talimatla yönlendirilen siyasi anlayışlar ülkeyi hiçbir zaman düzlüğe çıkaramadılar. Her zaman daha da kötü duruma düşürdüler.
Bundan dolayı ya hükümet talimat almaktan kurtulmalı ya da millet talimat alanlardan...

O.Dede--TUNALIM...

15 Eylül 2009 Salı

HİLALİN GÖLGESİNDE HAÇ ÇIKARMA PLANLARI

Her türlü gayreti göstermelerine rağmen, misyonerlik faaliyetlerinden bir türlü istedikleri sonucu elde edemeyen Hıristiyan batı dünyası ve özellikle bu faaliyetleri kendisine yaşam felsefesi edinmiş olan İngilizler savaşla, zorla bir yere varamayacaklarını İslam dünyasının kanla ve gözyaşıyla bu davadan vazgeçirilecek bir âlem olmadığını anladılar.


VAZGEÇİLMEZ BİR HÜLYA

Peki, bütün dünyayı Haç’ın bünyesinde, kilisenin tasallutu altında toplamak hülyasından vazmı geçeceklerdi? Atalarının asırlar boyunca peşinde koştukları bu ülküden nasıl olurdu da, vazgeçebilirlerdi? Yalnız asırlardır verilen bu mücadelede bir türlü başarı elde edilemediğine göre ortada ters giden bir şeyler vardı. Yöntemlerini değiştirmeliydiler. Kaleyi içten fethetmek için projeler ortaya koyuldu ve bütün İslam Âleminde ve İslam ülkelerinde bu projenin ayağı olacak olan şahıslar belirlendi. İslam dininin yok edilmesi amacıyla ortaya çıkıldığına göre elbette ki dinin direklerini yıkmakla işe başlamak gerekiyordu.



İÇİMİZDE CASUSLAR VAR

İslam Dünyasını ayakta tutanların sağlam din adamları ve bunların eserleri olduğunu gördüler. Bir şeyi yapmak için de yıkmak için de o şeyi çok iyi bilmek gerekir bunun için İslam yurtlarında İslam’ı çok iyi bilen binlerce casus yetiştirdiler. Bu casuslar İslam Âlimlerinin eserlerini karalayarak, seçtikleri satılık hocaları diledikleri gibi kullanarak ve din dışı açıklamaları onlar vasıtasıyla topluma empoze etmek yoluyla İslam Dünyasının temellerine dinamit koymak için harekete geçtiler.

DİNLERARASI DİYALOG PROJESİNİN TARİHİ PLANLARI

Bunların sonucunda inanç boşluğu oluştu bunun ardından da sistemli bir şekilde planlarını uygulama fırsatını elde ettiler. Bu planlar 18.yüzyılın başlarından beri sürekli uygulana gelmiştir ama
planın temel dinamikleri değişme göstermemiştir. Hedeflerine ulaşmak için ajanları, reformistleri, misyonerleri, oryantalistleri, teologları ve içimizdeki hainleri kullanarak Arap yarımadasında Vehhabilik inancı ile hedeflerine kısmen ulaşmışlardır. Ama onlar için asıl önemli olan Orta Asya ve Türk Dünyasıdır. Avrupa’da asırlardır, Müslüman ile Türk kavramı aynı manada kullanılmıştır. Bu sebeple onlar Türkleri yeryüzünde en büyük tehlike olarak görürler. Bu yüzden fethedilmesi gereken asıl coğrafya burası yani Anadolu coğrafyasıdır. Netice olarak bu coğrafyada da “DİNLERARASI DİYALOG VE HOŞGÖRÜ” programı devreye sokuldu ve planlar şöyle belirlendi:



1)Müslümanların arasında ırkçılık, milliyetçilik taassubunu körükleyecek ve onların dikkatini İslamiyet’ten önceki kahramanlıklarına çekerek Mısır’da Firavunluğu, Irak’ta Babilliği, Anadolu’da eski medeniyetleri ihya edeceksiniz.

2)Şu dört şeyi gizli ve aşikâr yaymak lazımdır: İçki, kumar, zina, domuz eti.

3)Çıkardığımız meşgalelerle, Müslümanları din kitabı okumağa dinlerini öğrenmeye vakit bulamayacak hale getireceğiz.

4)Cihadın geçici bir farz olduğunu, vaktinin son bulduğunu telkin edeceğiz. Din kaynağı olan aile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için müstehcen resimleri neşrederek, gençleri fuhşa, livataya, cinsi sapıklığa sürükleyeceğiz. İslam ahlakını bozunca İslam’ı yıkmak kolay olur.

5)Müslümanlara; Peygamberin İslam’dan kastının herhangi bir din olduğunu ve bu dinin Yahudilik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslam dininin olmadığı inancını aşılayacaksınız.

6)Müslümanları, ibadetlerinden uzaklaştırmaya çalışacak ve “Allah insanların ibadetlerine muhtaç değildir.”diyerek, onları ibadetin faydaları hakkında tereddüde düşüreceksiniz.

7)Müslümanların inançlarına bidatler sokup, İslam’ ı gericilik ve terör dini olarak itham edeceksiniz.

8)Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerini dini terbiyelerinden mahrum kalmalarını sağlayacaksınız. Onları biz yetiştireceğiz, çocuklar babalarının terbiyelerinden koptukları an, dinden ve ilimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır.

9)Örtünmek gerçek İslami bir emir değildir, diyerek kadınların soyunmasını sağlayıp sonra da, gençleri ona karşı tahrik edip, her ikisinin de arasına beraberlik hâsıl olması için çalışacaksınız! Müslümanlığı yok etmek için, bu iş, çok tesirlidir.

10)Her vesile ile camiye gidenler arasına kin ve düşmanlığa sokarak, cemaat ile namaz kılmayı ortadan kaldıracaksınız.

11)Türbe yapmanın bidat olduğu gerekçesiyle, hepsinin yıkılması lazımdır diyeceksiniz. Ayrıca İslam büyüklerinin kabirleri hakkında, şüpheye düşürerek, onlarını ziyaret etmekten men edeceksiniz.

12)Seyyidlerin, Peygamberin soyundan geldikleri hususunda insanlar tereddüde düşürülerek. Seyyidlerin diğer insanlarla karıştırılmaları sağlanacak.

13)Bütün Müslümanlara hürriyetin önemini bahane ederek ,”Herkes dilediğini yapabilir. Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker ve İslam ahkâmının öğretilmesinin önüne geçilecek.

14)İslamiyet’in yalnız Arapların dini olduğunu yayın. Böylece İslam’ın yayılmasının ve Müslüman olmayanlara öğretilmesinin önüne geçilecek.

15)Fıkıh kitapları saf dışı bırakılarak dini yalnız Kuran’dan öğrenmesi sağlanacak sonra Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürecek çok dilde, içinde noksanlık olan, tahrif edilmiş Kur’an neşredilecek. Aynı şekilde, hadisler hakkında da şüpheye düşürün. Ayrıca Arap memleketleri dışında ezan, namaz gibi ibadetlerin Arapça yapılmasını engelleyeceksiniz.



KÜRT KARDEŞİM OYUNA GELME

Planlara bakıldığında bunların bir kısmının gerçekleştiğini, bir kısmının ise gerçekleştirilmeye çalışıldığı görülecektir. Hicaz’da Müslüman Arap kardeşlerimiz kandırılmış; kendi ailesini, kendi vatanını bırakıp kutsal toprakları korumaya giden Osmanlı askerleri Arap hançerleriyle can vermiş, üzerlerindeki her şeyleri(iç çamaşırları dâhil) bedeviler tarafından yağmalanmıştır. Bugün aynı oyun doğudaki Kürt kardeşlerimiz üzerinde oynanmaktadır. Buradan onlara sesleniyoruz: Kürt kardeşlerimiz oyuna gelmeyiniz, akıttığınız Müslüman kanıdır. Dış mihrakların Kürtler ‘i düşündüğü falan yok onların amacı, Büyük İsrail’dir. Bugün Arap Yarımadasına bakıp ibret alın. Onlar da dün sizi gibi kandırıldı ve bugün orada İsrail’in amaçlarına hizmet etmek için kanları akıtılıyor, ırzlarına geçiliyor,

evleri başlarına yıkılıyor. Eğer bu oyuna gelirseniz sizin de yarın akıbetiniz hayrolmaz.



AKP DE BU PROJENİN BİR PARÇASIDIR

İçki, kumar, zina gırla giderken; AKP Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapmakla, eski ceza kanunundaki 440.441.442.443. no’lu “Evli Kadın ile erkeğin zinası” nı düzenleyen maddeleri kaldırmıştır. Kendi rızası ile hükmünün yaş haddi indirilmiştir. Teşhiri engellenmiştir.11 Mayıs 2005’de kabul edilen 5349 sayılı bu kanun ile AKP’de kime hizmet ettiğini göstermiştir. Ayrıca AB’ye uyum çerçevesinde Değiştirilen Gıda Kodeksinde kırmızı et tebliğinde domuz da var. Kasaplık büyükbaş hayvanlar “sığır, manda ve deve”, kasaplık küçükbaş hayvanlar “koyun ve keçi”, diğer kasaplık hayvanlar da “domuz, yaban domuzu, at ve tavşan” olarak Gıda Kodeksine girdi. Böylece projenin bu maddesinin önündeki engellerde kalkmış oldu.



EKRANLAR NARKOZ VERİYOR
Milletimiz televizyon karşısında uyuklatılıyor. Anneler, babalar çocuklarına İslam Dini’nin iyi bir şekilde öğretmek yerine ekranların esiri oluyorlar. Yüz binlik beşiklerde, futbol maçlarında halk ninnilerle uyutuluyor. Bütün hafta boyunca futboldan konuşuyorlar. Magazin programlarının başından kalkmayan anneler bırakın çocuklarla ilgilenmeyi çoğu zaman onların temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan acizleşiyorlar. Televizyon, satılmış medya halka narkoz veriyor. Vatanı satılmış, dini, milli değerleri dumura uğratılmış, hakları çalınıyor, geleceği peşkeş çekiliyor ama dünyası televizyondan ibaret olan halk hiç bir şeyin farkında değil. Diğer taraftan en önemli meşgale olarak geçim sıkıntısı karşımıza çıkıyor. Karnını doyurmanın, ihtiyaçlarını karşılamanın davasını güden insanlar dini vecibelerini yerine getirmekten geri kalıyorlar.



BU OYUN TEK KİŞİLİK PARODİ DEĞİLDİR

Burada şunu söylemenin zamanı geldi; oynanan bu oyun tek kişilik bir parodi değildir. Oyunun başrolündekiler dini mevzuların içini boşaltmak için uğraş verirken ve buna ulaşmak için Kur’an’ın tarihselliğinden dem vurup, bazı ayetlerinin hükmünü tamamladığını savunurken, cihadın kılıçla değil, kalemle olacağını genç beyinlere

dayatmak için uğraşırken; diğer taraftan öbürleri de açık, saçık neşriyatların yaygınlaşması için çaba sarf etmektedirler. Diğer taşeronlar ise uyuşturucu madde ile gençlerimizi tuzağa düşürmek için uğraşmaktadırlar.



CENABET PAPAZIN CAMİDE NE İŞİ VAR?

Hak dinler kavramını savunarak, diğer dinlerinde geçerli olduğu safsataları da kendini göstermiştir. Ve bunu yaparken de Kur’an’ın ayetleri çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Cenabet Papazlar camilerimize, kutsal mekânlarımıza sokulmakta, iftar sofralarında bunlara iftar duası okutturulmakta, Papa’ya dualar okunup, sağlığının, sıhhatinin baki olması için Allah’a yalvarılmakta, ölümünden sonra Yasinler okunmaktadır. Tasavvur edilen bunların hepsinin Hak olduğunu savunmak olduğu için bu dinlerden bir harman yapılmak istenilmektedir. Ama bu dinin İslam olmadığı, bu safsataların da Müslümanlarla alakası olmadığı bir realitedir.



BATI KENDİ İNSANINI BİLE KATLETMEKTEN ÇEKİNMEZ

Müslümanları terörist gibi göstermek için diğer ülkelerde oyunlar oynanmakta bu uğraşı içerisinde hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamakta, bu dava için kendi tezgâhladıkları patlamalarda kendi insanlarını göz göre göre katletmekten dahi çekinmemektedirler. Hâlbuki insanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük terörü, Hıristiyan batı medeniyeti gerçekleştirmektedir. Yaptıkları savaşlarla Ortadoğu coğrafyasına kan ve gözyaşı getirmişlerdir. Mazide ki Haçlı Seferlerinden bahsetmeye ise gerek bile duymuyoruz. Kendi mezhebinden olmadığı için kendi dindaşlarını bile 1204 yılındaki 4.Haçlı Seferinde katleden, İstanbul’u tarihinde görülmemiş yağmaya, talana uğratan vahşi bir güruhun evlatları… Tabi basiretleri bağlanmış olanlar ve onların uşakları mevzuya at gözlüğüyle bakmaya devam etmektedirler. Öyle ki, İsrail’ de ölen çocuklara ağıt yakmakta, Londra metrosundaki patlama için başsağlığı dilemekte, Bush’u, Tony Blair’i bir kenara bırakıp Bin Ladin’i en sevmediği adam ilan edip Müslümanlara terörist gözüyle bakılması için hesaplar yapanların; ta kendileri bu düşüncenin, bu planın ve projenin adamlarıdır. Ama bunlar aynı sevgiyi, merhameti Müslüman’dan esirgerler. Müslüman’a terörist, şehide kelle yaftasını yapıştırıp kenara çekilirler.



AİLELERİNE DÜŞMAN EDİLMİŞ ÇOCUKLAR

Meydana getirdikleri; siyasi teşekküllerinde, gençlik kolları gibi çalışan ama öte taraftan da verdikleri beyanatlarla siyasetle uğraşmıyormuş gibi görünen ama siyasetin tam içerisinde gerek kadrolarıyla, gerek yazarçizer takımıyla bulunan bu gruplar üniversite öğrencilerini ve ilkokul çağından, liseye kadar bütün talebeleri kendi yurtlarında, evlerinde babalarından eti senin, kemiği benim mantığı ile alarak diledikleri sistemin adamı olacak şekilde yetiştirmektedirler. Okul zamanlarının dışında düzenledikleri programlarla ve bu programlardan sonra çeşitli uğraşlarla bu gençler oyalanmakta evlerine, ailelerine gitmeleri engellenmekte böylelikle aile bağları koparılmaktadır. Ve dikkat edin bu çocuklar ailelerine düşman edilmektedir. Öylesine beyinleri yıkanmıştır ki ailem beni öldürtmek istiyor, diyebilecek kadar çılgınlaşmışlardır. Öte yandan evlenmenin hizmeti engellediği düşüncesi ile bunların evlilik yönündeki isteklerinin de önü kesilerek, aile kavramı tamamen hayatlarından silinmektedir.



VEHHABİLER KÂBE’Yİ VE RAVZA’YI YIKACAKLARDI

Türbe yapmanın ve türbelerin bidat olduğu da Arap yarımadasında yayıldı. Burada ki Vehhabiler bu türbelerin, mezarların hepsini yıktılar. O kadar ileri gittiler ki içlerinden Ravza’yı Mutahhara’nın, Kâbe’nin yıkılmasını savunan gafiller bile çıkmıştır. Bazı din adamları da çıkıp türbelere gidilmesinin günah olduğunu savunmaktadır. Bu konuya değinmişken şunu da belirtelim; günah olan türbe ziyareti değil Hıristiyan adetlerindeki gibi türbelere mum dikmek, çaput bağlamak, Allah’tan değil de türbede yatandan direkt istekte bulunmaktır. Vs.



KENDİ DİNLERİNİ KURDULAR

Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker terk edilmiş, sapık insanlar kendi hocalarının kurmuş olduğu dinin gerekleri içerisinde hareket etmektedir. Bunlar Allah’ın kitabını, Resul’ünün sünnetini bırakıp hocamız ne söylerse doğru söyler mantığından hareket etmektedirler. Öte yandan Kur’an ‘ın aslını tahrif etmek ve kendi söyledikleri sözlere dayanak oluşturabilmek için, kendi mantıklarına göre Kur’an mealleri neşretmekte ve önce başka dillere çeviri yapıp o

dilden de diğer dillere çeviri yapıp böylece Kur’an’ın aslını tahrif etmek için yapılan çalışmalara ortaklık etmektedirler.

Kaynak:burakevci.com...TUNALIM..

07 Eylül 2009 Pazartesi

BILMEYENLER BILSINLER!...

Bu millet hiç bir zaman esaret altına girmemiştir,girmeyecektir de.Esaret altına girmemek için her türlü eza ve cefaya gögüs geren fedakar aziz Türk milleti bu gün de içinde bulunduğu bu vehametin üstesinden gelecektir.Türk milletinin benliğinde vardır.Mücadele etmek,ta ki zafere ulaşana kadar!..Bu milletin kökü çok derinlerdedir.Ağacını budarlar,daha da gürleşir.Keserler tekrar ışkın verir.Ama ama hiç bir kazma bu kökü sökmeye muktedir değildir.ATTİLA bir defa korkutmuş bunları !...ALPARSLAN Malazgirt'te silleyi öyle bir çakmış ki,İstanbul'da bulmuşlar kendilerini!..FATİH'in sillesi ile yani o meşhur Osmanlı tokatı ile Viyana kapılarının ardına düşmüşler.GAZİ MUSTAFA KEMAL'in 19 mayıs ta Samsun'dan gelen sillesi ile dökülmüşler Akdenize. VE BUGÜN;HAYDAR BAŞ milleti ile beraber kaldırdı elini(ne diyordu?'bu kol sizin kolunuz,sizin kolunuz benim kolumdur')sillesi geliyor.Görecekler bileğin kuvvetini ve bir daha kalkabileceklermi bakalım?...'ONLAR GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER 'GÖNDERECEĞİZ !..Silahları ile gelmişlerdi,silahımızla,kazma kürekle kovmuştuk!..BU GÜN diplomasiyle geldiler,diplomasiyle kovacağız!..Kültürleriyle geldiler,kültürümüzle kovacağız!..Dinleriyle geldiler,dinimizle kovacağız!..Dilleriyle geldiler,dilimizle kovacağız!..Onlar conileriyle,sam amcalarıyla,papazları ile geldiler,biz Mehmetçik'le,Atatürk'le,Haydar Baş'la kovacağız!,,,Yine gelecekler,gelsinler,ne diyordu ulu önder?'Geldikleri gibi giderler'Biz hep burada kalacağız.(BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.)
This nation never has entered into captivity, will not come under de.Esaret to avoid any kind of torment and suffering chest unavailable devoted saint of the Turkish nation, including this day that this nation vehametin overcome gelecektir.Türk in vardır.Mücadele to the self, ta ki until you reach the victory ! .. the root of this nation are very derinlerdedir.Ağacını pruning, but no further digging verir.Ama iSkin again gürleşir.Keserler this root should be able to disassemble them değildir.ATTİLA once were scared! ... ALPARSLAN such a crash had to slap it in Malazgirt , They found themselves in Istanbul! .. so that famous conqueror of the slap slap of the Ottoman behind gates of Vienna with the 19 May ta düşmüşler.GAZİ Mustafa kemal from Samsun and poured Mediterranean buffet. AND TODAY; HAYDAR PER nation with raised hands (what he said?'That you arm your arm, your arm my arm your') geliyor.Görecekler wrist slap for strength and let's look again kalkabileceklermi THEIR GEL ?...' they will GO LIKE ' 'We will SENT! .. with weapons had come, with our weapons, digging with shovels had fired! .. THIS GÜNiplomasiyle came, diplomacy will be fired with! .. Culture came with, our culture will be fired! .. Din came with, our religions will be fired! .. came with language, our language will be fired! .. They conileriyle, with uncle sam, with the priest came, and we with Mehmetçik, with Ataturk, Haydar will be fired with head!,,, still come, they come, nor had great leader?'Come giderler'Biz as they will always stay here. (THIS IS OUR VATAN is, IS OUR WILL.)
''NE MUTLU TÜRKUM DİYENE''

KILIF KÜRDİSTAN, HEDEF BÜYÜK ERMENİSTAN

“Kürdistan senaryosu ilk kez Berlin konferansında ortaya atıldı” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Perde gerisinde İngilizler ve Ermeniler vardı ve asıl hedef Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan devletini kurmaktı” diye konuştu.

Kürt açılımı ve bir anda yeniden gündeme oturan Ermeni açılımı konusunda Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’tan dikkat çekici değerlendirmeler geldi. BTP Genel Başkanı açıklamasında bugün gelinen sürecin tarihi kökeni ve gelişimine dikkat çekti. Prof. Dr. Haydar Baş, “şu anki asıl hedef büyük Emenistan hayalidir” dedi ve yaşananların arka planı üzerine hiç gündeme gelmeyen, hiç konuşulmayan noktalara vurgu yaptı. “Kürdistan senaryosu ilk kez 1878 Berlin konferansında ortaya atıldı” diyen BTP Genel Başkanı, “o zaman Kürtler ön plandaydı ama perde gerisinde İngilizler ve Ermeniler vardı ve asıl hedef Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan devletini kurmaktı” diye konuştu. BTP genel Başkanı şunları söyledi: “1878 Berlin Konferansında Ermeni patriği o zamanki durumda Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Sivas ve Diyarbakır’da Ermeni devleti kurulması için konferansa bir teklif veriyor. Asıl iddia sahibi kimler? Ermeniler. Onun için Apo’nun teröründe hatırlarsanız Güneydoğu’da ölü olarak ele geçen teröristlerin yüzde 80’i sünnetsizdi. Kim bunlar? Başkanı Apo ama yanındakiler Ermeniler, olay bu.”

Arka planda Ermeniler var

Prof. Dr. Haydar Baş söz konusu konuşmasında 20 Aralık 1919 tarihinde düzenlenen Paris Konferansında baş rol oynayan Şerif Paşa ismine özellikle dikkat çekti. Şerif Paşa’nın aslen Ermeni olduğunu dile getiren Prof. Dr. Baş, “Şerif Paşa burada Kürt delegesi seçiliyor. Kim bu Şerif Paşa? Aslen Ermeni olan ama Kürtlerin adına iş yapan, güya Kürt olduğunu iddia eden bir isim. Yanlış anlamayın, Kürt olarak kendini bu fitne döneminde ortaya koyanların bekli de bazıları bu şerif Paşa gibidir” diye konuştu.

Yabancılar gündeme getiriyor

Aslında Kürt ve Müslüman olmayan şahısların Kürtlerin haklarını arama adına hareket ettiğini ancak asıl hedefin İngiliz himayesinde bir Ermeni devleti olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu oyunu gündeme getiren Rusların desteğiyle beraber Ermeniler, onların arkasında da İngilizler vardır. Bu mesele hep dışarıdaki ecnebi güçlerin ülke içerisindeki faaliyetleri neticesidir. O coğrafyada yaşayan halkın meselesi değildir.”

Batı Sevr’den vazgeçmedi

Her fırsatta batılı kuruluşlarca gündeme getirilen bölünmüş Türkiye haritalarına da dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “bunlar batının Mondros’tan, Sevr’den vazgeçmediğinin birer göstergesi” dedi. Sevr Antlaşmasının maddeleriyle AB’ye uyum adına çıkarılan yasaları da karşılaştıran BTP genel Başkanı üçlü koalisyon hükümeti döneminde çıkan Self Determinasyon yasasına özel vurgu yaptı.

Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Sevr Antlaşmasının 62. ve 64. maddelerinde İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon, Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak. Bir yıl sonra Kürtlerin dilerse Milletler Cemiyetine bağımsızlık için başvurabileceklerinden bahsedilmektedir. Herhangi bir etnik grubun kendi coğrafyasında yaşarken, ‘efendim biz bağımsızlığımızı istiyoruz’ diye Birleşmiş Milletlere başvurur, Birleşmiş Milletler de bunlara müsaade eder, kendi geleceklerini belirlemek üzere referanduma yönlendirilir. Ekseriyeti alırsa o bölgede o etnik güç, devlet kurmak da dahil birçok hakka sahip olur. Self Determinasyon Yasası bu anlama gelmektedir. Sayın Devlet Bahçeli şu anda bağırıyor. Kimin döneminde çıktı bu yasa?”

ABD sınırlarımızı tanımadı

Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerine ABD’nin sinsi planlarına da konuşmasında değinen Prof. Dr. Haydar Baş, stratejik ortak denilen ABD’nin Türkiye’nin Güneydoğu sınırlarını hala kabul etmediğine dikkat çekerek Lozan müzakerelerinden bir anekdot anlattı. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Amerika o zaman diyor ki; ‘Biz sizin isteklerinize evet diyemeyiz. Bizim bir şartımız var.’ Neymiş o şartınız? ‘Türkiye’nin yeraltı kaynaklarının işletmesini bize vereceksiniz. Biz de sizin isteklerinizi ve Güneydoğu sınırlarınızı kabul edeceğiz.’ Merhum İnönü, Mustafa Kemal Atatürk’e telgraf çekiyor, ‘Paşam durum böyle böyle. Ne Güneydoğu sınırlarımızı ne de şartlarımızı kabul ediyorlar. İstedikleri yeraltı kaynaklarımız. Telgrafı alıyor merhum güzel bir yırtıyor. Sonra da ‘Canımızı vererek ve kanımızı dökerek aldığımız toprak parçalarını asla masa başında terk edemeyiz’ diyor.” TUNALIM

04 Eylül 2009 Cuma

SEN YÜRÜYECEKSİN!..YÜRÜMELİSİN..


YÜRÜYECEKSİN.. HAK ve ADALET İÇİN YÜRÜYECEKSİN.EL ELE, GÖNÜL GÖNÜLE VERİP SEVGİYLE, MUHABBETLE; NE OLURSA OLSUN DAİMA AYNI YOLDA YÜRÜYELİM..... KENDİMİZ İÇİN... HERKES İÇİN...

Sen ağlayacaksın,belki horlanacaksın, belki dışlanacaksın ama, sen yürüyeceksin..

Kimi zaman nefsin karşına çıkacak,kimi zaman çevren, kimi zaman ailen, kimi zaman gücü elinde tutanlar.. Ama sen yürüyeceksin…

Belki anlamak istemeyecekler seni… Belki anlamazlıktan gelecekler… Belki gülecekler, belki küçümseyecekler ama, sen Allah’a dayanacak ve yürüyeceksin…

Belki güvendiğin dağlara kar yağacak, belki belki tuttuğun dallar kopuverecek ama sen Rabbine güvenip yürüyeceksin…

Belki sürüleceksin, belki taşlanacaksın,belki dışlancaksın, belki yalnız bırakılacaksın ama sen Rabbinin birlikteliğini bilip yürüyeceksin…

Kimi zaman düşeceksin,kimi zaman çelme atacaklar ayağına, kimi zaman set çekecekler,yorulacaksın kimi zaman fakat, yoluyun yüceliğini bilecek, bismillah diyecek ve yürüyeceksin.

Kırılacaksın belki, kıracaklar kimi zaman seni,için belki kan ağlayacak ama sen hasbiyallah diyecek ve yürüyeceksin.

Duranlar olacak, yolu terk edenler, belki yoldan çıkanlar, belki yolda saraylar yapanlar, belki geri dönenler ama sen yürüyeceksin.

Ağlayacaksın belki, belki ağlatacaklar seni ama sen gözyaşını azığın yapıp yürüyeceksin.

Belki kıymetin bilinmeyecek, belki kadir kıymet bilmezler kıymet bilmeyecek, belki halin sorulmayacak, belki vefasızlar seni unutacak ama, sen ev vefalı dostun yolunda yürüyeceksin.

Eğilenler olacak, belki yolu satanlar ama, sen dimdik yürüyeceksin.

Yolda yalnızım sanma, yürüdüğün yollu sakın başa kakma bil ki bu yolun yolcularının dostu Allah’tır…

Bismillah de, hasbiyallah de ve yürümene devam et… Elbette ulaştırılacaksın varılması gereken yere bir gün…


TÜRK MİLLETİ'NİN HER FERDİNİN YÜREĞİ, DÜNYAYA ADALETİ GETİRECEK FIRTINALARIN KOPTUĞU YÜCE MEKANLAR OLMALI Kİ, DÜNYA ARADIĞI VEYA ARAMAYI BİLE BİLMEDİĞİ GERÇEK YOLA, HUZURA ERİŞSİN.....TUNALIM.. EXECUTIVE going .. ABOUT WALKING FOR JUSTICE and will.

You'll cry, maybe snoring, maybe you will be outside, but will you walk ..

Sometimes it will show you the exquisite, sometimes, your family sometimes, sometimes those who hold power in the hands .. But you'll walk ...

Maybe you want to understand will not be coming from you ... Maybe ... Maybe anlamazlık will laugh, but will probably underestimate, you will trust in Allah and you will walk ...

Maybe you're confident will be snow in the mountains, perhaps you might be breaking branches rely on the Lord and walk but you'll ...

Maybe time, maybe you will be stone, perhaps dışlancaksın probably leave you alone know the unity of the Lord and walk but you'll ...

Sometimes it will fall, sometimes going up to the trip at some time set for draw, fatigue sometimes, but will know yoluyun glory, to say bismillah and will walk.

Rural maybe, sometimes you break, will be crying for blood, but maybe you will also walk hasbiyallah will.

Duran will be the path of the abandoned ones, perhaps resulting from the road, maybe on the way to the palace of those who might return, but you will walk.

Maybe you will cry, maybe you WILL cry and walk but you'll tear you to do the murder.

Maybe the securities will not be known, probably will not know the magnitude value of securities do not know, maybe the state will not be asked, maybe you will forget, but are disloyal, you will walk home in the way of loyal friend.

Tilt will, but perhaps those selling road, you'll walk tall.

I think on the road alone, avoid walking taunt you know that this road-way passenger-friendly of Allah ...

Bismillah also lets you continue walking and hasbiyallah also have ... of course that must be reached where a day ...

03 Eylül 2009 Perşembe

VATAN SEVDASINDAN UYKUNUZ KAÇIYORSA,BİZE BUYURUN...

Anadolu topraklarının altında kefensiz yatan sayısız şüheda ecdadımızın kemiklerinin sızlatıldığından dolayı rahatsız olanlar ve uykuları kaçanlar bir daha düşünün.
Anadolu topraklarının içine saklanmış, ilahi kudret tarafından yerleştirilmiş olan eşsiz maden yataklarımızın,milli hazinelerimizin kapılarının; Müslüman Türk milletine kapatılmasından, bu milletlin ve bu vatanın düşmanlarına ardına kadar açılmasından ötürü rahatsız olup uykularını terk edenleri sağ duyulu olmaya davet ediyorum.

Yine bu eşsiz güzellikler ve özellikler taşıyan,cennet vatanımızın sahiplerinin, çilekeş vatandaşlarımızın emeklerinin ve alın terlerinin toplanıp haçlılara peşkeş çekilmesinden ötürü acı ile kıvranan vatanperverleri bir daha aklı selimle düşünmeye davet ediyorum.
Vatanperver vatandaşlarımızın vatan namustur satılmaz feryadına rağmen, vatan topraklarının altındaki madenleri ile birlikte, altındaki şehit mezarları ile birlikte ecnebilere satılmasından ötürü vicdan azabı çekenler,çaresizlik içinde kıvrananlar, vatan namustur satılmaz ilkesinde ısrar edenler,bir de Prof Dr. Haydar Baş beyi dinlemeye gayret edin.

Vatan için,bayrak için, sonraki nesillerin istiklalini temin için canlarını ve kanlarını sebil eden şehitlerimiz hakkında kelle ifadesini kullanmaktan utanmayanların,sıkılmayanların defterlerini dürmek isteyenleri BTP saflarına davet ediyorum.
Bebek katiline sayın diyerek ve şehitlerimize de kelle diyerek bütün bir milletimizin bağrında derin yaralar açtığı halde hala ortalarda yalancı doktor edasıyla dolaşanlara, sandık başında sayın baylar güle güle demek için Prof.Dr. Haydar Baş'ın liderliğinde dalgalanan BTP bayrağı altında toplanmaya davet ediyorum.
Minareler süngü kubbeler miğfer şeklinde şiir okuyarak kahraman olup milletin oylarını aldıktan sonra, sekiz yıllık iktidarı süresince misyonerlerin ve misyonerliğin önünü açanlara, dinler bahçesi adı altında kurdele kesenlere,haçlıların isteği doğrultusunda düzenlemelerle on binlerce kilise açanlara sandık başında hesap sormak isteyenleri saflarımıza davet ediyorum.
Bin yıldır bu topraklarda tevhid bayrağını dalgalandıran Müslüman Türk milletinin oyları ile iktidar koltuğuna oturduktan sonra,bu milletin inanç sistemi ile oynayanları,tevhid cümlesinden Muhammedürresulüllah kısmını silenleri,attıkları her adımla bu milleti haçlı limanına biraz daha yaklaştıranları yüksek sesle protesto etmek isteyenler,bu kötü gidişattan ötürü uykuları kaçanlar bize buyurun. Bebek katiline sayın şehitlerimize kelle denilmesinden rahatsız iseniz bize buyurun.
Vatan topraklarımızın bağrındaki şehit mezarları ile birlikte vatan düşmanlarına satılmasında ötürü uykunuz kaçıyorsa bize buyurun.

Emeğimizin,alın terimizin,servet ve sermayemizin haçlı siyonist tefecilerin elinde heba edilmesinden ve ettirilmesinden dolayı vicdan azabı çekiyorsanız bize buyurun.
Ecdat yadigarı camilerimiz,medreselerimiz dökülürken bizim paramızla kiliselerin tamir ettirilmesinden ve hayırlı olsun denilerek hizmete açılmasından ötürü uykunuz kaçıyorsa bize buyurun.

Müslüman Türk çocuklarının on iki yaşından önce Kur-an'la temasını yasaklayan yasa devam ettirildiği halde yine Müslüman Türk çocuklarının üç yaşından itibaren kiliselere,papazların kucağına taşınmasından rahatsız olanlar,uykusu kaçanlar bize buyurun.
AKP iktidarı sekiz yıldır AB ye girmek uğruna, onlardan gelen her talimatı milletimize dayattı,verilmedik taviz,satılmadık kurum bırakmadı, buna rağmen bir elli sene daha bekle talimatını aldı ve oturdu.AB nin ellinci yıl dönümü programına bile çağrılmadı.

AKP iktidarı teslimiyetçi ve tavizkar haliyle AB kapılarında kör topal yürümeye çalışırken,BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş,AB nin lokomotif ülkelerinden Almanya'da,tüm Avrupa üniversitelerinden gelen ilim adamlarına elini öptürdü.Tamamı profösör olan katılımcılar iki gün boyunca sayın Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli tezinin orjinalliğini,tüm ülkeler için bir çare bir çıkış formulü sunduğunu anlata anlata bitiremediler.

Daha mecliste dahi olmayan bir partinin lideri olarak Avrupanın ilim çevrelerine elini öptüren Haydar Baş'ın yarın iktidar olunca neler yapabileceğini varın siz hesap edin.
Anadolu topraklarını altında yatan yer altı zenginliklerini haçlı tefeciler değil,yabancı şirketler değil, yine bu ülkenin insanı Müslüman Türk milleti kullanmalıdır diyen, Vatandaşlık maaşı vadeden, Ev hanımlarına işçi statüsü kazandırıp emeklilik vadeden,
Sınavsız üniversite ve okuyan her çocuğa eğitim bursu vadeden,
Bekarlara faizsiz evlilik kredisi vadeden,
Devlet babadır ya vatandaşına iş bulur ya da aşını verir ilkesi doğrultusunda projeler geliştiren,
Köylü ve çiftçi gerçekten efendi olacak ve bizim iktidarımızda altın çağını yaşayacak diyen BTP iktidarında buluşmak üzere Saygılarımla ..TUNALIM..
_________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..