27 Mart 2009 Cuma

TÜRKİYE,MİLLİ EKONOMİ İLE KALKINACAK...

Prof.Dr.Haydar Baş diyorki;
Milletin tehditlere karnı tok.
Adalet Bakan Mehmet Ali Şahin’in “Bize oy vermezseniz hizmet alamazsınız” şeklindeki açıklamalarına da Araban’daki konuşmasında cevap veren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “şu kadar yıldan beri Araban ilçesine neden hizmet etmediniz diye sormazlar mı?” diye konuştu.
Prof. Dr. Haydar baş şunları söyledi: “Araban’da bu cadde ve sokakların hali nedir?
Peki, sen bütün bu yapamadıklarına rağmen utanman ve halktan özür dilemen gerektiği halde Ali kıran baş kesen gibi ‘bana oy vermezseniz, şunu yaparım, bunu yaparım’ tehditlerini savuruyorsun. Bu milletin bu tehditlere karnı tok.
Araban sana sillesini yapıştıracaktır. Bunda kimsenin şüphesi olmasın.”

Kaynakları milletin hizmetine sunacağız
Yedi yıldır iktidarda olan AKP’nin Tüpraş, Petkim ve Telekom gibi Cumhuriyet tarihinin tüm kazanımlarını yok pahasına yabancılara sattığını buna rağmen borcun 220 milyar dolardan 550 milyar dolar çıktığını ifade eden BTP Genel Başkanı, “Biz Milli Ekonomi Modeli’yle Türkiye’nin kaynaklarını Avrupa Birliği ve ABD’nin değil, yüce Türk milletinin hizmetine sunacağız” dedi. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “İlk defa Milli Ekonomi Modeli işçiden, çiftçiden, memurdan, emekliden ve tüketiciden yola çıkmıştır. Senin elinde bu kadar imkân var.
Bu imkânlar bir kenarda duruyor, bunları devreye koymuyorsun.
Elini açıp hazine üzerindeki dilenci gibi dileniyorsun. Sen bir şey yapamazsın. Yapmaya imkân ve ihtimal yoktur.”

Bizim için hizmet ibadettir
BTP Genel Başkanı Gaziantep’teki mitingden sonra Kilis’e geçti. Kilis cumhuriyet meydanını hınca hınç doldurmuş olan halka hitap etti.
BTP Kilis adayı Galip Akdağ’a 29 Martta tam destek istedi. “Kilisliler layık oldukları hizmeti Galip Akdağ’ın elinden alacaktır” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “biz hizmeti ibadet kabul eden bir anlayıştan geliyoruz” diyerek, siyasiler ‘milli irade istedi’ diye yaptıklarını izah ettiklerini dile getirerek milli iradeye şöyle vurgu yaptı: “Ceza Kanunu çıktı.
Siyasiler tarafından Aile Hukuku kanunları ve çeşitli ekonomik düzenlemeler yapıldı. Kim söyledi bunu? Avrupa Birliği, IMF ve ABD söyledi. Yahu Kilislinin bundan haberi bile yok. Sen nasıl diyorsun ki, bunu milli irade istedi? Milli irade Kilislinin istediği gibi olmasıdır.” TUNALIM

20 Mart 2009 Cuma

YAVUZ HIRSIZ,EV SAHİBİNİ BASTIRIRMIŞ..

Yerel seçimlere iki haftadan az bir süre kaldı.
Ekonomideki daralma rekor kırıyor.
İşsizler ordusuna katılımlar her geçen gün rekor kırıyor.
İşten çıkarmalar rekor kırıyor.
Kara listeye alınan kredi borçları rekor kırıyor.
İcralık dosyalar rekor kırıyor.
Vatandaş rekor düzeyde yaşadığı gelir darlığı sebebiyle ekmek, süt gibi en temel ihtiyaçlarında dahi tasarrufa gidiyor.
Suç oranlarındaki artış rekor kırıyor.
Ekonomik, sosyal, hukuki bütün göstergeler olumsuz anlamda rekor üstüne rekor kırıyor ve biz böyle bir tabloyla seçime gidiyoruz.
Normal şartlar altında, bu tabloya neden olan siyasiler başları önde, halkın huzuruna dahi çıkamayacak durumda olmaları gerekiyor, ama maalesef ülkemizde durum böyle değil.
“Yavuz hırsız ev sahibi bastırırmış” tarzında bir siyaset anlayışı var.
Ülkemizi böyle bir karanlık tabloya itenler başları dik, mağrur ve sesleri gür, meydanlarda esip gürlüyorlar; vatandaş ise suçluluk psikolojisinde kendi halinde, içe kapanık, başı önde, mahcup…
İş bilmez siyasiler vatandaşın bu ezik halini görünce daha da cesaretlenip ses düzeylerini arttırıyor, konuşma tonlarını sertleştiriyor.
Vatandaş batıdan ithal edilen metotlarla, işsizlik, aşsızlık, açlık gibi kamçılarla kamçılanarak kuzulaştırılıyor ve batı tarzı bir demokrasiye hapsediliyor.
Halkın gerçek iradesini kullanamadığı bir demokrasi nasıl demokrasiyse…
Bir grubun rahatı için milyonların feda edildiği bir demokrasi…
Sonra da milletin demokratik kararını vereceği gün geldiğinde yıllarca milletten alınanın çok cüzi miktarıyla oyların satın alındığı bir demokrasi…
Kepçeyle toplanıyor çay kaşığıyla veriliyor.
Halkın kendi iradesiyle kararını veremediği yönlendirmeli ve kamçılı bir demokrasi…
Halkın en doğal anayasal hakkı olan sosyal devlet imkanlarının musluğunu sadece seçim zamanı oy kapmak için açan bir demokrasi anlayışı…
Mutlu azınlığın işine geldiği şekliyle demokrasi
Milletin gözünü boyayarak yapılan bir demokrasi
Milyonların kendi kararını veremediği bir demokrasi
Vatandaşın şikayet hakkını dahi kullanmakta tereddüt ettiği, korktuğu bir demokrasi
İşte böyle bir tablo ve anlayışla yeniden bir seçime doğru hızla gidiyoruz.
Milletimizin bütün bu kuşatmalardan kurtulup gerçek demokrasiye, gerçek çözüme ve projelere adım atması elbette ki kolay bir hadise değildir.
Ama aziz Türk milleti tarihinde birçok kez bu kumpaslardan kurtulmasını bilmiştir.
Milletimiz şu gerçeği de görüyor:
Yerel seçimler öncesi, seçimlere az bir zaman kala dahi ekonomide olumlu bir adım atamayan bir siyasetin seçim sonrası bir şey yapması mümkün mü? Elbette ki hayır.
Hükümetin varsa projesi seçim öncesi bunu yapar ve doğal olarak oy potansiyelini artırırdı, ama IMF dışında hiçbir çözümleri yok ve tek çözüm kapıları IMF’nin de talepleri oldukça ağır.
Öyle ağır ki Hükümet seçim öncesi bu talepleri millet duymasın diye dört dönüyor.
Şimdi siyasiler savurdukları tehditlere ve son günler dağıtacakları üç beş kuruşa güveniyorlar.
İnşallah milletimiz bu sefer gerçekleri fark eder ve geleceği için önemli bir adım atar.
Yoksa millet demokrasinin gereğini yapayım derken, demokratik haklarını bir bir kaybedecek.
TUNALIM...

15 Mart 2009 Pazar

TÜRKİYE'Yİ AYAĞA KALDIRACAK ÇÖZÜM VAR.

Vatandaş AKP’ye ve adaylarına, iki dönemden beri işbaşındasınız, bugüne kadar neredeydiniz, niye yapmadınız diye soruyor? Sormaya devam edecek!
Vakıa bu olunca, Erdoğan cevap veremiyor.
Sarılıyorlar CHP’ye, sarılıyorlar Baykal’a… CHP’yi ve Baykal’ın çıkışlarını, millete karşı yine “korku sopası” olarak kullanıyorlar, “kum torbası” olarak kullanıyorlar.
CHP de, kendilerine ait hiçbir projeleri bulunmadığı için, bu oyuna razı…
Günleri nasıl geçirecekler?!
CHP’yi IMF, AB ve ABD çizgisinden kurtaracak ne paketi var?!
CHP, maalesef M. Kemal Atatürk’ün CHP’siz değil ki…
CHP, maalesef “6 ok”un ifade ettiği tüm değerleri yitirmiş; 6 okun sadece resmi ve ismi kalmış!
Erdoğan da fırsattan istifade ediyor; Denize düştü Baykal’a sarılıyor!
Erdoğan’ın, Baykal’ı kum torbası olarak kullandığı şu konuşmalarına bakın Allah aşkına:
Bana maganda diyor! Bana külhanbeyi diyor! Adam olmadın diyor! Ben cevap vermem, siz cevap verin ey halkım! Benim seviyem, edebim ve okuduğum okul buna müsaade etmez…
Siz cevap verin Baykal’a!
Mahkemeye vereceğim…
Erdoğan’ın seviyesinin müsaade etmediği işi temizlemek vatandaşa kalıyor…
Bakın şu demokrasi işine!
Tamam… Vatandaş bu işi temizlesin de, siz ne yapacaksınız AKP hükümeti olarak, AKP belediyeleri olarak, ondan haber ver sayın Erdoğan, dediğiniz zaman; rengi değişiyor, nabız düzeni bozuluyor, tansiyonu yükseliyor.
İş yok, aş yok…
İşsizler ordusu için ne yapacaksınız?
Tarım köylüsü için, çay müstahsili için, fındık, narenciye, buğday, fıstık, kayısı üreten ne diyorsunuz?!
Sanayici için, batan şu kadar esnaf için, bir lokma ekmeğe talim eden milyonlar için ne yapacaksınız?
Ses yok, proje yok, çözüm yok…
Bahane aynı nakarat; ne yapalım, küresel kriz var…
Adım atacak takat yok!
Madem adım atacak takatınız yok, yapacağınız bir şey yok; ne diye Yasama ve Yürütme koltuklarını meşgul ediyorsunuz!? Boş yere 9-10 milyar maaş almak için mi?!
Milletimiz size o maaşı başka yerden verir, lütfen sahibine terk edin, çözümü olan bırakın o koltuğu…
Çözümü olan var mı? Var.

<<<<<<<>>>>>>>
Citizens and candidates to the AKP, since the job are two periods, until today, where were, why did they ask? Will continue to ask!
This is fact, and Erdogan can not satisfy.
CHP is a hug to hug ... to the CHP and Baykal Baykal is out of the nation against the "fear of a beating" is used as a "punching bag" is used as.
CHP also has its own does not belong to any project, consented to this game ...
How to spend the day?
CHP and the IMF, the EU and the U.S. will recover from what the package has a line?
CHP, unfortunately, M. Kemal Ataturk's CHP is not ...
CHP, unfortunately, "6 ok" the phrase that has lost all value; 6 read only image and name have been!
Erdogan is also the opportunity to benefit from, the sea fell to Baykal is wrapped!
Erdoğan, Baykal then used as a punching bag for the love of God, see the following conversation:
I say maganda! I say rough! Adam never said that! I do not give answers, you answer me O people! I level, I read literary and the school does not allow it ...
Baykal you to answer!
I will give to the court ...
Erdogan's level does not permit citizens to work to clear the remaining ...
See this democracy to work!
Okay ... the citizens of this work are clear, and you'll do as the AKP government, the AKP municipalities, as Mr Erdogan tell him, also at any time, color changes, the pulse order is damaged, blood pressure is rising.
Job No, do not exceed ...
The army will do for the unemployed?
For peasant agriculture, for müstahsil tea, nuts, citrus, wheat, peanut, apricot producing what are you talking about?!
For industrialists, who sets these up for trades, for a morsel of bread to the millions who practice what you gonna do?
No sound, no project, no solution ...
Excuses, the same refrain, do we have the global crisis ...
No strength to step!
Since no steps to takatınız, nothing to do what they would be busy with the legislative and executive seats? Is it in vain to get the salary 9-10 billion?!
Our nation will give you the salary from elsewhere, please get them to leave, we leave it with a seat ...
Do you have a solution? There is.
Tunalım...

TOPRAĞINIZI SATMAYIN

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yabancı bankaların vatandaşın toprağına el koyduğu Konya’da halkı uyardı: “Bir metrekare toprağınızı kaptırmayın. BTP sizi bu sıkıntıdan kurtarmak için gümbür gümbür geliyor.”

29 Mart’ta gerçekleştirilecek mahalli idareler seçimleri çerçevesinde yurt turunu sürdüren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Konya’da Yalıhüyük ve Taşkent ile başladığı turuna Akşehir’le devam etti. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan BTP Genel Başkanı, Akşehir’in Reis beldesinde partisinin seçim bürosunun açılışını yaptı. Açılışın ardından belde sakinlerine seslenen Prof. Dr. Baş, BTP adayı Ömer Küçükiniş için seçmenlerden destek istedi.

Konyanın arazilerine yabancılar el koyuyor

Konuşmasına tarım kesiminin sorunlarını zikrederek başlayan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, vatandaşların Konya Ovası’ndaki arazilerin bir bölümünün yabancı bankaların ipoteği altına girdiği yakınmalarına dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. BTP Lideri, şunları kaydetti: “Ektiğiniz, yetiştirdiğiniz tarım ürünleri para etmiyor. Buğdayınız, sebzeniz, meyveniz para etmiyor. Ancak buna rağmen, asla bir metrekare toprağınızı satmayın. Bağımsız Türkiye partisi, gümbür gümbür geliyor. O zaman tarım kesimini vereceğimiz desteklerle ayağa kaldıracağız. Hem siz rahata kavuşacaksınız, hem de Türkiye” dedi.

Çiftçi milletin efendisi olacak

Milli Ekonomi Modeli ile tarım kesimini ayağa kaldıracaklarını ve çiftçiyi gerçek anlamda milletin efendisi yapacaklarını ifade eden Prof. Dr. Baş, “İşsizlik konusunda çözümü olan açıklasın” diyen Başbakan erdoğan’a şu cevabı verdi: “Başbakan bunu söyleyerek bir bakıma ‘ben bu işi bilmiyorum’ itirafında bulundu. Biz bu işin kitabını yazdık. Ben bu işi biliyorum” dedi.

Kapitalizmin sonu geldi

Prof. Dr. Baş, Reis beldesinden Akşehir’in bir diğer beldesi Yazla’ya geçti. Vatandaşlar burada BTP Lideri’ni kurban keserek karşıladı. BTP Yazla Belediye Başkan Adayı Ömer Pınar’la birlikte vatandaşları selamlayan Prof. Dr. Baş, kapitalist sistemin sonunu getiren küresel ekonomik krizin tüm dünyanın yönünü Milli Ekonomi Modeli’ne çevirmesine yol açtığını vurguladı. BTP Genel Başkanı, dünyada 42 ülkenin krizden kurtulmak için modelden alıntı yaptığına işaret etti.

Davos’ta tiyatro oynandı

Davos’ta Başbakan Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile yaşadığı tartışmayı hatırlatan Prof. Dr. Baş, bu çerçevede konuşmasını yaptığı Konya semalarında eğitim gören İsrailli pilotları sorarak, şunları kaydetti: “İsrail’in pilotları Konya’da eğitim yapıyor. Kimse milleti kandırmasın. Tiyatro yapıyorlar.”
ÇÖZÜM TEK EMİSYON AMA !!!
Bütün kaynakları kesilen bir akarsuda değirmen döndürmek mümkün mü?
İşte Türkiye ekonomisinin hali böyle…
Dünyanın 450 bilim adamı tarafından takdir edilen ve 45 ülkesinin uygulamak için yarıştığı Milli Ekonomi Modeli’nde üç temel kaynaktan bahsedilmektedir:
1) Senyoraj geliri. Yani para basma hakkı.
2) Madenler
3) Vergi
Türkiye’de, birincisi IMF talimatlarıyla devre dışı, ikincisi yabancılara haraç mezat peşkeş çekiliyor,
üçüncüsünün ise büyük bir bölümü, alınan borçların faizlerine gidiyor.
Türk ekonomisini beslemesi gereken bu üç kaynak da maalesef olması gerektiği gibi değil.
Akarsu kendi kaynaklarıyla değil de yabancılardan alınan maliyetli parayla, yani taşıma suyuyla beslenmeye ve de değirmen döndürülmeye çalışılıyor.
Dünyada yaşanan küresel kriz sebebiyle bize maliyeti yüksek olan bu taşıma suyu da tükenme noktasına geldi.
Kaynakları tamamen kesen, ya da yanlış yerlere kanalize eden siyasiler şimdilerde piyasalara can suyu adı altında krediler sürüyorlar.
Bunun kaynağı da yine borç ve maliyetli para.
Bu krediler de tabiri caizse değirmeni kovalarla su serperek döndürmek gibi kalıyor.
Değirmen bir nebze hareket eder gibi oluyor, ama hemen duruveriyor.
Susuzluktan canı yananlar hala taşıma suyundan ve de bu taşıma suyunu tek çıkış olarak gösterenlerden medet umuyorlar. Bir kova daha gelse de bir an da olsa rahatlasak derdindeler.
Halbuki onlar da gayet iyi biliyorlar ki bu asla kesin bir çözüme ulaştırmaz.
Peki, nedir kesin çözüm?
Başta da ifade ettiğimiz gibi akarsuyun gerçek kaynaklarını devreye koymaktır.
Devlet senyoraj hakkını kullanmalıdır.
Para basarak gerektiğinde tüketimi, gerektiğinde ise üretimi teşvik etmeli, üretim ve tüketim dengesine dayalı sıfır enflasyonlu bir ekonomik sistemi hayata geçirmelidir.

www.milliekonomimodeli.com
TUNALIM..

06 Mart 2009 Cuma

GENÇLİĞİMİZ GELECEĞİMİZDİR.

Bir milletin geleceği gençliğine bağlıdır.
Gençliğine önem vermeyen, onları milli değerlerle yoğurmayan, onlara milli bir kimlik kazandırmayan bir millet elbette ki tarih sahnesinde kaybolmaya mahkumdur.
Şimdi gelin, bu kadar önemli olan geçliğimize, Türk gençliğine yeterli yatırım yapıyor muyuz bir bakalım.
Yapılan birçok bilimsel araştırma gençliğimize gereken önemi vermediğimizi ortaya koyuyor. Son günlerde aynı olumsuz tabloyu ifade eden birçok rapor açıklandı.
Özetle ifade edersek;
Gençliğimiz iyi bir eğitim almıyor
Gençliğimiz okumuyor
Gençliğimiz okuduğunu anlayamıyor
Gençliğimiz başıboş
Gençliğimiz işsizliğin pençesinde
Kayıtdışı çalışanların çoğu gençlerimiz, yani gençlerimize doğru dürüst bir sosyal güvence veremiyoruz
Sınav sistemleri, dershaneler, kurslar vs sebebiyle gençlik sadece bir rant kapısı olarak görülüyor
Lise mezunları iş bulamadığı gibi, üniversite mezunları da işsiz
Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan koruyamıyoruz
Gençlik sigara ve alkol bağımlısı
Gençlik uyuşturucu bağımlısı
Gençlerimizin güvenliğini sağlayamıyoruz
Gençlik kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyor
Gençlik çeteleşiyor, agresifleşiyor
Gençlerimiz suça meyilli
Gençliğin önüne bir ideal koyamıyoruz
Gençlik kolay para kazanma derdinde
Sürekli ekranlarda gördüğü kolay zengin olanların peşinde
Gençlik ne Fatih’i biliyor, ne Ulubatlı Hasan’ı ne Seyit Onbaşı’yı ne de Mustafa Kemal Atatürk’ü
Gençlik ne Peygamberimizi biliyor, Hz. Ali’yi, ne Hz. Fatıma’yı, ne Hz. Hasan’ı, ne de Hz. Hüseyin’i
Gençlik ne Mevlana’yı biliyor, ne Yunus’u ne de Akşemseddin’i
Gençlerimiz bizden olanı bilmiyor, bizden olmayanı ise gözünde büyütüyor, ideal haline getiriyor.
Gençliğimiz ne milli değerlerini biliyor ne de manevi değerlerini…
Ülkemiz üzerinde hesabı olanlar gençliğimizle istedikleri gibi oynayabiliyorlar.
Aklı ve gönlünü milli ve manevi değerlerle donatmadığımız gençliğimize birileri mutlaka bir şeyler aşılıyor, ama bu bizim hayrımıza olmuyor
Gençlerimizi kurtlar sofrasında yalnız bırakıyoruz.
Onlara bir Türk kimliği kazandırmıyoruz.
Böylece geleceğimizi baltalıyoruz.
Ayaklarımızın altındaki zemini kayganlaştırıyoruz.
Esasen bizim gençliğimiz kor ateş gibi…
Sahip olduğumuz tarihi tecrübeleri, milli kimliği gençlerimize gerçekten versek, görün bakın o zaman onların arasından ne Fatih’ler, ne Mevlana’lar, ne Mustafa Kemaller çıkacak.
Gençliğimiz, işte o zaman kendisine doğruyu gösteren bizlere minnettar kalacak, bizleri hayırla yad edecektir.
Biz nasıl tarihte destan yazan ceddimize hürmet ediyorsak, işte öyle ve ondan da fazlası…

M.Çabas-TUNALIM...