30 Ocak 2009 Cuma

YENİ BİN YILIN TRENDİNİ YAZANLAR

Ülkemizin iş adamları genellikle dışarıdan gelen fütüristlerin yani trend belirleyen ve yön verenlerin fikirlerine her zaman değer verirler. Büyük toplantı salonlarında onların ağzından dökülen her cümlenin ehemmiyeti bu toprakların içinden çıkacak her sesten daha önemli görülebilir çoğu zaman.
Yakın zamanın meşhur fütüristlerinden Patrick Dixon’un 3. Bin Yıla Yön Veren En Etkin 500 Trend isimli kitabı çıkalı çok olmadı. Pek çok CEO ve şirket yöneticisinin başucu kitabı oluverdi. Kısa öz geçmişinde 1978 yılında Cambridge Üniversitesi Kings College’i ve 1982 yılında Londra Üniversitesi’ni tamamladığını ve Global Change Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı olduğu belirtilen Dixon, 43 ülkede çeşitli konferans ve seminerlere konuşmacı olarak katılmış. Hali hazırda herkesin dilinden düşmeyen Fortune 500’ün danışmanlarından biri.
Gelelim Dixon’ın kitabına. Dixon kitabında AB’ye geniş yer ayırmış. Özellikle Avro hakkındaki sözleri sanki bize yabancı gelmiyor. Bakın ne diyor Dixon; “Açık olan bir şey varsa o da, Avro’nun sıkıntısız bir şekilde kullanılmayacağıdır. Birliği oluşturan ülkeler bunu başaramayacak kadar dağınık haldedir. Avro saçma sapan bir iş olarak görülmeye devam edilecek; Fransa, Almanya ve diğer ülkeler kendilerini içinden hiç çıkamayacakları bir deli gömleği giymiş gibi hissedecektir. Kurtulmak için harcanan her çaba, o gömleğin içinde bulunmanın azabını arttıracaktır.” (syf.217)
Dixon’un tabiriyle deli gömleği Avro için ve AB’nin geleceği için yıllardan beri bu ülkede bu topraklarda yetişmiş bir dehanın sesi, Prof. Dr. Haydar Baş’ın sesi yankılanıp dururken en azından bu kitapları okuyan tüm iş dünyasının bu gerçeği görmesi zor olmamalı.
Sağır sultanların duyup 39 ülkede uygulanmaya başlayan Milli Ekonomi Modeli bunu geçmişten beri söylüyor.
Yani iş şuraya geliyor efendiler. Bu topraklarda düşünce yoktur, fikir yoktur, fikrin yetişeceği mekan yoktur diyenlerin öz güven eksikliği Türkiye’nin zaman kaybetmesine, milletin açlık çekmesine sebep olmaktadırlar. Bu topraklar o fikrin sahibini doğurmuştur. Bugün Dixon, dün diğerleri ve yarın başkaları hep Milli Ekonomi Modeli’nin ortaya koyduklarını tatbik etmek zorunda kalacaklarını göreceklerdir.
İç dinamiklerini kaybetmenin sonucu olarak dışa dönük beklentilere bağımlı hale gelenlerin gözünde bu isimlerin önemini bildiğimiz için şunu söylüyoruz; onların şimdi yaşadıklarını biz dün söylüyorduk, onların bugün yazdıklarını biz çoktan söyledik ve sonuç olarak onların yarından beklentileri olan sistem bizim elimizdedir. Bu özgüvene sahip olmamız gerekiyor zira bu yeni sistemi ortaya koyan bu toprakların insanıdır. Bu bir onurdur, bu bir umuttur.
Ama yok illa da biz yine o CEO’ların ve fütüristlerin sözlerine kulaklarımızı açacağız diyorsanız şunu da bir yere not etmek gerekiyor; bu ülkenin iş adamları ve yöneticileri en az Meclis Üyeleri kadar bu ülkenin geleceğinden sorumludurlar. Bu sorumluluk bilinciyle her zeminde Milli Ekonomi Modeli’ni irdelemeli, konuşmalı ve anlamaya çalışmalıdırlar. Yeni bin yılın trendi Milli Ekonomi Modeli’dir. Bu Dixon’unda derdine devadır. Dünyanın da derdine devadır.
Cüneyt Sezer---TUNALIM...

17 Ocak 2009 Cumartesi

ORTADOĞU BİZİM KARARLILIĞIMIZI BEKLİYOR. 9 MADDELİK ÖNERİ

İsrail’e koltuk değneği olunmasın
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasının sonunda Türkiye ABD, AB ve İsrail’e “Ben tek taraflı olamam, konumum gereği adil olmam gerekir” diyerek Filistinlilerin mağduriyetini gidermek için aşağıda dikkat çektiğimiz hususları hayata geçirmelidir” dedi.

Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi:

“Aksi takdirde Ortadoğu’da BOP eş başkanlığının manası, ABD’ye ve İsrail’e koltuk değneği olmaktır.

Bu ise, güçlünün, zalimin yanında, mazlumun ise karşısında yer almaktır ki, bu durum Türkiye ve Türk milleti tarafından asla kabul edilemez. Bugün Filistin’e oynanan oyun, yarın Türkiye’ye de PKK gerekçesi ile oynanacaktır.

O halde Türk coğrafyası üzerinde hesabı olmayan, medeniyetimiz, kültürümüz, siyasetimiz ile birlikteliği olan millet ve devletlerle işbirliği yaparak, bu tehditleri karşılamaya hazırlanmamız şarttır.”

Bunları yapın katliam dursun
Konuşmasının son bölümünde Filistin sorununun çözümü konusunda Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları dile getiren BTP Genel Başkanı hükümete seslenerek, “elbette siz de Filistinlileri düşünüyorsunuz.

O halde yapacağınız iş” diyerek madde madde atılması gereken adımları sıraladı.

İşte Prof. Dr. Haydar Baş’ın sözleriyle Filistin’de akan kanı durduracak çözüm önerileri:

1-Erbakan’ın İsrail’le imzaladığı anlaşmayı iptal edin…
“Cumhuriyet tarihinde ilk defa Sayın Erbakan’ın 1996’da İsrail ile gizlice yaptığı anlaşmaları, ADL teşkilatı tarafından size takdim edilen cesaret madalyanızı da bir kenara bırakarak, askıya almanızdır.

İsrail’e, “Bakınız ben bu anlaşmaları askıya alıyorum, silahların yenilenmesi, donanım satışı, ortak üretim, istihbarat paylaşımı, ticaret ve eğitim anlaşmasını askıya alıyorum” demelisiniz.

Özellikle Eğitim Anlaşması ile İsrail pilotları, Anadolu üzerinde uzun menzilli uçuşları ve dağlık alanda uçuşları öğrenmektedir. İsrail için bu uçuşlar, herhangi bir ülkeye yapılacak muhtemel operasyonlar için çok iyi bir eğitim mahiyetindedir.

Bu konuda gizli anlaşmaların mahiyetinin gizli kalması ile ilgili şu notu da takdirlerinize sunalım…

29 Ağustos 1996 tarihli Hürriyet gazetesi, “İsrail’le gizli imza” başlığıyla verdiği haberde şunları aktardı:

“Dışişleri Bakanlığı Basın sözcüsü Ömer Akbel, anlaşmanın dün sabah Ankara’ya gelen İsrail Savunma Bakan Yardımcısı Müşteşarı David Ivry ve Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Korgeneral Tuncer Kılınç tarafından imzalandığını açıklandı.

Ancak Erbakan, anlaşmaya şartlı onay verdi.

Refah Partili seçmenin tepkisini düşünerek kesinlikle gizli kalmasını istedi.”

2- BM’de daha etkin olunmalı
“Türkiye, 1 Ocak 2009’dan itibaren BM Güvenlik Konseyinin geçici üyesi olmuştur.

Ancak hükümet, Filistin’deki kıyımı bir önerge ile Güvenlik Konseyi’ne getirememiştir.

“Yapılanlar soykırımdır, insanların canına, malına, namusuna ve din emniyetlerine,

katliam yoluyla müdahale etmektir” diyememiştir. Bu önergeyi Libya vermiştir.”

3- İKÖ harekete geçirilmeli
“Yine Türkiye, İslam Konferansı Teşkilatı’nın 3 Ocak’ta yaptığı toplantıda somut bir karar çıkaramamıştır.

Oysa İslam Konferansı Teşkilatının Genel Sekreteri Türk’tür. Türkiye, İKÖ’yü harekete geçirmelidir.”

4- Ateşkes derhal sağlanmalı
“Derhal ateşkesin ilanını temin etmelidir.

Bir daha o toprakların kuşatma altına alınmaması için gerekli şartlar sağlanmalıdır.”

5- Türkiye, Tel Aviv büyükelçimizi geri çekmelidir.

6- İsrail Büyükelçisi vasıtasıyla, İsrail ikaz edilmelidir.

7- Türkiye barış gücü gönderebilir
“Afganistan’a giden Türk birliklerinin Barış Gücü olarak bu bölgeye gitmesine gayret edilmelidir.”

8- ABD uyarılmalı
“ABD’ye, Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığının ne anlama geldiği anlatılmalıdır; eş başkanı olduğu sürece, bu katliam ve işgallerin mesuliyetini taşıyamayacağı belirtilmelidir.”

9- Filistin’le ticaret anlaşması yapılmalı
“İsrail ile 1996 yılında Erbakan Hükümeti tarafından yapılan Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması askıya alınarak; bugün aç, susuz ve ilaçsız bırakılan Filistin Devleti ile Serbest Ticaret Anlaşması yapılmalıdır....


TUNALIM...TÜRK TARİHİNDEN...

11 Ocak 2009 Pazar

Biga resimleri

09 Ocak 2009 Cuma

BUNUN ADI DEVLET TERÖRÜDÜR

BTP Lideri Prof. Dr. Baş, Gazze kentine on gündür bomba yağdıran ve içerisinde onlarca çocuğun da bulunduğu yüzlerce kişiyi öldüren İsrail’in devlet terörü yaptığını söyledi.

On günden bu yana 500 bin nüfuslu Gazze kentine bomba yağdıran ve 500’den fazla kişiyi öldüren ve 3 bini aşkın insanın da yaralanmasına sebep olan İsrail’in bir devlet terörü gerçekleştirdiğini dile getiren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş önemli açıklamalarda bulundu. Filistin’de yaşanan vahşet, kan ve gözyaşı tablosunu değerlendiren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş; vatan, can ve mal mücadelesi veren Filistinlilere karşı İsrail’in yaptığının devlet terörü olduğunu dile getirdi.. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş açıklamasında, “Bu kıyım, bir devlet terörüdür. İsrail Filistin’de çoluk çocuk demeden yüzlerce insanı katletti, katlediyor. Dünya dilini tutmuş, gözünü kapatmış, kulağını tıkamış sanki görmüyor, işitmiyor ve duymuyor” diye konuştu.

Sözkonusu Müslümanlar olunca...

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Batılı ülkelerin devlet ve kurumlarının bu saldırılar karşısında takındıkları tutumun Hıristiyanlarla Yahudiler arasındaki ‘ahd–i atik ve ahd–i cedit’ birlikteliğinden kaynaklandığını söyledi. “Esasen dünyada olan çatışmaların merkezinde yatan inançların kavgasıdır. Kültürlerin, siyasetlerin ve medeniyetlerin kavgasıdır. Hıristiyanlarla Yahudiler arasında “ahd–i atik ve ahd–i cedit” birlikteliği vardır” değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Filistin kabul etsek de etmesek de İslam Medeniyetinin kültürünü, siyasetini temsil ediyor. Yahudilerle Hıristiyanlar arasında zaten ahd–i atik ve ahd–i cedit diye bir birliktelik vardır. Yani ABD örneğinde olduğu gibi bir medeniyet birliği, siyaset birliği, bir kültür birliği vardır. İşte şimdi burada iki dünyanın, İsrail ve Filistin’in şahsında çatışması vardır burada. Onun için her devletin burada üzerine düşeni yapması, yapması için de meselenin temelinde yatan gerçekleri kavraması lazım. Bana göre medeniyetlerin kültürlerin inançların çatışması yatıyor batının bu olay karşısında tavrını koymasında.”

Birlik olursak, zulmü biz önleriz

Bölge üzerinde oynanan oyunlara Ortadoğu tarihinden örnekler sunan Prof. Dr. Haydar Baş, Arap kardeşlerimizin 20. yüzyılın başlarında yabancıların oyunlarına geldiğine işaret ederek, şu çarpıcı açıklamalarda bulundu:

“Türk Milleti Ortadoğu coğrafyasından elini çektikten sonra ne Filistinlinin, ne Iraklının, ne de Körfezlinin iki yakası bir araya gelmedi. Allah nasip ederse iç dünyamızdaki huzuru, birliği, beraberliği temin ettikten sonra o dünyanın da yine canını, malını ve namusunu geçmişte olduğu gibi biz koruyacağız.”


TUNALIM....

06 Ocak 2009 Salı

NEREDESİN ?.. EY!....İNSANLIK...

Ey!...insanlık...Böyle savaşmı olur?Kendisine BM tarafından koordinatları verilmiş okulda bulunan çocuk ve kadınları katladen gözü dönmüş İsrail'i şiddetle kınıyorum...

Bunların hayallerine gizli ve açık destek olanları tarih bir gün mutlaka yargılayacaktır.Hele uluslararası savaş kurallarını hiçten sayıp,çocukları ve kadınları kadlederek insanlığa zulmedenlerin sonu abad olmayacaktır.Çünkü ''Zulümle abad olanın sonu acad(hüsran)olur.''Tarih bunun ibret verici örnekleriyle doludur.
Hatırlayınız;ABD, Irak’ı işgal etmekte tereddüt yaşamıştı.
Nereden mi biliyoruz bu tereddüdü yaşadığını?
Bizzat dönemin ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz itiraf etmişti.
ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz, :
Irak işgalinden üç ay önce Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret esnasında “Biz ırak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Türkiye bize cesaret vermiştir” demişti.
ABD devam eden Irak işgaline malumunuz olduğu üzere 2003 yılında başlamıştı.
Türkiye’ye Amerikalı yetkililerin biri gidip biri geliyordu o dönemde.
Kapalı kapılar ardında saatler süren gizli toplantılar yapılıyor ve konuşulanlar milletten ısrarla saklanıyordu.
İşte bu sürecin sonunda ABD kanlı Irak işgaline başladı.
Irak’ı işgal edecek cesareti bu görüşmeler sonucunda Türkiye’den bulmuştu ABD.
Türkiye’yi yöneten hükümetten cesaret alınmıştı.
‘Cesur olun biz sizin arkanızdayız’,
‘Sizinle bu konuda eş başkanlık yapmaya bile hazırız’ demişti hükümet yetkilileri Amerikalılara.
Hatta Irak işgalinin resmi adı olan BOP projesinde, “Diyarbakır bu projede bir yıldız olabilir” diye açık çek bile verilmişti hatırlarsanız.
Şimdi durduk yere çoktan unutulmuş bu meseleyi neden gündem ediyorum diye düşünüyor olabilirsiniz.
İsrail günlerdir Gazze’ye bomba yağdırıyor.
Binlerce ton bomba yağmur gibi yağıyor Filistinli Müslümanların üzerine.
Ölenler 400’e, yaralılar 2000’e yaklaşmış durumda.
Bu saldırıdan önce Türkiye’ye gelen İsrail Başbakan’ı Ehud Olmert üst düzey Türk siyasilerle tam beş saat süren görüşmede bulunmuştu.
İster istemez ABD’ye Irak’ı işgal etmek için cesaret veren malum siyasiler, İsrail’e de Filistin’İ vuracak, Gazze’ye bomba yağdıracak cesareti vermiş olabilirler mi diye bir şüphe oluştu bende.
Aklımdan bu şüpheleri kovmaya çalıştımsa da düşündükçe daha da dallanıp büyüdü bu şüpheler.
Conilerin Irak’ta yaptıklarına göz yuman ve onları lojistik olarak destekleyen ve hatta “kahraman(!) Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum” diyebilecek kadar ileri giden siyasiler neden İsrail’e de aynı desteği vermesinler?
Verebilirler ve sonuca bakılırsa da çoktan verdiler…
ABD’ye Irak’ta sağladıkları destekten daha büyük bir destek olmaz bence bu cesareti İsrail’e verdilerse…
Ne konuşulduğunu bilmediğimiz beş saat süren görüşmede siyasiler gerçekten İsrail’le neyin pazarlığını yaptılar tam olarak bilemiyoruz ama gerçek olan bir şey var ki, Türkiye üstüne düşeni tam olarak yapsaydı ne Irak’taki zulüm devam edebilirdi ne de İsrail bu derece canavarca katliamlarını yıllardan bu yana sürdürebilirdi.
TUNALIM

02 Ocak 2009 Cuma

ÜÇ MAYMUNU OYNAMAYA GEREK YOK

Prof.Dr.Haydar Baş: Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ekonomiden teğet geçtiğini zannettiği küresel ekonomik kriz, reel sektörden ve piyasalardan gelen ardı ardına gelen kötü haberlerle, bazı ekonomistleri yeni arayışlara itmiş gibi görünüyor.
IMF emriyle, enflasyon hedeflemesi kapsamında uygulanan sıkı para politikası, Merkez Bankası’nın uyguladığı politikaları tartışılır hale getirdi.
Son on yıldır uygulanan politikaları ayakta alkışlayan ekonomist ve iş dünyası temsilcilerinden “para ve maliye politikalarında gevşetin” talepleri yükseliyor.
Onlara göre MB hızlı bir faiz indirim sürecine girmeli, vergi ertelemeleri ve indirimleri gündeme gelmeli, kamunun tüketimi canladırmaya dönük harcamaları artırılmalı. Jetonların geç düştüğü bu zekalara denecek tek şey var;
GÜNAYDIN… www.milliekonomimodeli.com
Ya; bu ülkede son 5-6 yıldır “Milli Ekonomi Modeli” denilen bir proje bir tez var.
Türkiye’de enflasyon sürecinin talepten değil, maliyetten kaynaklandığını ve sıkı para politikasının ekonomiyi deflasyona sokacağını söylerken, beyler sizler Ayda mıydınız?
Devletin senyoraj hakkını kullanarak, ekonomide emisyonun artırılması, yani sizin ifadenizle para politikası gevşetilmesi gerekiyor derken, sizler Mars’a gönderilen uzay aracında mıydınız?
Yıllık 100 bin YTL’nin altında geliri olan memur, işçi, emekli, küçük esnaf tüketici kesimidir, onlardan vergi alınmayacak ve tüketim canlandırılacak derken, beyler sizler ıssız bir adada Robinson Crusoe ve Cuma ile birlikte mi yaşıyordunuz?
Daha size Prof.Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Model”inde bahsettiği ekonomi biliminin tanımını, arz-talep arasındaki ilişkiye, deflasyon-stagflasyon geçiş ilişkisine ve daha birçok iktisadi konuya getirdiği yeni açılımları, hatta bu tezin uluslararası dört konferansta ele alındığını, bu organizasyonlarda yüzlerce yerli ve yabancı akademisyenin nasıl ayakta alkışladığını yazmayacağım.
Çünkü siz o sıralar Türkiye’de değildiniz.
Hayır hayır doğru ifadeyle siz dünyada olmazsınız.
Eğer buralardaydınız ve bunları görmediyseniz duymadıysanız, o zaman ya sizlerin akademik unvanlarınız sahte, ya da bu devletin ve milletin imkanlarıyla okuduktan sonra tüm değerlerinizi inkar etmişsiniz.
Bunları duymayan siyasilere bu yazımda bir şey demiyorum, sadece Allah’a havale ediyorum.....TUNALIM

ASRIN SOYKIRIMINI DÜŞÜNÜN...

Devletler, siyasi menfaatler uğruna İsrail ve onun destekçisi ABD yi büyüttüler ve dünyanın başına bela ettiler. Baş belası zalimler de canlarının istediği zaman istedikleri yeri işgal etmekte, istediği yeri kana bulamakta, istediği zaman soykırım yapabilmektedirler. İsrail bir yerde son asrın soykırımını gerçekleştirirken aynı zamanda da ABD nin tetikçiliğini yapmaktadır.
Çünkü; ABD bırakın İsrail’in soykırımını kınamayı, destek bile çıkmaktadır. ABD den gelen resmi açıklamaya bakınız. neymiş efendim; “Filistin halkının geleceğinde rol oynamak istiyorsa Hamas terörist faaliyetlerini bitirmeli” imiş…
Kadın erkek, genç ihtiyar ve kundaktaki bebekleri bile acımadan katleden İsrail’in, yaptığı soykırım ile ilgili, Başbakan Olmert de yaptığı açıklamada; ''Filistin halkıyla değil Hamas ile savaşıyoruz'' ifadesini kullanarak hayasızlıklarına hayasızlık, zalimliklerine zalimlik katmaya devam etmektedir.

Zalimler zalimliklerini her fırsatta yapacaktır, önemli olan mazlumların, haklıların, Hakk’ı savunanların özelikle de Müslüman’ın duracağı saftır. Sergileyeceği duruştur, tavırdır. Eğer bir avuç zalimin karşısında insanlıktan nasibi olanlar birlik olsalardı, yaşadığımız dünya bugün bu halde olmazdı. Sadece zalimler değil, zalimin zulmü karşısında suskunluk sergileyenler de er ve geç cezalarını ödeyeceklerdir. İlahi adalet elbet bir gün tecelli edecektir…

Hak dinden sapan, Allah’ın laneti ile lanetlenen Yahudi ve Hıristiyanların insanlığa dost olması asla mümkün değildir. Onlar fırsat bulduğu her an insanlığı katletmek için hesaptadırlar, tuzaktadırlar…
Yüce Kitabımız Kur’an bizleri onlara karşı çok net bir şekilde uyarmasına rağmen hoşgörü ve diyalog adına Allah’ın ayetleri ile oynanarak, dost olmaları imkansız olanlar bize dost muş gibi gösterilmeye çalışıldı. Medeniyetler ittifakı adı altında tezat organizasyonlarla Müslümanlar tuzağa düşürüldü. Neticede de gelinen nokta meydandadır…

Ne buyurmuştu yüce Allah(cc);
“Sen dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar... Eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.” (Bakara/120)
“Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır.”
(Mâide /51)

Şimdi ey Müslümanlar imanınızı tekrar gözden geçirin…
Kim dost, kim düşmanmış; onu iyi belleyin…
Allah’ın düşmanlarıyla dost olanları, içimizdeki taşeronlarını, aymazlarını iyi tanıyın…
Asrın soykırımını da gece gündüz düşünüp, kendinizi derin bir muhasebeye çekiniz.
Kendinizi mazlum Filistinlinin yerine koyunuz. Paramparça olan bedenlerinin sizden birine, evladınıza, kardeşinize, eşinize, dostunuza ait olduğunu düşünün… Allah için yapın bu muhasebeyi…
Onlarla olamıyorsunuz, bari duacı olun, göz yaşı dökün, insan olmanın gururunu böylece yaşayın.
Allah’ın dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olunuz, ki felaha eresiniz…
Allah’ın laneti zalimlerin, rahmeti ise inanan mazlumların üzerine olsun. Amin.

Uğur Kepekçi--TUNALIM..